KIYAMET ALÂMETLERİNDEN DECCAL – Hz.İSA (a.s.) – Mehdi Aleyhisselam

KIYAMET ALÂMETLERİNDEN DECCAL – Hz.İSA (a.s.) – Mehdi Aleyhisselam

Onlar, kıyametin kendilerine ansızın gel mesinden başka bir şeyi beklemiyorlar. İşte muhakkak onun alametleri gelmiştir. Artık onlara geldiği vakit düşünmelerinin ne faydası ola cak. (Muhammed 18)

Bu ayeti kerimenin izahında Celaleyn tefsi-rinin haşiyesi Cemel’de, Huzeyfe (Radıyellahu anhu) hadisi şerifi zikredilmiştir. Bu hadisi şerifte Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kıyamet alametlerini şu şekilde beyan etmiştir:

Huzeyfe İbni Esedil Gıfari’den, şöyle söylediği rivayet edildi: Biz oturmuş Resulullah’ın odasının gölgesinde konuşuyorduk. Kıyametten bahsettik. Seslerimiz yükseldi. Resulullah (Sallalla hu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet asla kaim olmaz, taki ondan evvel on alamet bulunmadıkça.

Güneşin battığı yerden doğması, Dâbbetül arz’ın çıkması, Ye’cüc-Me’cüc’ün çıkması, Deccal, Meryemoğlu İsa’nın inmesi, Duman, Batı-doğu arapyarımadası’nda üç yer batması. Bunların sonuncusu Yemen’de Aden derinliklerinden bir ateşin çıkmasıdır. İnsanları mahşere sevkeder.

(Ebu Davud)

*******************

MEHDİ (Aleyhisselam) HAKKINDAKİ HADİSİ ŞERİFLER

Abdullah’tan (Radıyellahu anhu) rivayet edildiki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dünyada bir günden başkası kal -masa, elbette Allah o günü uzatır, taki o günde benden veya ehli beytimden bir adamı gönderir. İsmi benim ismime uyar, babasının ismi babamın ismine uyar.

Yeryüzünü, zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve doğrulukla doldurur.” (Ebu Davud)

*******************

Ali (Radıyellahu anhu) dan rivayet edildiki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Zamandan bir günden başka kalmasa da elbette Allah, ehli beytimden bir adam gönderir. Zulümle dolduğu gibi, yeryüzünü adaletle doldurur. (Ebu Davud)

*******************

Ebu Hureyre’den (Radıyellahu anhu) riva yet edildiki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dünyadan bir günden başka kalmasa da elbette Allah o günü uzatır, hatta ehli beytimden bir adam, Deylem dağına ve Kostantıniyye’ye (İstanbul) sahip olur.”

(İbni Mace)

*******************

SİYAH BAYRAKLILAR

Alkame’den, o da Abdullah’tan (Radıyellahu anhuma) rivayet edildiki birara biz Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) yanında idik. Birden Haşim oğullarından bir genç topluluğu geldi. Resulullah onları görünce gözleri yaşla doldu, rengi değişti. Dedimki ‘Yüzünde hoşlanmadığımız şeyi görmemiz nedendir?’

Buyurduki “Muhakkak biz Ehli beytiz. Allah bizim için, dünya üzerine ahıreti seçti. Muhak kak ehli beytim benden sonra belalar, kovulmak ve sürgünlere kavuşacak. Taki bir kavim doğu tarafın dan gelecek. Onlarla birlikte siyah bayraklar vardır. Hayrı (imameti) isterler, onlara verilmez. Bu yüzden savaşırlar, yardım olunurlar (Galip gelir ler) İstedikleri onlara verilir de onu kabul etmez ler. Onu ehli beytimden olan bir adama verirler.

Yeryüzü zulümle dolduğu gibi onu adaletle doldurur. Sizden her kim bu vakte yetişirse, kar üzerinde sürünerek olsa da onlara katılsın,”

(İbni Mace)

*******************

Abdulah’tan (Radıyellahu anhu) rivayet edil diki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ehli beytimden bir adam gelmedikçe kıyamet kopmaz. İsmi, ismime uyar. (Ahmed)

*******************

Abdulah’tan (Radıyellahu anhu) rivayet edil diki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Günler bitmez veya zaman tükenmez, taki Araplara ehli beytimden olan bir adam hakim olmadıkça. İsmi, benim ismime uyar.” (Ahmed)

*******************

Ebu Said el Hudri (Radıyellahu anhu) Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Ehli beytimden olan alnı açık, haya sahibi bir adam (dünyaya) hakim olmadıkça kıyamet kopmaz. Daha evvel zulümle dolduğu gibi yeryüzünü adaletle doldurur. Yedi sene daim olur. (Ahmed)

*******************

MEKTUBATI RABBANİ’DE

KIYAMET ALAMETLERİ VE MEHDİ

Peygamberimizin haber verdiği kıyamet alametlerinin hepsi haktır. Onlarda meydana gelmeme ihtimali yoktur.

Adetin hılafına, batıdan güneşin doğması.

Mehdi (Aleyhisselam)’nin zuhuru.

Ruhullah İsa (Aleyhisselam)’nın gökten inmesi.

Deccal’ın çıkması.

Ye’cüc ve Me’cücün çıkması.

Dâbbetül arzın çıkması.

Sonra bir dumanın ortalığı kaplayıp, onları elim bir azabla azablandırması.

Sıkıntıdan insanlar şöyle der: “Ey Rabbimiz! Bizden azabı kaldır, biz mü’minleriz.”

Son alamet, Aden tarafından çıkan bir ateş tir. (bu ateş insanları mahşere sürecek.)

Cahillikten dolayı bir cemaat, Hindistan ehlinden mehdilik iddia eden birisinin Mehdi olduğunu zanetti. Onlara göre Mehdi geçti ve öldü, kabrinin “Kurre” denilen bir yerde olduğunu söyle diler. Halbuki şöhret ve tevatürü manevi derecesi ne ulaşan sahih hadisi şerifler bu taifeyi yalanlıyor. Zira Efendimiz, Mehdi için alametler beyan etti. Bu alametler o iddia edilen şahısta yoktur.

Hadisi Nebevi’de şöyle geldi: “Mehdi çıkacak ve başının üzerinde bir parça bulut olacak, içinde bir melek şöyle nida edecek “şu şahıs Mehdi’dir, ona tabi olun.”

Yine Efendimiz buyurdu ki “Yeryüzünün tamamının maliki dört tanedir. Zülkarneyn ve Süleyman mü’minlerdendir. Nemrud ve Buhtunnasır kafirlerdendir. Yeryüzüne ehli beytim den olan beşinci bir şahıs malik olacaktır.” (Bu Mehdidir.)

Efendimiz buyurdu: “Benim ehli beytimden bir adamı Allah göndermedikçe dünya yok olmaz, onun ismi ismime uyar, babasının ismi babamın ismine uyar, zulum ve haksızlıkla dolduğu gibi yeryüzünü doğruluk ve adaletle doldurur.”

Hadisi şerifte “Eshabı Kehf Mehdinin yardımcılarıdır” şeklinde buyuruldu.

İsa (Aleyhisselam) Mehdinin zamanında ine cek, Mehdiye, Deccalı öldürmekte yardım edecek, saltanatının zahir ve (galib) olduğu zamanda ramazanın ondördünde güneş tutulacak ve ayın evvelinde ay tutulacak, bunlar normal adetin ve münec cimlerin hesabının hılafına olacak.

İnsaf nazarıyla bakmak lazım, şu alametler o bahsedilen şu ölü şahısda var mı yok mu (yok.) Mehdi’nin, Efendimiz tarafından haber verilen diğer pek çok alametleri vardır. Şeyh İbni Hacer, Mehdinin alametleri beyanında bir risale yazdı ki o alametler ikiyüze ulaşıyor.

**********************

Ebu Hureyre (Radıyellahu anhu) şöyle dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Davaları bir olan iki gurup savaşmadıkça kıyamet kopmaz.” (Buhari)

******************

Ebu Hureyre (Radıyellahu anhu) şöyle dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “İki gurup savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Aralarında büyük ölümler olur. Davaları birdir. Otuz taneye yakın yalancı Deccallar gönderilmedikçe kıyamet kopmaz. Bunlardan herbiri, kendini Allah’ın Resulu zanneder.” (Buhari)

*******************

DECCAL

Nevvas ibni Sem’an el Kelbi’den söyle demiştir. ‘Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Deccalı zikretti ve şöyle buyurdu “Ben içinizde iken Deccal çıkarsa ben onunla mücadele ederim, siz değil. Ben yok iken çıkarsa, kişi nefsini müdafaa edecektir. Allah, her müslüman üzerine vekildir.

Sizden herkim Deccala kavuşursa, Kehf suresinin başını (on ayeti) ona karşı okusun. Onlar sizi Deccalın fitnesinden korur.”

Dedikki ‘Dünyada kalması ne kadardır?’ Buyurduki ”Kırk gün. Bir günü bir sene gibidir. Bir günü, bir ay gibidir. Bir günü, Cuma gibidir. Diğer günleri, sizin günleriniz gibidir. “(Takriben 424 gün)

Dedikki ‘Ya Resulellah! Şu bizim senemiz gibi olan günde, bir gün ve gecelik namaz bize yetermi?’ Buyurduki ”Hayır. Onun miktarını takdir edin. (Vakitlere taksim edin.)

Sonra Meryemoğlu İsa (Aleyhisselam), doğu Dimaşk’ta (Şam) beyaz minarenin yanına inecektir. Deccali Lüddi kapısında yakalayacak ve öldürecektir.” (Ebu Davud)

*******************

Salimden, o babasından şöyle rivayet etti ‘Hayır, vallahi Resulullah, İsa için kırmızıdır deme di. Fakat şöyle buyurdu “Birara ben uyuyordum. Rüyamda Kabe’yi tavaf ediyorum. Kıvırcık saçlı bir adam, iki kişi arasında salınarak yürüyordu. Başından su damlıyordu veya başı su akıtıyordu. Bu kimdir? dedim. Dedilerki Meryemoğlu İsa’dır. Yürüyüp gittim. Birden bir kırmızı ve cüsseli bir adam, başı kıvırcık, sağ gözü kör. Sanki gözü üzüm salkımı (gibi sarkmış) Dedimki “Bu kimdir? Dedilerki ‘Bu Deccaldir’ İnsanların ona en çok benzeyeni İbni Katan’dır.” Zühri derki: Huzaa kabilesinden olan bir kişidir. Cahiliyye döneminde ölmüştür. (Buhari)

*******************

HAK TAİFE

Cabir ibni Abdullah derki Resulullah (Sallal lahu aleyhi ve sellem)‘in şöyle buyurduğunu işittim. “Ümmetimden bir taife, hak üzere savaş maktan zail olmayacaktır. (Hak üzere devam edecekler.) Kıyamet gününe kadar üstün olacaklar dır.”

Şöyle buyurdu: “Meryemoğlu İsa (Aleyhisse lam) inecektir. (Mü’minlerin) Emiri derki ‘Gel, bize namaz kıldır.’ (İsa) Derki ‘Hayır. Muhakkak sizin bazının, Allah’ın bu ümmete olan ikramı ile bazınız üzerine emirlersiniz.’ (Müslim)

*********************

Ebu Hureyre’den rivayet edildiki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Rum (hıristiyan ordusu) A’mak veya Dâbık’a inmedikçe kıyamet kopmaz. Onlara karşı, Medine’den o vakitte yeryüzü müslümanlarının en hayırlılarından olan bir ordu çıkar. Karşılıklı saf olunca, Rumlar derki ‘Bizim ile bizden esir alanların arasını serbest bırakın ki onlarla savaşalım’

Müslümanlar ‘Hayır! Vallahi sizin ile kardeş lerimizin arasını asla serbest bırakmayız.’ Onlarla (Rumlarla) savaşırlar. Ordunun üçte biri hezimete uğrar. (kaçar) Allah, onların ebediyyen tevbesini kabul etmez. Ordunun üçte biri şehid olur. Allah katında en faziletli şehidler bunlardır. Üçte biri savaşı kazanır. Bunlar ebediyyen fitnelenmezler (asi olmazlar) Kostantiniyye’yi (İstanbul’u) feth ederler.

Onlar, kılıçlarını zeytin ağaçlarına astıkları halde ganimetleri taksim ederlerken, içlerinde şeytan nida ederek ‘Mesih Deccal arkanızdan ehlinize musallat oldu’ der. Yola çıkarlar, halbuki bu söz batıldır.

Şam’a vardıklarında Deccal çıkmış olur. Bir de onlar savaşa hazırlanıp saf olduklarında namaz için kamet edilir. Meryemoğlu İsa (Sallallahu aleyhi ve sellem) gökten iner. Onlara namaz kıldırır.

Allahın düşmanı (Deccal) onu görünce tuzun suda eridiği gibi erir. Şayet onu kendi haline bıraksaydı elbette eriyip helak olurdu, fakat Allahu Teala O’nun elinde Deccal öldürür. Onlara kanını, süngüsünde gösterir.”

*******************

DECCALIN DOLAŞMASI

Nevvas ibni Sem’an’dan (Radıyellahu anhu) şöyle dediği rivayet edildi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün kuşluk vaktinde Deccal’i anlattı, hakkında hem küçümseyici, hem de mühimsenecek şeyler söyledi. Hatta onu hurma taifesi arasında zannettik. Sonra kendisine gittiğimizde, bizdeki üzüntünün farkına vardı ve:

Neyiniz var? Diye sordu.

Ey Allahın Resulü, Deccal’dan söz ettin; hakkında hem küçümseyici, hem de mühimsene cek şeyler söyledin. O kadar ki onu hurmalıklar taifesi arasında zannettik, dedik.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem):

Bana sizin için Deccaldan başkası daha korkuludur, dedi. Çünkü Deccal, ben aranızda iken çıkarsa, tek başıma onunla davalaşır ve iddiasını iptal ederim. Ben, aranızda yokken çıkarsa, herkesin bizzat kendisi davalaşmak zorundadır ve her müslüman için Allah, benim vekilliğimi yapar.

Deccal, genç ve çokça kıvırcık saçlıdır, bir gözü kördür. Onu, Katanoğlu Abdül Uzza’ya sanki benzetiyorum. Kim, sizden ona yetişirse, Kehf suresinin ilk on ayetini okusun. O, Şam ile Irak arasındaki bir yerden çıkacaktır. Sağı, solu fesada boğacak, ey allahın kulları (hak’ta) sabit olunuz! buyurdu.

Ey Allahın Resulu! Deccal yeryüzünde ne kadar kalacaktır? Diye sorduk.

Kırk gün, fakat onun bir günü, bir sene, bir günü bir ay, bir günü de Cuma gibi, öteki günleride, sizin bu günkü günleriniz gibidir, dedi.

Ey Allahın Resulu! Bir sene gibi olan o günde, bir günün namazı bize kafi gelecek mi? Diye sorduk.

Hayır, onu takdir ederek (her 24 saatte beş vakit namaz kılmak suretiyle) hesablayın.

Onun yer yüzündeki hızı ne olacak? Dedik.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: hızlı rüzgarlı yağmur gibi. Bir kavme gelecek. Onları davet edecek. Onlar da kendisine iman edip davetine koşacaklar. Göğe emir edecek, gök yağmur yağdıracak, yere emir edecek, yer bol bol bereketlerini çıkaracak, insanla rın hayvanları, meraları, cüsseleri en güzel şekilde, memeleri sütle dolu olduğu halde döneceklerdir.

Sonra Deccal bir başka kavme gelecek. Onları davet edecek. Onlar ise onun davetini kabul etmeyecekler. Deccal da onlardan yüz çevirip gidecek. Ve onlar hemen büyük bir kıtlığa maruz kalıp ellerinde ne varsa bir şeyleri kalmayacak.

Deccal bir harabeye uğrayacak ve: “definele rini çıkar” diyecek. Defineler, arı oğulu gibi arkasından gelecekler. Sonra gençlikle dolup, taşan birini çağıracak. Onu, kılıç darbesi ile iki parçaya bölecek. Sonra bunu çağıracak ve bu dirilip, güler yüzle kendisine gelecektir.

Deccal bunları yaparken Allah, Meryemin oğlu İsa (Aleyhisselam) yı gönderecek.

İsa (Aleyhisselam) iki elbise içinde, ellerini iki melek kanatları üzerine koymuş olarak Dimaşk doğusunda, Minare-i Beyza (Beyaz Minare) denilen yere inecek. Başını eğdiği vakit su damlaya cak, kaldırdığı vakitte inci daneleri gibi su damlaları dökülecektir. Nefesinin kokusunu duyan her bir kafir, derhal ölecektir. Nefesi ise, gözünün gördüğü yere kadar yayılmaktadır.

İsa (Aleyhisselam) derhal Deccalı arayacak ve onu Lüddi denilen (Beyti Mukaddes yakınlarında) bir beldede kendisini yakalayıp öldürecektir.

Sonra İsa’ya (Aleyhisselam), Allahın kendilerini Deccal’den koruduğu bir kavim gelecek, İsa (Aleyhisselam) onların yüzlerini mesh edecek ve cennetteki derecelerini anlatacaktır.

İsa (Aleyhisselam) bu durumda iken Allah, kendisine “Ben kimsenin kendileri ile savaşmayıp öldüremeyeceği bir takım kullarımı ortaya çıkardım, sana tabi durumda olan kullarımı Tur dağına çıkar ve bunlardan koru” diye emredecek ve Allah, Ye’cüc ve Me’cüc’ü, her tepeden sürate iner oldukları halde gönderecek.

İlk önde gelenler, Taberiyye gölüne uğrayacak ve bütün suyunu içecekler. Arkalarındakiler gelince “burada bir defa su vardı” diyecekler.

İsa (Aleyhisselam) ile ona tabi olan mümin ler muhasarada kalmış olacaklar. O kadar ki, onlar için bir öküz başı, sizin için bu günki yüz dinardan daha değerli olacaktır. Allahın peygamberi İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları Allaha dua edecekler, Allah da onların (Ye’cüc ve Me’cüc) boyunlarına negaf denilen bir kurt gönderecek ve tek kişi gibi hepsi öleceklerdir.

Sonra İsa (Aleyhisselam) arkadaşları ile Tur’dan inecekler ve yeryüzünde onların kokmuş pisliklerinin doldurmadığı bir yer bulamayacaklar. İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları Allah’a dua edecekler. Allah da, Horasan develerinin boyunları gibi bir takım kuşlar gönderecek, bunların kokmuş cesedlerini taşıyıp Allahın dilediği tarafa atacaklar dır. Sonra Allah bir yağmur gönderecek ki, bu yağmurdan ne çadırlar, ne de binalar kendini koru yamayacaktır. Yağmur yerleri ayna gibi yapıncaya kadar yıkacaktır.

Sonra yere:

“Bitir meyvelerini, çıkart bereketlerini” denilecek. Ve o gün cemaat narlardan yiyecekler ve kabukları ile gölgenecekler. Hayvanlarına öyle bereket verilecek ki, devenin sütü bir cemaata yetecek, ineğin sütü bir kabileye, koyunun sütü de insanların bir mahallesine yetecektir.

İnsanlar bu halde iken; Allah, hoş bir rüzgar gönderecek, bu rüzgar insanları koltuk altla rından alıp, her mü’min ve müslimin ruhunu alacaktır. (Dünyada) yalnız yabani eşekler gibi, birbirine girmiş olduğu halde bulunan kötü insanlar kalacak tır. Ve, kıyamet de bunlar üzerine kopacaktır.

(Müslim)

DECCAL NE KADAR KALIR

Urve İbni Mes’ud es Sakafi derki, Abdullah ibni Amr’ı işittim, ona bir adam geldi ve ‘Şu sözler nedir ki kıyamet şöyle şöyle kaim olacak dersin’

Bunun üzerine (Urve) Subhanellah, lailahe illellah veya buna benzer bir kelime söyledi. Muhakkak ebediyyen hiç kimseye bir şey söyleme meyi kast ettim. Ancak ben dedimki muhakkak siz, az zaman sonra büyük işler göreceksiniz. Beyt yarılacak, şöyle şöyle olacak…

Sonra dediki ‘Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Deccal, ümmetim içinde çıkacak, kırk kalacak. Kırk aymı, günmü, senemi dediğini bilmiyorum. Allah, Meryemoğlu İsa’yı gönderecek. Sanki O, Urve ibni Mes’ud gibidir. (Ona benzer) Deccali arar ve onu helak eder.

Sonra insanlar, iki kişi arasında düşmanlık olmayan yedi sene beklerler. Sonra Allahu Teala Şam tarafından soğuk bir rüzgar gönderir, yeryü zünde kalbinde hayırdan veya imandan zerre ağırlığı bulunan hiçkimse kalmaz, ancak hepsinin ruhu alınır. Öyleki sizden biri dağın içine girse elbette onun üzerine gelir ve ruhunu alır.

(Urve) Derki, bunu Resulullah’tan (Sallalla hu aleyhi ve sellem) işittim. Şöyle buyurdu: “İnsan ların en şerlileri kalacak. Ma’rufu bilmezler, çirkini inkar etmezler. Şeytan onlara şekillenerek gelir ve derki ‘İcabet etmeyecekmisiniz?

Derlerki: Ne emrediyorsun? Onlara putlara ibadeti emreder. Onlar bu halde iken rızıkları bol, geçimleri güzeldir.

Sonra Sur’a üfürülür. Onu işiten ilk kişi, deve havuzunu sıvarken düşüp ölür. Bütün insanlar ölür.

Sonra Allahu Teala bir yağmur gönderir, sanki o çisedir veya gölgedir. Bütün insanların cesedleri bundan dolayı yerden biterler. Sonra Sur’a diğer bir üfürüşle üfürülür ve birde bütün insanlar ayakta bakıp dururlar.

Sonra denilir: ‘Ey insanlar! Rabbinize doğru gelin. ’Onları durdurun, zira onlar mes’uldürler.’

(Buhari)

*******************

DECCALİN VASIFLARI

İmamı Mücahid’den şöyle rivayet edildi, biz İbni Abbas (Radıyellahu anhuma) nın yanında idik. Deccalı konuştuk. Bize dedi ki “Muhakkak onu iki gözü arasına kafir yazılmıştır.” (Buhari)

*******************

Abdullah derki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün insanların ortasında Mesih Deccalı anlattı ve şöyle buyurdu: “Muhakkak Allah kör değildir. Ancak Mesih Deccal sağ gözü kördür. Sanki gözü üzüm salkımı gibi sarkmış.

Bir gece uykumda kendimi Kabe’de gördüm. Bir de Baktım ki insanların en güzellerinden olan bir adam, saçları iki omuzu arasında sarkmış ve düzgün taranmış. Başından su damlıyor. Ellerini iki kişinin omuzlarına koyduğu halde beyti şerifi tavaf ediyordu.

Dedim ki bu kimdir? Dediler ki bu Meryem oğlu Mesih İsa’dır.

Sonra ötesinde başka bir adam gördüm ki kıvırcık ve kısa saçlı, sağ göz kör, sanki gördükle rim arasında en çok İbni Katan’a benziyor. İki elini bir adamın iki omuzuna koymuş olduğu halde beyti şerifi tavaf ediyor.

Dedim ki; Bu kimdir? Dediler ki ‘Mesih Deccaldır.’ (Buhari)

******************

İbni Ömer (Radıyellahu anhu) den rivayet edildiki şöyle demiştir. Biz, veda haccında kendi aramızda konuşuyorduk. Halbuki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) henüz aramızda idi. Bunun veda haccı olduğunu bilmiyorduk. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Allaha hamd ve sena etti, sonra Mesih Deccal’ı anlattı. Onun hakkında sözü uzattı.

Ve buyurdu ki Allahu Teala hiçbir peygamber göndermedi ki onlar ümmetini Deccal’den korkutmamış olsun. Nuh ve ondan sonraki peygamberler (ümmetlerini Deccal’den) korkutmuştur.

Muhakkak deccal içinizde çıkar. Onun durumu sizin üzerinize gizli kalmaz. Muhakkak rabbiniz, sizin üzerinize gizli değildir. (bunu üç kere tekrar etti.)

Muhakkak rabbiniz kör değildir. Muhakkak Deccalın sağ gözü kör olup sanki sarkmış üzüm gibidir. Dikkat edin! Allah kanlarınızı, mallarınızı şu günün, şu beldenizin, şu ayınızın hürmeti gibi haram etmiştir. Dikkat edin! Tebliğ ettim mi? Dediler ki evet. Buyurdu ki Allahım şahid ol! (bunu üç kere tekrar etti.) Yazıklar olsun, bakın benden sonra küfre dönmeyin. Bazınız bazınızın boynunu vurmasın.” (Buhari)

*******************

RESULULLAH’IN DUASI

Enes İbni Malik (Radıyellahu anhu) derki Muhakkak Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dua ederdi “Ey Allahım! Cimrilikten, tenbellikten, erzeli ömürden, kabir azabından, Deccalın fitnesinden, hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım.” (Buhari)

*********************

Aişe (Radıyellahu anha) validemiz derki Resu-lullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle derdi.

“Allahım! Cehennemin fitnesinden, cehen nem azabından, kabir fitnesinden, kabir azabından, zenginliğin şerrinden, fakirliğin fitnesinin şerrin den sana sığınırım. Allahım! Mesih Deccalın fitnesinin şerrinden sana sığınırım. Allahım! Kalbimi kar ve dolu suyu ile yıka. Kalbimi beyaz elbise kirlerden pak edildiği gibi hatalardan pak eyle. Benimle hatalarım arasını, doğu ile batı arasını uzak ettiğin gibi uzak eyle. Allahım! Tenbellikten, günahtan ve borçtan sana sığınırım.” (Buhari)

*******************

DECCAL, MEKKE VE MEDİNE’YE GİREMEYECEK

Ebi Bekrete (Radıyellahu anhu) Resulullahtan şöyle rivayet etti. “Medine’ye, Mesih Deccalın korkusu girmeyecek. O vakitte Medine’nin yedi kapısı olup, herbir kapı üzerinde iki melek buluna caktır.” (Buhari)

*******************

Ebu Said derki, bir gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bize Deccal hakkında uzun konuştu. Şöyle buyurdu:

“Deccal gelir. Halbuki Medine’nin kapılarından girmesi ona haram edilmiştir. Medine’nin yakınındaki çorak araziye iner. O vakitte insanla rın en hayırlısı olan bir kişi, ona doğru çıkar ve derki ‘Ben şahitlik ederim ki sen Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) bahsettiği Deccalsın.’

Deccal der ki, söyleyin bakayım eğer bu adamı öldürürsem, sonra onu diriltirsem benim işimde şüphe edermisiniz? Etrafındakiler derki ‘Hayır.’

Deccal o kişiyi öldürür, sonra diriltir. O kişi der ki ‘Allaha yemin olsun ki bu gün senin hakkındaki basiretim daha şiddetli oldu. (Senin deccal olduğunu şimdi daha iyi anladım)’Deccal onu öldürmek isteyecek fakat ona güç yetireme yecek.” (Buhari)

*******************

YALANCI DECCALLER

Ebu Hureyre’den (Radıyellahu anhu) Müslim ibni Yesar şöyle işitmiştir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu “Ahır zamanda yalancı deccallar olacaktır. Sizin ve babalarınızın işitmediği söylerle size geleceklerdir. Sakının, onlarıda sakındırın. Sizi saptıramazlar, sizi fitnelen diremezler.” (Buhari)

*******************

KABUL EDİLEN İMANIN VAKTİ

Ebu Hureyre (Radıyellahu anhu) şöyle dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki “Üç şey çıktıkları vakitte kişiye daha evvel iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamışsa artık iman etmesi fayda vermez. Güneşin batıdan doğması, deccalın ve dabbetül arzın çıkması.”

(Buhari)

*******************

MEDİNE SALLANACAK

Enes İbni Malik (Radıyellahu anhu) derki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Deccal gelip Medine’nin yakınına konaklar. Sonra Medine üç kere sallanır. Her bir kafir ve münafık olan çıkıp deccalın yanına gelir.” (Buhari)

*******************

DECCALDEN NASIL KORUNURUZ

Ebud’Derda (Radıyellahu anhu) dan rivayet edildiki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her kim Kehf suresinin evvelin den on ayet ezberlerse Deccaldan muhafaza edilir.” (Müslim)

*******************

DECCALİN NEHİRLERİ

Huzeyfe’den (Radıyellahu anhu) rivayet edildi ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Ben Deccal ile birlikte bulunan şeyi en iyi bilirim. Onunla birlikte akan iki nehir vardır. İkisinden biri göz görmesi ile beyaz sudur. Diğeri göz görmesi ile tutuşmuş ateştir. Sizden biri onu idrak ederse, ateş olarak gördüğü nehre gelsin, gözünü yumsun. Sonra başını eğerek ondan içsin. Zira o, soğuk sudur.

Muhakkak Deccal, gözü mesh edilmiştir (kördür) Üzerinde kalın bir tabaka vardır. İki gözü arasında ‘kafir’ yazılıdır. Yazı bilen veya bilme yen her mü’min bunu okur. (Müslim)

*********************

Ukbe İbni Amir Huzeyfe’ye (Radıyellahu anhu) dedi ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) den işitmiş olduğun şeyleri bize haber vermeyecek misin?

Dedi ki ben şöyle buyurduğunu işittim. “Muhakkak Deccal ile beraber çıktığı vakitte su ve ateş bulunacak. İnsanların ateş olarak gördüğü şey soğuk sudur. İnsanların su olarak gördüğü şeyde yakıcı ateştir. Sizden her kim ulaşırsa ateş olarak gördüğüne gitsin. Zira o tatlı ve soğuk sudur.”

(Buhari)

*****************

DECCALE KARŞI ÇIKAN MÜ’MİN

Ebu Said el Hudri’den (Radıyellahu anhu) rivayet edildiki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu “Deccal çıkar, onun karşısı na mü’minlerden bir adam çıkar. Deccalin silahlı muhafızları onun karşısına çıkar ve nereye (gitmek) istiyorsun? derler. Mü’min derki ‘Şu çıkmış olan kişiyi kast ediyorum’ Muhafızlar ona derki ‘Rabbimize iman etmiyormusun?’ Mü’min derki ‘Rabbimizin gizli bir tarafı yoktur.’ Muhafız lar ‘Onu öldürün’ derler. Bazıları diğerlerine derki ‘Rabbiniz kendinden habersiz hiç kimseyi öldürmekten sizi nehyetmedimi?’ (Ebu Said) Derki ‘Onu Deccal’e götürürler.

Mü’min onu görünce, ‘Ey insanlar! Şu, Resu lullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) bahsettiği Deccaldir’ der. (Ebu Said) Derki; Deccal derki: ‘Onu tutun, onu ikiye yarın.’ Sırtı ve karnı sopa ile dövülür. (Ebu Said) Derki; Deccal ona derki ‘Bana iman etmeyecekmisin’ (Ebu Said) Derki: Mü’min ‘Sen yalancı Mesihsin’ der. Deccal emreder testere ile iki parçaya yarılır, hatta iki ayak arası ayrılır. (Ebu Said) Derki sonra Deccal iki parça arasında yürür, sonra ona ‘Kalk’ der. Sapasağlam ayağa kalkar. Sonra ona derki ‘Bana iman etmeyecekmisin?’ Mü’min derki ‘Ancak senin hakkında basiretim arttı’ Sonra derki ‘Ey insanlar! Bu, benden sonra insanlardan hiç kimseye bir şey yapamaz’ (Ebu Said) Derki Deccal onu kesmek için yakalar, boynundan köprücük kemiğine kadarki kısmı bakır yapılır, artık ona güç yetirmeye yol bulamaz.

(Ebu Said) Derki Deccal onu iki eli ve ayağından tutar ve atar. İnsanlar onu ateşe attığını zanneder. Ancak o, cennete atılır. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki ‘Alemlerin Rabbi indinde şehadet bakımından insanların en faziletlisi bu kişidir.’ (Müslim)

****************

DECCAL ZİNCİRLE BAĞLIDIR

Resulullah’ın münadisi insanları namaz için çağırmıştı. Resulullah ile birlikte kıldık. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) namazı bitirince minber üzerine oturdu. Tebessüm ettiği halde idi. Sonra buyurdu ‘Bilirmisiniz sizi niçin buraya topla dım?’ Dedilerki ‘Allah ve Resulü daha iyi bilir.’ Buyurduki ‘Allaha yemin olsun ki sizi rağbetlendir mek veya korkutmak için toplamadım. Fakat sizi şunun için topladım ki Temimid Dari, hıristiyan bir adamdı. Gelip biat ederek müslüman oldu. Bana bir haber getirdiki ben daha evvel size Mesih Deccal hakkında söylediklerime tam uygundur. Temim haber verdiki kendisi Lahm ve Cüzam (kabilelerinden olan) otuz kişi ile birlikte denizde bir gemiye binmişlerdi.

Denizde dalgalar onlara bir ay oyun oynamış, sonra denizde güneş batarken bir adaya çıkmışlar. Adaya girmişler. Karşılarına çok kıllı bir hayvan çıktı. Kılların çokluğundan önü ve arkası belli değildi.

— Ona dedilerki ‘Vay sana! Sen kimsin?’ Hayvan ‘Ben Cessâseyim’ (haberci) dedi. Dediler ki ‘Cessase nedir?’

— Dediki ‘Ey kavim! Şu manastırdaki adama gidin. Zira o, sizin haberinize arzuludur.’

Temim derki ‘Bize bir adamı söyleyince onun Şeytan olmasından korktuk.’ Sür’atle gittik, taki manastıra girdik. Birde baktıkki orda, asla görmediğimiz büyük bir insan gördük. İki eli boynuna sımsıkı bağlı, iki dizi topuklarına kadar demirle kelepçelenmiş. Dedikki ‘Vay sana! Sen kimsin?’

— Dediki ‘Muhakkak benim haberime ulaştınız. Bana haber verin, sizler kimsiniz?

Dedikki ‘Biz, Araplardan bir takım insanla rız, denizde gemiye bindik. Denizin dalgalı vaktine tesadüf etmişiz, dalgalar bizimle bir ay oynadı. Sonra senin adana çıktık. Yakınına oturduk ve adaya girdik. Bizi, kılları çok olup önü arkası belli olmayan bir hayvan karşıladı. Ona dedikki ‘Vay sana. Sen kimsin? Dediki ‘Ben Cessaseyim’ Dedikki ‘Cessase nedir?’ Dediki ‘Şu manastırdaki adama gidin. Zira o, sizin haberinizi arzu eder.’ Ondan korkup sür’atle sana geldik. Senin şeytan olmandan emin değildik.

(Bağlı) Adam dediki: Beysan hurmalığından bana haber verin?

Dedikki ‘Hangi şeyini öğrenmek istersin?

ـــــ Hurmalarından soruyorum. Meyva veriyor mu?

ـــــ Evet., dedik.

ـــــYakında meyva vermemesi umulur., dedi. Taberiye gölünden haber verin dedi.

Hangi şeyinden haber soruyorsun? Dedik.

ـــــ Onda su varmı? Dedi.

ـــــ Onun suyu boldur. Dedik.

ـــــ Yakında suyunun yok olması umulur, dedi. Bana Zuğar kaynağından haber verin? Dedi.

ـــــ Hangi şeyini öğrenmek istersin dediler.

ـــــ Kaynakta su varmı? Ahalisi kaynak suyu ile ekin ekiyormu? Dedi.

ــــــ Evet, kaynağın suyu çok, suyundan ahalisi ekin ekiyor, dedik.

ــــــ Bana Ümmi Peygamberden haber verin, ne yaptı? Dedi.

ــــــ Dedikki ‘Mekke’den çıktı, Yesrib’e (Medine) hicret etti.

ــــــ Araplar onunla savaştı mı? Dedi.

ــــــ Evet, dedik.

ــــــ Onlara nasıl yaptı? Dedi.

ــــــ Ona, Araplardan etrafında olanlara galip geldiğini ve ona itaat ettiklerini anlattık.

ــــــ Bu oldumu? Dedi.

ــــــ Evet, dedik.

ــــــ Bu onlar için daha hayırlıdır, dedi.

Kendimden size haber vereyim.

Ben Mesihim, (Deccal). Bana yakında çıkmam için izin verilmesini umarım. Çıkarım ve yeryüzünde dolaşırım. Mekke ve Taybe (Medine) hariç kırk gece içinde inmedik bir belde bırak mam. Bu iki belde bana haram edilmiştir. Onlar dan birine ne zaman girmek istesem elinde keskin kılıç olan bir melek beni ordan men eder. Onun herbir kapısı üzerinde bekçilik yapan melekler vardır.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) âsası ile minbere vurarak ‘Şu Taybedir, şu Taybedir, şu Taybedir. Medine’yi kasdetti.’ ‘Size bu haberi anlatmamışmıydım? buyurdu. İnsanlar ‘Evet’ dediler.

Temim’in haberi beni teaccüb ettirdi. Bu haber, size kendisinden haber verdiğime, Medine ve Mekke hakkındaki habere de uygun oldu.

Dikkat edin o, Şam denizindedir. Veya Yemen denizindedir. Hayır belki doğu tarafındadır. O, doğu tarafındadır, o doğu tarafındadır, diyerek eli ile doğu tarafına işeret eyledi. (Müslim)

******************

DECCAL HORASAN’DAN ÇIKAR

Ebu Bekiris Sıddık (Radıyellahu anhu) derki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bize haber verdiki Deccal doğu tarafından çıkacaktır. Oraya Horasan denir. Kavimler ona tabi olacaktır.

(Tirmizi)

******************

Ebu Ümame el Bahili’den (Radıyellahu anhu) rivayet edildiki şöyle haber vermiştir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bize hitap etti. Ekseri hutbeleri Deccal hakkındaki sözleriydi. Bizi ondan sakındırırdı. Şu sözü de bundandır: “Yeryüzünde Adem’in (Aleyhisselam) neslini Allah’ın yaratma sından bu yana Deccalin fitnesinden daha büyük bir fitne yoktur.

Allah’ın gönderdiği bütün peygamberler ümmetlerini Deccalden sakındırmışlardır. Ben, Peygamberlerin sonuncusuyum. Sizler ümmetlerin sonuncususunuz. Deccal, çaresiz sizin içinizde çıkacaktır.

Eğer ben sizin aranızda iken çıkarsa, herbir müslüman yerine ben, onunla davalaşırım. Eğer benden sonra çıkarsa herkes, kendi nefsini savuna caktır. Allah, her müslüman üzerine, benim vekilimdir.

Muhakkak o, Şam ile Irak arasından çıkacak tır. Sağı solu ifsad eder.

Ey Allahın kulları sabit kalın. Muhakkak ben size onun sıfatlarını vasfedeceğim ki benden evvel hiçbir peygamber onu böyle vasfetmemiştir.

ـــــ O başladığı vakitte “Ben peygamberim” der. Halbuki benden sonra peygamber yoktur.

ـــــ İkinci olarak derki ‘Ben sizin rabbinizim’ Halbuki sizler ölmedikçe rabbinizi göremezsiniz.

ـــــ Hemde onun gözü kördür. Halbuki rabbiniz kör değildir.

ـــــ Onun iki gözü arasında ‘kafir’ yazılıdır. Yazıyı bilen veya bilmeyen herbir mümin onu okur.

ـــــ Onun beraberinde bir bahçe ve ateş olma sı da onun fitnesindendir. Onun ateşi bahçedir, bah çesi ateştir. Her kim onun ateşi ile imtihan edilirse Allah’tan imdad istesin ve Kehf suresinin evvelini okusun. Onun üzerine (ateşi) soğuk ve selametli olur. Nasıl ki İbrahimin üzerine ateş böyle olmuştu.

ـــــ Bir bedeviye şöyle demeside onun fitnesindendir. ‘Şayet sana babanı ve anneni diriltirsem benim, senin rabbin olduğuma şahitlik edermisin?’ Bedevi evet der. İki şeytan annesi ve babası suretinde gelip derler ki ‘Ey evladım ona tabi ol. Muhakkak o senin rabbindir’

ـــــ Yine onun fitnesinden biride bir kişiye musallat olup onu öldürmesi ve testere ile onu ikiye yarmasıdır. Hatta iki parça halinde açılır. Sonra der ki ‘Şu kuluma bakın, muhakkak ben onu şimdi dirilteceğim. Sonra o zanneder ki benden başka rabbisi var’ Allahu Teala o kulu diriltir. Habis (Deccal) der ki ‘Rabbin kimdir?’

ــــ Rabbim Allahtır, sen Allahın düşmanısın, sen Deccalsın, Allaha yemin olsun ki bu günkü olduğum basiretten daha şiddetlisi üzere olmamış tım.

Ebu Said der ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu. “Bu adam ümmetimin cennette derece bakımından en üstünüdür.”

ـــــ Onun fitnesinden biride gökyüzüne emr edip yağmur yağdırması, yere emredip bitki bitir mesidir.

ـــــ Fitnesinden biride, bir beldeye uğrayıp onu yalanladıklarında, sağlam hiçbir yaylım hayva nı kalmayıp hepsinin helak olmasıdır.

ـــــ Başka bir beldeye uğrayıp onu tasdik ettiklerinde gökyüzüne emrederek yağmur yağdırması, yeryüzüne emrederek bitki bitirmesidir, öyle ki o günde hayvanları olduklarından daha fazla semiz, en büyük halde olup memeleri bol sütle dolar.

Yeryüzünde basmadık arazi bırakmaz, ancak Mekke ve Medine hariçtir. Kapılarından hiç birin den onlara giremez, ancak melekler onu keskin kılıçlarla karşılarlar, taki Medine’nin yakınında çorak kırmızı bir araziye iner. Medine, ahalisini üç kere şiddetli şekilde sallar. İçerde münafık erkek ve kadından kimse kalmayıp hepsi çıkar. Körük demirin pisliğini dışarı attığı gibi Medine, içinde bulunan habisleri dışarı atar. Bu güne halas (kurtuluş) günü denir.

Ebu Akrenin kızı Ümmü Şerik derki ya Resulullah o günde araplar nerdedir.

Buyurdu ki “O gün araplar çok azdır. Toplulukları Beyti Makdis’dedir. (Kudüs) İmamla rı salih bir adamdır.

Bir ara imamları (Mehdi) sabah namazı için öne geçince o anda Meryem oğlu İsa iner. İmam olan zat gerisingeri döner ki, İsa (Aleyhisselam) insanlara namaz kıldırsın. İsa elini onun iki omuzu arasına kor, sonra şöyle der “Öne geç ve namazı kıldır. Zira senin için kamet edilmiştir.” İmamları onlara namazı kıldırır.

Namaz bitince İsa (Aleyhisselam) der ki “Kapıyı açın.” Kapı açılır, birde ötesinde Deccal ve beraberinde yetmiş bin yahudi hepsi kılıç ve kalkanla kuşanmş.

Deccal, İsa’yı (Aleyhisselam) görünce, su içinde tuz eridiği gibi erir ve korkarak kaçar. İsa (Aleyhisselam) derki “Muhakkak benim için sana vurmak vardır. Bu hususta beni geçemezsin.” Onu (Deccali) doğu tarafındaki Luddi kapısının yanında yakalayıp öldürür.

Allahu Teala yahudileri hezimete uğratır. Allahın yarattığından hiçbir şey ile yahudiler örtünemezler ki Allahu Teala o şeyi konuştur masın. Ne bir taş, ne bir ağaç, ne bir duvar, ne bir hayvan. Ancak kargad ağacı müstesnadır. Zira bu ağaç onların ağacı olup yahudiyi haber vermez. Diğerleri konuşup “Ey Allahın kulu müslüman. Şu saklanan yahudidir, gel onu öldür.” (derler.)

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu “Deccalın günleri kırk senedir. Bir sene si, senenin yarısı gibidir. Bir senesi ay gibidir. Bir ayı Cuma gibidir. Diğer günleri kıvılcım gibidir. Öyle ki kişi şehrin kapısında sabahlar, akşama diğer kapısına ulaşamaz.

Denildiki ya Resulullah o kısa günlerde nasıl kılarız. Buyurdu ki şu uzun günlerinizde taktir ettiğiniz gibi taktir edersiniz ve kılarsınız.

(İbni Mace)

*******************

BÜYÜK SAVAŞLAR

Utbe ibni Ebi Vakkas (Radıyellahu anhu) Resulullah’tan (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu haber verdi: “Arap yarımadası ile savaşırsınız ve Allah onu size feth eder. Sonra Rum ile savaşırsınız, Allah orayı size feth eder. Sonra Deccal ile savaşırsınız, Allah onu size feth eder.”

Cabir (Radıyellahu anhu) derki ‘Rum feth olunmadıkça Deccal çıkmaz.’

(İbni Mace)

*******************

Utbe ibni Ebi Vakkas (Radıyellahu anhu) Resulullah’tan (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu haber verdi: “Arap yarımadası ile savaşırsınız, Allah orayı size feth eder. Sonra Faris (İran) ile savaşırsınız, Allah orayı size feth eder. Sonra Rum ile savaşırsınız, Allah orayı size feth eder. Sonra Deccal ile savaşırsınız, Allah onu, sizin için feth eder.

Cabir (Radıyellahu anhu) derki ‘Rum feth olunmadıkça Deccal çıkmaz.’

(Ahmed)

*******************

Nafi’ ibni Utbe derki bir savaşta Resulullah ile birlikte idik. Batı tarafından bir kavim ona geldi. Üzerlerinde yün elbiseler vardı. Onlar ayakta idiler, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) oturuyordu. Onun yanına vardım ve aralarında durdum. Ondan dört kelime belledim.

Buyurduki “Arap yarımadası ile savaşacak sınız. Allah orayı feth edecektir. Sonra Fars ile savaşacaksınız, Allah orayı feth edecektir. Sonra Rum ile savaşacaksınız, Allah orayı feth edecektir. Sonra Deccal ile savaşacaksınız, Allah onu feth edecektir.

Nafi’ derki ‘Ya Cabir! Bakmazmısın, Deccal, Rum feth edilmedikçe çıkmaz.’

(Ahmed)

*******************

Esma binti Yezid (Radıyellahu anhâ) derki, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte evinde idik. Buyurduki “Deccalin çıkışından üç sene evvel üç sene gök yağmurunun üçte birini tutacak. Yer nebatının üçte birini tutacak.

İkinci sene olunca gök yağmurunun üçte ikisini tutacak. Yer nebatının üçte ikisini tutacak.

Üçüncü sene olunca gök yağmurunun tamamını tutacak. Yer ekininin tamamını tutacak. Tırnaklı ve diğer bütün hayvanlar helak olacaktır.

Deccal bedevilerden olan bir adama derki ‘Bana söyle eğer deveni, memeleri dolgun, hörgücü iri olarak diriltirsem benim senin rabbin olduğumu bilirmisin?’ Adam ‘evet’ der. Şeytanlar ona, devesi suretinde şekillenir. Neticede adam, Deccale tabi olur.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) dışarı çıktı, ev halkı ağlaştılar. Biz ağlarken Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) geri döndü. Neden ağlıyorsunuz? Dedi.

Dedimki ‘Ya Resulullah! Deccalden bahset tin. Allaha yemin olsunki cariyem hamurunu yoğurur, daha olmadan nerdeyse açlıktan helak olacağım. O gün nasıl yaparız.’

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mü’mine yemeğinden, içeceğin den o gün tekbir, tesbih, tahmid yeterlidir.” Sonra buyurdu “Ağlamayın! Şayet Deccal çıkarsa ben içinizdeyim. Onunla çekişirim. Benden sonra çıkar sa Allah, benim yerime herbir müslüman üzerine vekilimdir.” (Ahmed)

*******************

İSA (A.S.) GÖKTEN İNECEK

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki “Ümmetim içinde Meryem oğlu İsa (Aleyhisselam) adaletli hakem ve adil imam olur. Haçı kırar, hınzırları keser, cizyeyi kaldırır, sadaka yı kendi haline bırakır. Koyun ve deve üzerine zekat memuru gönderilmez.

İnsanlar arasında kin ve düşmanlık kalkar. Zehirli olan her bir hayvan dan zehiri alınır. Hatta küçük bir çocuk elini yılanın ağzına sokarda ona zarar vermez. Küçük çocuklar aslanları korkutur da ona zarar vermezler. Kurt koyunlar içinde bulunur. Sanki onların bekçi köpeğidir. Yer yüzü kabın su ile dolması gibi sulh ile dolar. Söz tek olur. Allah’tan başkasına ibadet olunmaz. Harbler ağırlığını bırakır. (biter.)

Deccalın çıkışından evvel üç sene şiddetli olur. Onlarda, insanlara şiddetli açlık isabet eder. (Allah) Yere emreder, nebatının üçte birini tutar. Sonra ikinci senede semaya emreder, yağmurunun üçte ikisini tutar. Yere emreder, nebatının üçte ikisini tutar. Sonra üçüncü senede Allah, semaya emreder, bütün yağmurunu tutar. Bir damla bile yağdırmaz. Yere emreder bütün nebatını tutar, bir yeşillik bittirmez. Tırnaklı hiçbir hayvan kalmaz (ölür), ancak Allahın dilediği müstesnadır.

Denildiki ‘İnsanlar o zamanda nasıl yaşar lar?’ Buyurduki “Tehlil (La havle..), tekbir (Allahu ekber), tesbih (subhanellah) ve tahmid (el hamdulillah) ile. Bunlar, onlara yemek yerine geçer.

(İbni Mace)

*******************

İbni Mes’ud (Radıyellahu anhu) Resulullah’ ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Yürütüldüğüm (İsra) gecesi İbrahim, Musa ve İsa’ya kavuştum. Kıyamet saatini konuştuk. İşlerini İbrahim’e çevirdiler. O dediki ‘Benim kıyamet hakkında ilmim yok’ İşlerini Musa’ya çevirdiler. O dediki ‘Benim kıyamet hakkında ilmim yok’

İşlerini İsa’ya çevirdiler. O, dediki ‘Onun sesini Allahtan başkası bilemez. Rabbimin bana söz verdiği şey şuki, Deccal çıkacaktır. Yanımda iki tane keskin kılıç vardır. Deccal beni görünce bakırın erimesi gibi eriyecektir. Allah onu helak eder. Öyleki taş ve ağaçlar elbette derki ‘Ey müslüman! Muhakkak altımda kafir gizlendi, gel ve onu öldür.’ Allah onların hepsini helak eder.

Sonra insanlar beldelerine ve vatanlarına dönerler. Bu anda Ye’cüc ve Me’cüc çıkar. Onlar herbir gedikten akıp gelirler. Onların beldelerini çiğnerler. Bir şey üzerine gelirlerse elbette onu helak ederler. Suya uğrarlarsa elbette onu içip tüketirler.

Sonra bana dönüp gelirler, onlardan (Ye’cüc ve Me’cüc’ten) şikayetlenirler. Aleyhlerine bed dua ederim. Allah, onları helak eder. Onların hepsini öldürür. Hatta yeryüzü onların kokusu ile kokuşur.

Allah azze ve celle bir yağmur gönderir. Onların cesetlerini sürükler, ta onları denize atar.

Hişamın hadisinde şöyledir: İsa (Aleyhisse lam) derki ‘Rabbim azze ve cellenin bana verdiği söz şöyleki durum böyle olunca kıyametin saati hamile kadın gibi olup, doğumu tamamlanmış fakat ehli, çocuğunu gecemi yoksa gündüz mü doğuracağını bilmemektedirler.’ (Ahmed)

*******************

İSA (A.S.)’yı NASIL TANIRIZ?

Ebu Hureyre’den (Radıyellahu anhu) Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Peygamberler baba bir kar-deştirler. Anneleri değişiktir. Dinleri birdir. Ben Meryemoğlu İsa’ya insanların en evlasıyım. Zira onunla benim aramda peygamber yoktur. Ve O, mutlaka inecektir.

Onu gördüğünüz vakitte onu kırmızı ve beyaza mail orta boylu bir adam olarak tanıyın. Üzerinde iki kırmızımsı elbise vardır. Sanki başından su damlıyor, her ne kadar ona ıslaklık değmese de.

Haçı kırar, hınzırları öldürür, cizyeyi kaldırır, insanları islama davet eder. Zamanında Allah, islamdan başka bütün milletleri helak eder. Zamanında Allah, Mesih Deccali helak eder.

Yeryüzüne emniyet gelir, hatta aslanlar develerle otlar, kaplanlar ineklerle otlar, kurtlar ko yunlarla otlar, çocuklar yılanlarla oynar da onlara zarar vermezler.

Yeryüzünde kırk sene bekler, sonra vefat eder, müslümanlar üzerine cenaze namazı kılarlar.

(Ahmed)

*******************

Rivayet edildiki Osman ibni Ebil As’ın etrafında oturduk, O dediki ‘Resulullah’tan (Sallal lahu aleyhi ve sellem) işittimki şöyle buyurmuştu: “Müslümanlar üç şehirde bulunacaklardır. Bir şehir iki denizin birleştiği yerdir. (İstanbul) Hıre’ de bir şehir. Şam’da bir şehir. İnsanlar üç korku ile şiddetle korkarlar.

Deccal, insanların ortasında çıkar. Doğuda olanları hezimete uğratır.

Evvelki şehir, iki denizin birleştiği yerdeki şehir halkı da ona gelir. Ahalisi üç fırka olur. Bir fırka silahlanıp bekleyelim der. Bir fırka araplara katılır. Bir fırka yakınlarındaki şehre katılır.

Deccal ile birlikte yetmişbin kişi olup üzerle rinde zırhları vardır. Ona tabi olanların ekserisi yahudiler ve kadınlardır.

Müslümanlar, Efık önlerine çekilirler. Onlara asker gönderirler.Askerleri mağlup olur. Bu durum onlara ağır gelir. Onlara şiddetli açlık, şiddetli sıkıntı isabet eder. Öyleki onlardan biri yayın kirişini (ipini) parçalayıp onu yer.

Onlar bu halde iken birden seher vakti bir münadi nida eder. ‘Ey insanlar! Size yardımcı geldi.’ Üç kere bunu tekrar eder.

Meryemoğlu İsa (Aleyhisselam) sabah vakti iner. Müslümanların emiri ona ‘Ruhullah! Öne geç, namazı kıldır.’ der. İsa derki ‘Şu ümmetin bazısı, bazısı üzerine emirlerdir.’

Emirleri (Mehdi) öne geçerek namazı kıldı rır. Namazı tamamlayınca İsa (Aleyhisselam) süngüsünü alır, Deccale doğru gider. Deccal onu görünce kalayın erimesi gibi erir.

Süngüsü ile onu (Deccali) öldürür. Adamlarını hezimete uğratır. Onlardan kimse o gün gizlenemez, hatta ağaç derki ‘Ey Mü’ min şu kafirdir. ‘ Taş derki ‘Ey Mü’min şu kafirdir.’ (Gel onu öldür der.) (Ahmed)

******************

İSA (Aleyhisselam) HAKKINDA

AYETLER VE TEFSİRİ

Ve ‘Allah elçisi Meryem oğlu İsa’yı öldür dük’ demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. (Nisa 157)

Bilâkis Allah onu (İsa’yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir. (Nisa 158)

Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet günün de de O, onlara şahit olacaktır. (Nisa 159)

Bu ayetlerin tefsirinde Bahrul-Ulum Tefsirin de şöyle denilmektedir:

Yahudiler onu öldürmek için toplandığında İsa aleyhisselam kaçıp bir eve girdi. Birisine içeri girmekle emir verdiler. Cebrail aleyhisselam gelip İsa’yı göğe yükseltti. İçeri giren adam kimseyi bulamadı. Bu kişi İsa’nın suretine dönüştürüldü. Dışarı çıkınca, onu İsa zannedip öldürüp astılar.

Sonra dedilerki‘Bu İsa ise, bizim adamımız nerde? Bu adamımız ise, İsa nerde?

İmamı Mukatil derki ‘Allah onu Ramazan ayında, kadir gecesinde semaya yükseltti.’

Dahhak derki ‘Aşura günü akşam ve yatsı arasında’

— Yahudilere ölüm anında melekler gelip derki‘Ey Allahın düşmanı! Sana Üzeyir aleyhis selam geldi. O’nu yalanladın.

Hıristiyana denirki ‘Ey Allahın düşmanı! Sana Allahın kulu ve resulü İsa geldi, sen onu Allahın oğlu zannettin. O anda iman edip onun Allahın kulu ve resulü olduğunu kabullenecek, fakat bu vakitteki imanın ona bir faydası olmaya cak. Bu imanları kıyamette aleyhlerine şahid olacak.

İbni Mes’ud derki, İsa aleyhisselam dünya da kırk sene kalacak. Adaletli imam olarak hükme decek. Sonra vefat edince, bu ümmet, üzerine cenaze namazı kılacak.

Dahhak derki‘İsa aleyhisselam Beyti Makdiste bir kaya üzerine inecek. İnişi Deccalin çıkışından sonradır. Deccali öldürecek, haçı kıracak, kilese ve havraları yıkacak, yeryüzünde hıristiyan ve yahudi kalmayacak, herkes müslüman olacak.’

“Muhakkak O, kıyamet için bir bilgidir, asla ondan şüphe etmeyin ve bana tabi olunuz. Bu dosdoğru yoldur..” (Zuhruf 61)

— Bu ayetin tefsirinde Semerkandî Tefsiri 3. cilt sahife 262 de şu açıklamalar vardır:

Yani İsa’nın inişi kıyamet saatinin alameti dir. Denildi ki: İsa’nın inişi insanlar için (ayet) nişadır.

İbni Abbas’tan (Radıyellahu anhuma) riva-yet edildi ki bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuş tur “Meryemoğlu İsa’nın ortaya çıkmasıdır.”

İmamı Katade’den “İsa’nın inişidir” şeklin de rivayet edilmiştir.

Ebu Hureyre’den (Radıyellahu anhu) rivayet edilidki “İsa aleyhisselam yeryüzünde adaletli imam olarak görülmedikçe kıyamet kopmaz. İsa aleyhisselam ile bir sofrada yemek yemedikçe ölmemeyi arzu ederim. Sizden herkim ona kavuşur sa benden ona selam söylesin.”

— Elmalı Tefsirinde bu ayetin izahında “Muhakkak ki O, saat içi bir ilimdir de kıyametin geleceğini, ölülerin dirilip ayağa kalkacağını bildiren bir delil bir alamettir. Çünkü İsa gerek ortaya çıkışı, gerek ölüleri diriltme mucizesi ve gerekse ölülerin ayağa kalkmasını haber vermesi itibarıyla kıyametin meydana geleceğine bir delil olduğu gibi, hadisi şerifte haber verildiğine göre inmesi de kıyametin alametlerindendir.” Cilt 7. Sahife 58)

— Ruhul Beyan Tefsirinde bu ayetin izahında şöyle denilmiştir “İsa aleyhisselamın ahır zamanda inmesi kıyametin alametidir. Bununla kıyametin yakınlaştığı bilinir.

Hadisi şerifte buyurulduki ‘İsa aleyhisselam Arzı Mukaddes (Kudüs) te ‘Efik’ denen bir yere inecektir. (Burası Havran ile Ğur arasındadır) Üzerinde sarıya mail kırmızımsı iki elbise olacak tır. Başı yağlanmış, elinde süngü. Onunla Deccal’i öldürecektir.

Beyti makdis’e gelir, insanlar orda sabah namazındadırlar. İmam olan (Mehdi) geri çekilir, fakat İsa aleyhisselam onu öne geçirir ve onun arkasında Muhammed aleyhisselamın şeriatı na göre namazı kılar.

Sonra domuzları öldürür, haçı kırar, havra ve kiliseleri yıkar, iman edenleri hariç diğer bütün hıristiyanları (ve yahudileri) öldürür.

İsa aleyhisselamın namazda Mehdi aleyhis selama uyması da sahihtir, zira mahdi Resulullahın halifesidir. Miraç gecesinde İsa aleyhisselam, Resulullaha (Sallallahu aleyhi ve sellem) uyarak namazı kıldığı gibi, dünyaya indiği vakitte de onun halifesine uyarak namazı kılacaktır.”

(R.Beyan c.lt 8 sahf 384)

NETİCE

inmesi, onun bizim peygamberimize tabi olan bir ümmet olması için yaptığı duasının kabulü içindir.

İsa ‘nın (Aleyhisselam) dünyada ölmeden evvel, gök yüzüne kaldırılmış olup ölümü tadmak için tekrar dünyaya inecektir.

Kendisini öldürmeye gelen ve annesi Meryem validemize iftira eden, Zekeriyya (Aleyhisselam) ı öldüren yahudilerden intikamını alması için Allahu Teala tarafından dünyaya indirilecek olan İsa (Aleyhisselam) zamanında islam bütün dünyaya hakim olacaktır.

Bunu inkar eden zındıklar bilmelilerdir ki, onların inkarı hakikatı değiştirmeyecektir, belkide Mehdi ve İsa (Aleyhisselam) çıktığı vakitte öldürü lecek olan bid’atçı sahte ilim adamları, şimdiden kendilerini belli etmeye başlamış olmaktan başka bir şey yapamamanın telaşı içinde zırvalamaktadırlar.

Bu gibi fitnelerin, yalancı Mehdi ve İsa’ların çıkışı da, asıllarının gelişinin müjdesidir, inşaallah.

Herne olursa olsun biz ehli sünnet yolunun salikleri, asla Mezhep imamlarımızın beyan ettiği fıkıh yolundan ayrılmayıp, sahih tefsir ve hadisi şerif kitaplarının beyan ettiği hususlarda en ufak bir şüpheye yer vermemeliyiz.

Zira bu gibi pek çok husus, asırlardır böyle bilinip inanıldığı halde ecdadımız tarafından bu güne kadar bu şekilde korunduğu halde, şimdi ortaya çıkan birkaç kıravatlı, etiketli, saçı ile birlikte aklının ekserisi dökülmüş, başı açık aklı kaçık, ısmarlama din hırsızlarının inkarı veya saptırması ile değişmez, iptal edilemez.

Bu dinin sahibi yüce Mevla Tealâdır, O ne güzel vekildir, O bize kafidir.

O’na sonsuz hamdler ve sevgili Peygamberi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) üzerine sürekli selamlar olsun…

About these ads

161 Yorum

  1. oğuz hayta said,

    Aralık 22, 2006 10:59 am

    hepinizden ALLAH razı olsun.

  2. mehdinin askeri said,

    Ocak 15, 2007 9:13 am

    allah razi olsun sizden gercekten cok güzel yazilmis
    allah hepimizi mehdi aleyselamin askeri eylesin.
    amin
    allaha emanet olun

  3. KADİR said,

    Ocak 28, 2007 8:27 pm

    insan bunları okuyun çok etkileniyor .çünkü olacak olacagı için.yazdıklarımı kendi şahzım için yazıyorum.ve bu yazıyı hazırlayandanda allah razı olsun.bizleri böyle yazılarla bu dünyanın bir sınav oldunu gercek hayat asıl ruhumuzu yaradana teslim ettigimizde baslıcanı hatırlıyoruz.ama iyi ama kötü gerçek hayat ozaman baslıyak.benim aklımdan çogu zaman çıkıyor ölecegim.birileri cenazesi kalktıgında aaaa yazık olmus dedigimizde sanki biz hiç ölmicek gibi.tamam allaha hesap verecegizi aklımızdan inşallah unutmayız.rabbim tüm kullarını ccehennem azbından uzak tutsun.rabbim çok merhametlidir.bunu anlamamız lazım.
    çünkü bu bu dünyadaki işlenen haramlar karsısında başımıza taş yagdırmadıgına binlerce şükretmeliyiz.allaha emanet olun.allah rızası için hakka kavuşmuşlar için bir el fatiha.amin

  4. Tamer said,

    Şubat 10, 2007 9:50 pm

    öncelikle Allah hepinizden razı olsun.
    ben bu kıyamet olayına biraz delice merak edip araştıran biriyim.benzer alametler hristiyanlıkta da var.hristiyanlıkta da seçilmiş bir milletin olduğu mesihin bu millet arasından çıkacağı, üstündeki elbiselerin bu milletin bayrağının renginde olacağı rivayet ediliyor.yukarıda okurken İsa’nın kırmızı-beyaz elbiselerle geleceği rivayet ediliyor.gerçi bozulmuş bi din olduğu için pek itibar etmemek lazım ama, eğer sağlam rivayetlerse Allah Türk milletine dünya hakimiyetini verecek anlamına geliyor.
    Allah bizlere, İslam’ın dünyanın her karış toprağına yayıldığı günleri görmeyi nasip etsin

  5. mikail said,

    Şubat 24, 2007 9:57 pm

    ALLAH razı olsun dan baska soyleyecek baska bırseyın olmadıgını dusunuyorum inşaALLAH bızde o bayragın altında toplanırız

  6. deniz AVRAS said,

    Mart 11, 2007 7:25 pm

    inşallah mehdiden tarafta olurum ya resul allah

  7. deniz AVRAS said,

    Mart 11, 2007 7:26 pm

    İNŞALLAH HEPİMİZ MEHDİDEN YANA OLURUZZZZZZZZZZ

  8. enis said,

    Mart 16, 2007 2:07 pm

    ALLAH’IM SEN İMAN EDENLERİ KORU YA RABBİM.İNŞALLAH HEPİMİZE İKİ KUTLU ŞAHISI GÖRMEK NASİP OLUR VE ALLAHIM. VE GERÇEKTEN İMAN EDEENLERİN SEN HER ZAMAN YANINDASIN VE BİZLERİ KORURSUN.İMAN EDENLER ALLAHIN İZNİYLE ELBET HUZURA MUTLULUĞA ADALETE SEVGİYE SAYGIYA VE DAHA SAYAMADIĞIM İYİ OLAYLARA KAVUŞACAKLARDIR. BURADAN TÜM İMAN EDEN KARDEŞLERİME SEVGİLER SAYGILAR…

  9. rasim said,

    Mart 19, 2007 12:57 pm

    mehdi aranızdadır. 1 yada 2 alim şahitliğini alacaktır deccal ona görünmektedir. hilafet bana evimde hz ali tarafından gelmiş. ve dedemin cenazesinde mehdi sensin denmiştir . kıyamete zaman olarak doğum dan ölüme yaşlı bir insan ömrü kadardır.

  10. nalan said,

    Mart 20, 2007 12:56 pm

    sizce deccal çıktımı …..çok önceden çıkmış olabilirmi…

  11. Selin said,

    Mart 23, 2007 1:33 pm

    Allah kaderde ne dilerse, o olur. Peygamberimizin bir mucizesi olarak ahir zaman alametleri bir bir gerçekleşmektedir. Biz de bu döneme şahit oluyoruz. Demek ki, iyilerin, Allah’a tâbi olanların yanında olmak, Allah’tan korkanların yardımcısı olmak gerekir. Vicdan, Kuran’a sımsıkı sarılmak, Deccal’in fitnesine karşı en büyük silahtır. Namazları titizlikle korumak, vakitlerinde kılmak, harama helale dikkat etmek müslümanlara farzdır. Unutmamak gerekir ki, Allah dinine yardım edene, dünyada da, ahirette de yardım edecektir. Hep birlikte tevbe edelim, dua edelim…

  12. tuba said,

    Mart 31, 2007 10:24 am

    ALLAH HEPİMİZİ MEHDİDEN YANA YAPSIN. ALLAH HAPİMİZİ KORUSUN.ALLAHİNŞALLAH BİZDE CENETTE GİREBİLRİZ.

  13. arda said,

    Mart 31, 2007 10:42 am

    decal bence şeytanın ta kendısıdır kıyametı yakınlaştırmak için burda yanı dunyada ama yınede allahın işi

  14. arda said,

    Mart 31, 2007 10:43 am

    deccal bır şeytandır kıyametı yakınlaştırmak için burda yanı dunyada ama yıne allahın işi

  15. arda said,

    Mart 31, 2007 10:49 am

    decal dıye dolaşan mahluk şeytandır ona kımse ınanmasın sızı doğru yoldan ayırt etmesın allah sizlerı onun şerrınden korusun

  16. arda said,

    Mart 31, 2007 10:54 am

    decal dıye dolaşan mahluk şeytandır ona kımse ınanmasın sızı doğru yoldan ayırt etmesın allah sizlerı onun şerrınden korusun pakıstanda doğdu horasanda kayboldu horasanlı halkın dıkatıne deccal gorursenın z korkmayın sızı doğru yoldan sapmasına izin vermeyın kardeşlerım

  17. mehdinin yoldaşlığını yapmak isteyen genç said,

    Mart 31, 2007 3:42 pm

    MEHDİ ALLEYHİSSELAMIN YOLDAŞLIĞINI AKERLİĞİNİ KÖLELİĞİNİ YAPMAK İSTEYEN GENÇ DİYOR Kİ ; HZ MEHDİ GEL ARTIK KURTAR ZÜLMÜN ALTINDAKİ İNSANLARI EY NUR YÜZLÜ EY EFENDİMİZİN SOYUNDAN GELEN EFENDİMİZ GEL BU DECCALDAN KURTAR İNSANLARI BENCE DECCAL BUSHTUR

  18. Mart 31, 2007 3:44 pm

    KEŞKE KEŞKE PEYGAMBERİMİZİN SOYUNDAN GELİPTE BU GÜZEL GÖREVİ BEN YAPABİLSEYDİM KEŞKE O GÜZEL İNSAN BEN OLSAYDIM O NUR YÜZLÜ İNSAN BEN OLSAYIDIM

  19. abdullah said,

    Nisan 3, 2007 11:17 pm

    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.Eğer bir müslüman dikkat edin müslüman olmak şart,mehdi ali rasulu merak ediyorsa ve ona tabi olmak istiyorsa ALLAH (cc) için. tertemiz güzelce abdest alsın ve dua etsin yarabbi sen bana mehdi (as) yi göster kim olduğunu bana bildir diye canı gönülden niyaz etsin bu şekilde uyusun.inşaaalah mehdi (as) yi rüyasında görür.kim olduğunu öğrenir.çünkü mehdi (as) aramızda yaşıyor.selam ve dua ile.

  20. sadullah said,

    Nisan 7, 2007 11:13 pm

    Allah bizi iman-ı kamilden ayırmasın

  21. dilber said,

    Nisan 10, 2007 9:12 pm

    komık olcak onca yazıya karsı ama mehdı ne?

  22. cem said,

    Nisan 10, 2007 10:08 pm

    Mehdi a.s. Efendimiz s.a.v. in soyundan gelen ve ahirzamanda altınçağı başlatacak olan bir insandır.. yazıyı okuyunuz ayrıntılı bilgi verilmiştir.. Uzun yazılar göz korkutabilir ama herşey basit kazanılmıyor okuyun ki bilgi sahibi olun..

  23. dilber said,

    Nisan 11, 2007 9:18 am

    :) tskr ederim.

  24. şamil said,

    Nisan 11, 2007 9:42 am

    sevgili arkadaşlar, İsa peygamberin tekrar yeryüzüne gelişi Hristiyanlıkta yeralan bir inanıştır. Kuran-ı Kerimde de bu konuyla ilgili açık bir ayet bulunmamaktadır. Yukardaki yazıda da açıklanan ayetler sadece yorumdan ibarettir. Ayrıca Kuran-ı Kerimde Peygamber Efendimz Hz. Muhammedin son peygamber olduğu ve tekrar peygamber gelmeyeceği açıkça belirtilmiştir.
    belirtilen hadislerin ise sahihliği net değildir. “muttafekun aleyh” hadisler içerisinde İsa peygamber yada Mehdi yada deccalin gelişiyle ilgili bir hadis bulunmamaktadır. Hadis ilminin ilk kuralı “hadis Kuran-ı Kerime ters düşmemelidir.” Kuran-ı Kerimde -gaybı Allah’tan başka kimsenin bilmediği açıkça söylenirken ve Kuran-ı Kerimde de İsa,Mehdi,Deccal gibi konulardan bahsedilmemişken Peygamber Efendimiz niçin yada nasıl bu konulardan haber verebilir. Zaman mesih yada mehdi bekleme zamanı değildir. Müslümanlara ve İslam dünyasına karşı bunca saldırı varken ümitsizlik içerisinde mehdi-mesih bekleyeceğimize “Allahın ipine sımsıkı sarılıp” çalışmamız gerekir.

  25. nahit kara said,

    Nisan 15, 2007 11:51 pm

    ALLAH İN emir lerini yerine getirmedigimiz sureçe islam alemine rahhat yoktur bizler birbirimiz yemekle meskuluz YALAN RİYA HİRSİZLİK TERBİYESİZLİK DİZ BOYU..ALLAH İMAN VE KURANDAN AYİRMASİN TUM İSLAM ALEMİNİ.

  26. anadolu-turk said,

    Nisan 18, 2007 9:37 pm

    hepinizi seviyorum.!

  27. öznur said,

    Nisan 20, 2007 7:14 pm

    öncelikle tesekkürler yüce allahımız bizi hiç bizaman kötü yola sapmamızı nasip etmesin namazlarımızı hiç bi zaman kılmayı ihmal etmeyelim bide insanlar hiç bir zaman kul hakkına girmesin çünkü yüce allahımız her seyi affeder ama kul hakkını asla affetmez işallah yüce allahımız bize hayırlı ölümler nasip etsin amin

  28. muhammed said,

    Nisan 23, 2007 9:08 pm

    mrb ben muhammed bu metni biraz okudum ama korktum hocam anlattı ve hz isa (sav) onunla nasıl başa çıkacak bilmem ama ben çok korkmuştum gece yatamadım

  29. muhammed said,

    Nisan 23, 2007 9:11 pm

    http://www.yetki.net/fener

    pardon üsteki yanlış

  30. muhammed said,

    Nisan 23, 2007 9:12 pm

    http://www.yetki.net/fener pardon üsteki yanlış

  31. Nisan 24, 2007 5:46 pm

    [...] 31 Comments [...]

  32. cevat said,

    Nisan 27, 2007 1:22 am

    allahim hepimizi hz.muhammed mustafa(SAV)in yolundan ayirmasin.allahin rahmeti uzerimize olsun.

  33. suleyman said,

    Nisan 29, 2007 1:47 am

    ben allahtan baska kımse den korkmam benım ıcın onemlı olan allaha sıgınmaktır onun gucune ve bırlıgıne ınanmaktır suphesız bızı kotuluklerden koruyacaktır kardeslerım

  34. Nisan 30, 2007 5:44 pm

    Dünyadaki azap kabir azabı gerçektir kıyamet alametlerinin büyükleridee orda yazanlardır küçükleri bitti büyüklerinin ortasındayız bunu biliyomusunuz hala akıllanmayacakmısınız nefsiniz sizi süreklediği yerler aslında sizin çekiceğiniz azaptır bakınız dabbetül arz bir tür hayvandır yeşil maymunda denir yeraltından çıkar kuşluk vakti herkesi avlar ogün kafirlerin alnında k harfi müminlerin alnında m harfi olucaktır kafirler yüzüstü sürüne sürüne gidicekler müminler normal yürücektirler dabbe hayvan yaratık demektir dünya ise gereksiz önemsiz basit geçici gibi anlamlara geliyor.

  35. eda said,

    Mayıs 2, 2007 1:44 pm

    bence bu hikaye cok ilginc ve doyruda ve ben önceden daccalin nasil biri olduyunu bilmiyordum ama su an onu hic görmeyi istemiyorum allahimiz bizi ,bütün müslümanlari ondan uzak tutsun ve onun kötülüklerinden amin ve mehdi aleyhisselmin gelisinden bende duyum aldim ve onun icin canimi feda ederdim allahim bütün müslümanlara nasip eylesin mehdi aleyhisselami görmemizi insallah allah izin verirse.eyer mehdi aleyhisselam gelirse ben burde durmam yanina giderim ve yolumu kesene hic acimam maf ederim allahim insallah bize gösterir mehdi aleyhisselami ve isa aleyhisselmi amin,hepiniz dua edin

  36. eda said,

    Mayıs 2, 2007 1:50 pm

    vaktiniz varken kendinizi kurtariiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiinnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
    eyer günes batidan doyarsa ozaman cok ama cokkkkkkkkkkkkk gec ve o an dan sonra tevbe derseniz hicbir sey fayda etmiycek ben de son an da uyuandim ve namazima basladim sizin hepinizi uyariyorum bu dünyadaki zevkler sizi cehenneme davet ediyor burasi sizin gercek eviniz deyil burda bütün insanlar uyuyor ölenler uyanip gercek evine gidiyor ne olur sanki 2-3 dakikalik namazi kilsaniz? cok mu zopr? vay halinize baska bir sey diyemiyorum size uyanin demekten baska bir sey diyemiyorum ve her sey ab acik ortada, gelin ey müslümanlar yapmayanlara yuhhhhhhhhh ne bicim müslüman vay halinize

  37. sevil said,

    Mayıs 5, 2007 2:15 pm

    çok güzelllllll

  38. songül said,

    Mayıs 10, 2007 6:02 pm

    lütfen artık düzelin insanlar dininizi unutmayın

  39. Hüseyin Okur said,

    Mayıs 11, 2007 6:52 pm

    cenabı mela sizlardenrazı olsun dua ile…

  40. eda said,

    Mayıs 14, 2007 2:40 pm

    bence hemen kendinizi kurtarın

  41. YUSUF said,

    Mayıs 16, 2007 2:47 pm

    doğru bence insanların şidete baş vurduğu zaman bunkar gerçekleşir ve mehti gelir deccali öldürür

  42. YUSUF karslıoğlu said,

    Mayıs 16, 2007 2:49 pm

    insanların hali kötü vay insanların haline

  43. murat kayar said,

    Mayıs 16, 2007 3:39 pm

    aslında cehenneme gitmek zor cennete gitmek çok kolay bizler ise zor olanı yapıyoruz

  44. yakup said,

    Mayıs 17, 2007 7:31 pm

    insanlar bazenleri derslerini dinlemiyor onun için bazı bilgilerden eksik kalıyorlar

  45. HAMDİ said,

    Mayıs 17, 2007 8:44 pm

    SELAMUN ALEYKUM ,,,

    HZ İSA VE MEHDİ YERYÜZÜNDELER

    İKİSİDE İŞLERİNİN BAŞINDALAR

    ALLAH IN İZNİ VAKTİ SAATİ GELİNCE TÜM DÜNYA VE İNSANLIK ONLARI TANIYACAKLAR ,,

    ONLARI GÖRMEK İSTEYEN İKİ REKAT İSTİHARE NAMAZI KILIP ALLAHDAN MEHDİ VE İSA AS. MI GÖRMYEİ İSTESİN SAMİMİYETLE İSTESİN GERİSİ ALLAHIN TAKDİRİ

    SELAMETLE SELAMUN ALEYKUM

  46. DİNO said,

    Mayıs 19, 2007 10:35 am

    slm ben bir şey rica edecektim deccalın fotografını gösterir misiniz? SAĞOLUN

  47. halit said,

    Mayıs 22, 2007 7:55 am

    çok güzel düzenlenmiş bilgi verici bir metin ama deccal denen kafirin fotrafını gösterirseniz daha çok sevinirim.

  48. yavuz said,

    Mayıs 24, 2007 1:23 pm

    ölüyom yetişin

  49. fatih said,

    Mayıs 24, 2007 9:24 pm

    foto niye yok ben onun içi,n baktım

  50. fatih said,

    Mayıs 24, 2007 9:26 pm

    arkadaşlar msn adresim fatih_72deniz konuşalım tanışalım ok

  51. fatih said,

    Mayıs 25, 2007 1:56 pm

    arkadaşlar msn em açılmıyon şifre hata diyip duruyor

  52. Tamer said,

    Mayıs 29, 2007 12:20 pm

    Çok Yaklaıştığının farkındayım.. Ama Herşeyi daima Allah Bilir
    Kafamda çok soru işaretleri Bir Yanım Kesin Gelcek bir yanım bilemiceğim diyor

    Ama günümüze bakıldığında deliller apaçık ortada Kuraklık var
    Savaşlar var Bu Deccal bi Yahudi icatımı? yada bi varlıkmı bilmem ama siyonistlerin gen bilimleri ile araştırmalarını yıllardır hepimiz iyi bilioyruz
    Ashab-ı keyf ten gerçekten çok etkilemişimdir Hatta bi düşünceme göre gerçek incil de onlarda idi onlar bir süre uyudular ve 3lemenin uydurma olduğunu anlatdılar heşke bu yaşanacakların iyi bir parçası olsam ve Dünyaya yeniden Adelet,Barış ve Huzur Getirsek Dünyadan Dönüş inşaallah Sevdiklerimizin yanına olur kardeşlerim..

  53. merve. said,

    Mayıs 29, 2007 8:29 pm

    herkesin okuması ve bilmesi gereken bi yazıdır.okudum ve çok etkilendim.bu yazıyı hazırlarken emeği geçen herkese teşekkür ederim.allah razı olsun hepimizden.

  54. zulkarneyn said,

    Haziran 2, 2007 4:37 pm

    güzel bir açıklama olmuş okuyup bilinmesi araştırılması ama sanki yarın olcakmış gibi bağlanılmaması gereken hadise.

  55. İMAM ALİ said,

    Haziran 2, 2007 8:29 pm

    EY İNSANLAR MEHDİ RESUL BİZİMLEDİR O TOPLUM İÇİNDEDİR.
    MEHDİ RESUL YERYÜZÜNDE BİZLERDE ONA İNANMADIK AMA SIRTINDA Kİ PEYGAMBERLİK MÜHRÜNÜ VE ALLAHA OLAN KORKUSUNU FARK EDİNCE
    ONA İNANDIK ONUNLA KONUŞMAK İSTEYENLER GELEBİLİRLER..
    ::ADRES: İSTANBUL-ÜSKÜDAR ESATPAŞA MAH. MERKEZ CAMİİ
    GELENLER MEHDİ RESULLE KONUŞABİLİR VE ONUN HERKESİ HAYRAN BIRAKAN ANLATIMLARINA TANIK OLABİLİRSİNİZ BEKLİYORUZ…

    NOT:İMAM ALİ

  56. el-mardın said,

    Haziran 3, 2007 9:54 pm

    arkadaslar mantıklı olun mehdı dıye bırı gelmeyecek her musluman kafıre karsı bır mehdıdır öyle yan gelıp yatarak mehdı gelecek bızı kurtaracak demek saflıktan baska bırsey degıldır kuranı kerımde mehdı dye bırınden bahsedıyomu?bunlar kafır oyunları uyanın artık muslumanların nasılsa mehdı gelıp bızı kurtaracak demelerı ve rehavete kapılmaları ıcın ıslam dusmanları tarafından uydurulmus bırseydır malesef bu oyunlara bazı aslam alımlerıde gelmıstır kuranı kerımde acıkca rabbımız buyurmuskı:bugun sızın uzerınızdekı nımetımı tamamladım ve sızın ıcın dın olarak ıslamı sectım allahu taala nımetımı tamamladım dyosa mehdının gelmesınede gerek kalmaz cunku allah her ınsana ıyılıgı ve kötülüğü ogretmıstır cok şükür aklımız var ve muslumanlarda o kadar zavallı degıldır yeterkı uyanık olalım bırlık olalım dınımızın emrettıgını yapıp yoldan sapmayalım ne kuranı kerım nede sahıh hadısler mehdıden bahsetmez unutmayalım kı bır mehdı gelecekse oda ıcımızden gelecek olan ıman gucudur sen o imanı yakalayabılıyosan sende bır mehdısın kufre karsı ıcımızdekı mehdıyı ortaya cıkartmaya bakalım hurafelere sarılırsak ancak kendımızı mahfederız veda hutbesınde peygamberımız s.a.v.buyuruyor sıze iki sey brakıyorum ona sarıldıkca hıc kımse sızı yolunuzdan saptıramayacak bırı KURAN dığerıde SUNNETimdir

  57. sabanur said,

    Haziran 7, 2007 12:07 pm

    sela kardeşlerim çok güzel bir yazı
    namaz kılan biri olarak sizlere yani kılnmayanlara hemen başlamalarını tavsiye ediyorum bizi ondan başka hiçbirşey bu kötülüklerden korumaz namaz namaz namaz allaha emanet olun

  58. melami said,

    Haziran 10, 2007 3:44 pm

    selam dın kardeslerım! Bız deccalın sehıt edecegı gencın arkadaslarıyız o bızım ımamımız cok yakın zamanda bazı olayların zuhur edecgını bıldırıyoruz ılk önce ırandakı nukleer tesısler patlatılacak sonra kırmızı bır duman gökyuzunu kaplayacak aha sonra kuzey ırakta buyuk bır deprem olacak akabınde deccal cıkacak kırkıncı gun sonunda bızım arkadasımızı kesecek sonra hz ısa ıle hz mehdı cıkacak bu olaylar 5yıl ıcınde olacak 10/06/2007 de yazdık bu yazıyı her okuyan tedbırını alsın Allaha sıgınsın bız melamıyız. M/A/K/H ALLAHA EMANET OLUN!!!

  59. tamer42 said,

    Haziran 10, 2007 11:13 pm

    kardeslerim ümmeti muhammedin sıkıntıda olduğu şu dönemde müslümanlar olarak bizler birbirimize sımsıkı kenetlenip tek vücut olma zamanıdır,kıyama kalkma zamanıdır.Allah yar ve yardımcımız olsun

  60. bedir said,

    Haziran 16, 2007 7:27 pm

    her an olsun deccal ve kıyamet korkusu yüreğimde artıyor
    elhamdürillah müslümanım ve deccalle kıyametin geleğini biliyor
    inanıyorum

  61. BARIŞ said,

    Haziran 17, 2007 6:12 pm

    Allah’ım bu bilgileri yazan ve hazırlayan tüm müslüman kardeşlerimden razı olsun.Ve hepimizin tüm bir yerde olmasını bu yerin de CENNET olmasını nasip eylesin inşaallah.Şu an yaşadığımız kaos un içinde hepimizin cihad ınıda Allah feth eylesin inşaallah.Tüm MÜSLÜMAN kardeşlerime S.A dua ile A.E.O

  62. ilyas said,

    Haziran 18, 2007 3:11 pm

    Allah razı olsun yazan ne guzel yazmıs,insanın aklında hiçbir şüphe kalmaz biiznillah bu sayfayı okuduktan sonra

  63. hidayetçağı.com said,

    Haziran 18, 2007 3:39 pm

    mehdi A.s gelmiştir. deccalda gelmiştir.mehdi A.S imam iskender Ali MİHR dir

    deccal sai babadır.hindistandadır,

    detaylı bilgi için
    mihr.com
    esselamu aleyküm kardeşlerim hepinizi çok seviyorum bu uyarıyı dikkate alın

  64. hidayetçağı.com said,

    Haziran 18, 2007 3:45 pm

    hacet namazıyla Allah a ulaşmayı dileyip mehdi A.s sorabilirsiniz

    Hacet namazinin persembeyi cumaya baglayan gecelerde veya kandil gecelerinde kilinmasi asildir. Ama bütün gecelerde kilinabilir. Önce boy abdesti alinir. Sonra hacet namazina niyet edilir.

    Namazda asagidaki âyetler okunur:

    1. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + 3 Âyetel Kürsî

    2. Rekâtta: Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

    2. Rekâtin sonunda : Ettehiyyâtü

    3. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

    4. Rekâtta: Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

    Namaz tamamlandiktan sonra Allah’tan hacet neyse o istenir. Allah’tan mürsid istemek için bu namaz kilindiysa mürsid istenir.

    Bu namazdan sonra hiç konusmadan yatmak gerekir. Yatarken kibleyi saga alacak sekilde yatak kurulur. Vücudun ön cephesi kibleye çevrilerek yanüstü yatilir, 3 Âyetel Kürsî okunur ve Allah’tan mürsid istenir. Eger kisinin haceti mürsid degil de baska bir hedefe ulasmaksa (zahirî veya batinî bir hedef olabilir) o hedefe ulasmak istenir. Sessiz zikir (hafî zikir) bu istekten sonra baslar. Yanüstü yatildigi için sag kulak yastiga gelecektir. Bas biraz saga, sola oynatilarak kulakta kalbin atislarinin, basinç sebebiyle rahatça duyulacagi pozisyona gelinir. Ve kalbin her çift atisinda “Allah, Allah” diyerek kisi Allah’i zikr-i hafî ile (yani sessiz olarak) içinden zikredecektir.

    Eger ilk namazdan sonra yatildiginda birsey görülmez ise tekrar tekrar, her persembeyi cumaya baglayan gece namaza devam edilmelidir. Her gece de kilinabilir.

    ibraere@hotmail.com

  65. sedacan said,

    Haziran 18, 2007 6:17 pm

    aptallar nerden uydurdunuz anlamadım

  66. sedacan said,

    Haziran 18, 2007 6:17 pm

    aptallar nerden uydurdunuz anlamadım,,,,,,,

  67. hidayetçağı.com said,

    Haziran 19, 2007 9:08 am

    abd allar demek istedin herhalde kardeşim
    araştırmanızı temenni ederim .
    kuranı kerimde herşey var verdiğim site adresinde ulaşabilirsiniz.
    ön yargıyla ve zanlarınızla insanları yargılayın araştırın.
    http://www.mihr.com
    hidayetçağı.com
    bize ne kadar hakaret etsenizde sizleri seviyoruz.çünkü siz bilmiyorsunuz öğreneceksiniz inşaallah

  68. Mihr said,

    Haziran 19, 2007 9:42 am

    Onlar bilmiyorlar. Bilselerdi yapmazlardı. (Hz.Muhammed Mustafa (A.S.M)

  69. Esra said,

    Haziran 20, 2007 6:34 pm

    kıyamet alemetlerinin bazılarının gerçekleştiğini düşünüyorum.Bizleri bu konuda bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim.İnsanlar gaflet uykusundadırlar. Yeter artık UYANIN…..

  70. ŞEHADET said,

    Haziran 20, 2007 6:42 pm

    Ahir zamandayız ve insanlar peygamberimizin bize emanet ettiği kuran ve sünnette sımsıkı sarılmalıdırlar.Çünkü bu zamanda fitne, fesad ve zülüm zuhur etmiştir.Ancak insanlardan pekazı gaflettedirler.

  71. ŞEHADET said,

    Haziran 20, 2007 6:43 pm

    ancak insanlardan pekçoğu gaflettedirler.

  72. yakup yaman said,

    Haziran 20, 2007 7:53 pm

    insanın kıyameti ölümüdür ölüm icin ise hic korkmam ben varken o yok o varken ben yokum ölüm ne zamanından erken gelir nede vaktinden gec

  73. selami said,

    Haziran 23, 2007 11:15 pm

    slm arkadaşlar. Mehdilikle ilgili bazıları atıp tutuyo, okuduklarımdan öyle anladım. Mehdi gelecek, gelmiş, üsküdarda vs. Arkadaşlar kendinize gelin;
    etrafınıza bi bakın neler olup bitiyo bi uyanın ve herşeye maddi deil kalp gözü ile bakın. Burdan mesaj yazıyonuz mehdi geldi bilmem ne, tamamda bir kişi bu mehdi. Sadece bir kişi. Bir insan. Sanki bütün insanların eli kolu bağlanmış, mehdiyi bekliyo. Böyle bir ortamda mehdi napsın. Hadislerde mehdinin görevlerinden biride insanları hakka davet etmek. Pekiyi bunu tv nin karşısına geçip hakka buyrun diyerekmi yapacak sizce ? 50 kere abdest alıp rüyaya yatsanız yinede göremezsiniz mehdiyi. Mehdiyi arasanız özünüzde, kendinizde arayın. Başka yerde deil. Her insanın özüne yansımıştır mehdi. Çünkü mehdi haktan gelendir. Bütün insanları ALLAH yarattığına göre insanların hepsinde hakkın özü tecelli edebilir. İşte mehdi budur. İnsanın en saf hali, en temiz hali, en yetenekli hali, kul olma bilincini tamamlamış hali.Baştada söylediğim gibi mehdi bir kişi sadece. Ama yansıması tüm insanlık. Çünkü özünde hak var. Mehdi nin şuanda hayatta olduğuna bende inanıyorum. Ama kim olduğu şuan bize göre belli değil. Elbette mehdilik görevini hak eden için olucaktır. Mehdilik konusunu araştıran arkadaşların çoğu kendinde bu konuda bişiyler bularak araştırıyor. Kendinizin mehdi olup olmadığını merak ediyorsanız bunu anlamak çok kolay. Ben mehdi olsaydım ne yapardım diye bir sorun. İşe nerden başlarım ve nasıl yaparım diye bi sorun. Cevabı düşünmeden hemen kolaya kaçıyorsanız, yani madem ben mehdi seçildim ozaman elbette bana büyük bi güçte verilecek ve ben herşeyi halledeceğim diyorsanız kesinlikle mehdi deilsiniz. Hayır ben mehdinin hadislerde bildirildiği görevleri yapacak kişi olamam, böyle bi güç bana asla verilmez diyorsanız mehdi olacağınız günü bekleyin. İşte mehdilik budur. İnsanın benliğini yerle bir eden insanların arasında dolaşırken aşağlık duygusuna kapılarak ben bu dünya için fuzulimiyim acaba diye düşünen ve kendisini yerden yere vuran insan mehdinin ta kendisidir. Çünkü mehdinin mehdi seçilmesi acizliğini kabul etmesindendir. Acizliğini kabul eden insan ancak ALLAHI tüm kudreti ve ebedi varlığıyla, yani hakkıyla tanıyan insandır. Mehdinin diğer insanlardan fiziki anlamda bir farkı yoktur. Nasıl ki ALLAH istemezse, murad etmezse hiç bişey gerçekleşmez yada isterse onun önüne geçilemez işte mehdinin mehdi olarak seçilmeside böyledir. Bakarsın bi gün aciz görüp dalga geçtiğin biri mehdi olur bakarsın ki hakkında kötü şeyler düşündüğün bi insan mehdi olur.
    İşte bu yüzden mehdi tanınan biri olamaz.Bunu anlamak için alim olmaya gerek yok.

    • coşkun kemal said,

      Haziran 26, 2011 4:05 am

      ilk önce bu sayfayi olusturana teşekkür ederim.
      Allah azze ve celle razi olsun.
      Allahım ümmeti muhammediyyeyi salih kullarından ve cennet ehlinden eyle.amin.
      hz. isa aleyhiselam. :’love thy neighbour as thy self ‘
      liebe deinen nächsten wie dich selbst.
      kendini sev ki komşunu sevebilesin gibi bir söz demiş ZAMANINDA hazreti isa aleyhiselam.
      Allah ya Rabbi kendisini sevemiyen İnsanların kalblerine sevgi doldur.amin.

      selami kardeşim sana katılıyorum.
      Allah azze ve celle dünya okulunda hepimize zihhin acikligi versin amin.

  74. HAMZA BAŞTUĞ said,

    Haziran 25, 2007 9:30 pm

    SEVGİLİ ŞAMİL SÖLE Bİ KONU VAR H.Z. İSA A.S ZATEN PEYGAMBER OLARAK DÜNYAYA GELMEYECEKTİR.HANEFİ MEZHEBİNİN İSLAM ALİMİ
    OLARAK DÜNYAYA GELECEKTİR.SON PEYGAMBER H.Z. MUHAMMED MUSTAFA S.A.V HAZRETLERİMİZDİR.ZATEN SÜPHJEN OLMASIN.

  75. GAMZE said,

    Haziran 27, 2007 9:05 am

    kim sölerse sölesin ALLAHTAN BAŞKA TANRI YOKTUR!!!!!!!’!!!!!

  76. GAMZE said,

    Haziran 27, 2007 9:05 am

    allahtan başka ilah yoktur

  77. GAMZE said,

    Haziran 27, 2007 9:06 am

    bHKFWLASJIT24DFHNMÖYDFSWSD

  78. OĞUZHAN M. said,

    Haziran 27, 2007 10:16 am

    allah bize inşallah kıyamet gününü göstermez

  79. taner said,

    Haziran 27, 2007 3:49 pm

    mehdi imam iskender ali mihr ve görevine başladı youtube.com iskender ali mihr yazın göreceksiniz. YETER SÖZ ALLAHINDIR

  80. sümeyye said,

    Haziran 27, 2007 5:31 pm

    allahtan başa ilah yokkkk

  81. mehmet ali said,

    Haziran 28, 2007 6:31 pm

    BU YAZIYI OUKUSUNLAR O MEHDİYE İNANMAYANLAR ey iman edenler mehdi kur-an-ı kerimde yok mu nereden biliyosunuz?atıp tutuyo ha nasıl yazdınız bunları bilmiyorum Allah size yardım etsin bu konusmamdan ibret alırsınız inşaalah u teala ey mümin kardeşlerim cennet öyle kolay kazanılmıyo yoldan geçenler alınmıyo oraya bence her anı değerlendirmek lazım gelir bana katılmayanlar la msn de görüşebiliriz ama artık gözünüzü açın çünkü mehdi aleyhisselam aranızdadır bence çünkü namaz kılarsanız onu göreceksiniz allah rızası için artık kıyamete hazırlanın essalamun aleykum allahın rahmeti ve merhameti üzerinize olsun inşaallahu teala

  82. UZAK-YAKIN said,

    Haziran 29, 2007 6:37 am

    BAKTIM DA NASILKI MUSLUMANLAR FIILEN KOPUK GORUNUYORKI FIKRENDE KOPUKK MEH MEHDI MEHDI ))) KIMDIR BU MEHDII VARMIDIR YOKMUDUR BENCE VARDIRRR ))) GALIBA DIYEYIMM MEHDI NASILDIR BENCEE NORMAL BIR INSANDIRR FIZIK ITIBARIYLE KABADIR BENCEEE CUNKU DUSMANINA KARSI DIK OLMASI GEREKK DEGILMII…BENCE MEHDILIGINDEN ONCEE INSANLAR TARAFINDAN PEKDE ILGI GORMEYEN BIRISI OLACAKK ))) CUNKU ONA ALLAH SAHIP CIKACAKK DEGILMII ? EZILENI -ITILMISI ALLAH INSANLARIN BASINA GETIRECEKK))) BENCE BU KISI BAZI SEYLERI BILECEKK BENCE INSANLARIN YUZLERINDEN NE OLDUGUNU ANLAYACAKKI KEKLENMESINN DEGILMII))) BENCE KURANI ANLAYACAK EEE ANLATACAK MILLETE DEGILMII BENCE BU MIHR DENILEN ADAMIN BOYNUNA VURACAK YALANCI OLDUGU ICIN DEGILMI)))BENCE BU MEHDI POSTA KOYACAK DUSMANINA CIKAINLAN KARSIMA DIYECEKKK NEDEN ACABA? NEDENMI HALKI COSTURACAK HALKDAKI IMANI KUVVETI ORATAYA CIKARACAK HALK ONDAN DESTEK ALIP DIKILECEK ZALIMIN KARSISINAA BENCE BU MEHDI 2 KARAKTERLI NEDENMI ZALIMIN KARSINDA COK SERT OLMALII KORKMALI ZALIM MUSLUMANA COK YAKIN OLMALII MUSLUMAN SEVMELI GUVENMELI ONAAA BIZDEN BIRISI DEMELIII…BENCE BU MEHDII GUZEL BIR INSANN)))))) YUZUNDE GUZELLIK VARR ))))BENCE MEHDI TURKK)))) AMA TR DE DEGILLL BENCE O KIMSENIN BILMEDIGINI BILIYORRR GORMEDIKLERINI GORDUUU BENCE MEHDI RABBI OLAN ALLAHI COK SEVIYOR RABBIM SEN BANA YETERSIN DIYORR VE BUNU RABBIDE BILIYORRR…VARLIGIM KUDRET ELINDE OLAN ALLAHA ANDOLSUNKI MUSLUMANLAR GALIP GELECEKTIRRR…USTTE EDA DIYE BIR KIZ DEMISKI CANIMI FEDA EDERDIM MEHDI ICINN))) ANDOLSUN MEHDI SIZIN ICIN GELIR CANINI ISTEMEYECEK MEHDIII SEN BUNU ONA DE ANDOLSUN O BUNA COK SEVINECEK VE SIZIN ICIN ALLAHIN YARDIMIYLA BUTUN ZORLUKLARINI GIDERECEKK MEHDI SIZDEN TEK BIR SEY ISTERR SEVGI SAHIPLENMEE….BENCE YANII))))))) BILMEM KIM BU MEHDII RABBIMIN RAHMETI VE BEREKETI UZERINIZE OLSUN

  83. UZAK-YAKIN said,

    Haziran 29, 2007 7:01 am

    EY MUSLUMANLAR SOZUM SIZE DIR KI BIR GUN KARSINIZA BIRI CIKARSA ONA ZANDA BULUNMAYIN BILINKI O SIZIN INANIP INANMAMANIZA BAKMAZ EGER DUNYADA 1 KISI INANIRSA O ONA YETER O BILIRKI HER SEYIN USTUNDE RABBI ONA YETERR… ONU IZLEYIN VE ONA ACIKLAMADIGI SURECE SORMAYIN O AN NE O ANLATABILIR NEDE SIZ ANLAYABILIRSINIZZ…SABREDIN ONA GUVENIN BEKLEYIN YARDIM EDINN SIZIN YARDIMINIZ ONUN DEDIKLERINI YAPMAKTIR EY INSANLAR BIR GUN O SIZI SAVASA CAGIRACAKTIR.. ALLAH ONUN ELIYLE SIZE FETIH VERECEKTIRR O ILK CAGIRDIGINDA ONA GIDIN CIKARSIZ GIDIN ALLAHIN RAHMETINI KAZANMAK ICIN GIDIN BILINKI BIR SONRAKI FETIHTE-SAVASTA ILK FETIHTE GIDENLERIN DISINDAKI KIMSEYI ALMAYACAK SAVASA… YANI GERIDE KALANLAR OLACAKLAR… HUKUM BUDUR…

  84. cancanBey said,

    Haziran 30, 2007 12:54 pm

    Ankara 1. No.lı Seçim Çevresi Bağımsız Milletvekili Adayı Mesut ULUKAN İslâm Âlemince hararetle beklenen Mehdi (a.s) ‘dir.

    İstanbul 3. No.lı Seçim Çevresi Genç Parti 1. Sıra Milletvekili Adayı İbrahim TATLISES gerek İslâm, gerek Hristiyan ve gerekse de Yahudi Âlemince beklenen İsa Mesih (a.s) ‘dir.

    Aşağıdaki listede yazılanların sırası ile tamamının okunmasından sonra sözlerimin doğruluğuna duyacağınız şüphenin yok olduğuna tanık olacaksınız.

    Saygıyla…

    cancanBey

    · Profil

    · Blog

    · Fotoğraflar

    · Listeler

    · Anasayfa

    Bugüne değin yazdıklarım.

    Şemdinli

    Yazı No: 1

    “Kuş gribi paniği” hastalığı.

    Yazı No: 2

    TÜRKLÜK’ü tahkir ve tezyif…

    Yazı No: 3

    Ben senden daha dindarım(!)

    Yazı No: 4

    3 Mayıs / TÜRKÇÜLÜK / Irkçılık-Soyculuk

    Yazı No: 5

    Anlaşılmak…

    Yazı No: 6

    Ey sevgili Mete Kaan ( Hilmi ÖZKÖK )

    Yazı No: 7

    cancanBey I

    Yazı No: 8

    İnsanlığın Gafleti

    Yazı No: 9

    Yec’üc – Mec’üc

    Yazı No: 10

    Zülkarneyn

    Yazı No: 11

    LÜBNAN’a Barış Gücü Hikayesi (!)

    Yazı No: 12

    Dünyanın ve DEVLETİMİZ’in en önemli sorunu!!!

    Yazı No: 13

    LÜBNAN’a Barış Gücü Hikayesi – II

    Yazı No: 14

    İBLİS’i vareste tut yâ RABB…

    Yazı No: 15

    Ben Vatanseverim diyen Kamu Personeli!

    Yazı No: 16

    Üslûb-u Hâl / Lisan-ı Hâl

    Yazı No: 17

    İslâm ve TÜRK ilişkilerinden bir bölüm.

    Yazı No: 18

    Her TÜRK çocuktur.

    Yazı No: 19

    ASKER DUASI

    Yazı No: 20

    Hayat Yolunda

    Yazı No: 21

    Durma Vur!

    Yazı No: 22

    Haksever / Vatansever Sohbet

    Yazı No: 23

    Ey A.K.P ve ey DEVLET! Ey HAKK Erleri! Ey TÜRKOĞLU!

    Yazı No: 24

    Bumerang

    Yazı No: 25

    Bahşiş

    Yazı No: 26

    Dünya’nın yeni sakinleri!

    Yazı No: 27

    Dabbe’t – ül Arz !

    Yazı No: 28

    Vur emri !

    Yazı No: 29

    Kâh…

    Yazı No: 30

    Sion / Sofyan / Süfyan

    Yazı No: 31

    Manifesto

    Yazı No: 32

    Elini sallasan ellisi !?!

    Yazı No: 33

    CONCONİSTANLILAR

    Yazı No: 34

    Hem Katiliz Hem de ŞEHİT.

    Yazı No: 35

    Sana dün bir tepeden baktım aziz İSTANBUL…

    Yazı No: 36

    Adam köpeği ısırmış!…

    Yazı No: 37

    ALLAH birliği sever… İyilikte birliği…

    Yazı No: 38

    Ortaya karışık…

    Yazı No: 39

    Kahkaha

    Yazı No: 40

    Çakıcı Mehmet Efe

    Yazı No: 41

    Siz kim, İslâm kim?

    Yazı No: 42

    İlahî Açıklama !!!

    Yazı No: 43

    Fare kanını bizlere içirenler mi “Muasır Medenî”?

    Yazı No: 44

    KABE & 301. Md

    Yazı No: 45

    Bu yıldızlar doğan günü çağrışır…

    Yazı No: 46

    Arzu ettiğin yerdesin.

    Yazı No: 47

    Bana dinim, Sana dinin…

    Yazı No: 48

    Kılavuzu “ALLÂME” olanın…

    Yazı No: 49

    Sizin için değil; ALLAH için.

    Yazı No: 50

    Oynat Uğurcuğum…

    Yazı No: 51

    TÜRK, ŞEREFİ İÇİN ÖLÜR!!!

    Yazı No: 52

    Mahşerin 4 Midillisi

    Yazı No: 53

    ALLAH belanızı versin!

    Yazı No: 54

    N’aber ERTUĞRUL?

    Yazı No: 55

    Sizin CEHENNEM dediğiniz yere onlar EVİM der.

    Yazı No: 56

    İzan, basiret ve 367

    Yazı No: 57

    Kuzey Atlantik Birliği

    Yazı No: 58

    Bana jingleını söyle, sana haberlerde ne var söyleyim!

    Yazı No: 59

    • Mesut ULUKAN said,

      Mayıs 8, 2013 11:36 am

      Türkiye’de kaç tane Mesut ULUKAN ismi taşıyan var bilemiyorum. Ben Mesut ULUKAN ve yukarıda bahsi geçen yazıyı, Ben yazmadım. Evet Ben, Milletvekili Adayı oldum 2007 Genel Seçimlerinde ama bu site de ismimin geçtiği yazıları Ben yazmadım. Saygıyla…

      • Mesut ULUKAN said,

        Mayıs 8, 2013 11:43 am

        Ayrıca; “TUTKU: İsa’nın Çilesi” filmini izlemenizi öneriyorum. İnternet üzerinde filmi bulabilirsiniz.

  85. mümtaz said,

    Haziran 30, 2007 5:20 pm

    cancanbey demişki;
    ” Ankara 1. No.lı Seçim Çevresi Bağımsız Milletvekili Adayı Mesut ULUKAN İslâm Âlemince hararetle beklenen Mehdi (a.s) ‘dir.

    İstanbul 3. No.lı Seçim Çevresi Genç Parti 1. Sıra Milletvekili Adayı İbrahim TATLISES gerek İslâm, gerek Hristiyan ve gerekse de Yahudi Âlemince beklenen İsa Mesih (a.s) ‘dir. ”
    Bizim bakkal lütfüde deccaldir. :) Cancanbey piskoloğa ihtiyacın var kardeşim.

  86. Hasan said,

    Temmuz 5, 2007 10:58 am

    Mümtaz kardeş: Zamanında Peygamberlere de “Psikoloğa ihtiyacın var mı kardeşim” mealinde laflar edilmişti, bilirmisin, anlarmısın?

  87. mehdinin yardımcısı said,

    Temmuz 7, 2007 6:03 pm

    ey insanlar, siz önce kendi durumunuzu düzeltin. dünyaya güvenmeyin, gereğinden fazla önem vermeyin. dürüstlükten ayrılmayın, haram yemeyin, haksızlık yapmayın. sizleri cehenneme odun yapan tarikatlerden ve dini liderlerden uzak durun. alkol ve pornografi gibi pislikler, fal ve büyü gibi saçmalıklar, siyasi-dini tutuculuk, tembellik, boş işlerle uğraşma, bencillik vb. ruhlarınızı karartmasın. mehdinin ismi ise ileride açıklanacaktır. ancak mehdinin taraftarlar ordusuna ihtiyacı yok. bu nedenle siz önce kendinize bakın.

  88. MEHDİ said,

    Temmuz 8, 2007 10:57 am

    Birileri MEHDİ olmak için can atsa da 1000 tane MEHDİ yok, 1 tane var, o da Mesut ULUKAN’dır. Bunu kabullenmeniz kendi yararınızadır.

    Mesut ULUKAN’a kimsenin katacağı bir şey olamaz. O’nun yardımcısı ALLAH’tır. Ordusu ALLAH’tır. O’na her ne gerekli ise ya da gerekecek ise; her ihtiyacının karşılayıcısı ALLAH’tır.

    Mehdi’ye bir şey veremezsiniz, Mehdi’den ancak alırsınız. Alacak sizsiniz verecek olan Mehdi’dir.

    Mehdi’nin Milletvekili Adaylığı Sizler içindir, Kendisi için değil ve hatta DECCAL’i bir an önce halletmek için DEVLET YETENEKLERİNE orada olacaktır.

    Mehdi’ye katılsanız n’olur, katılmazsanız n’olur? Mehdi’nin Mehdiliğinden 1 gram bir şey mi eksilir? Mehdi ALLAH katında MEHDİ’dir. Kimse kelime oyunları ile, ayak oyunları ile türlü oyunlar ile bunu değiştiremez.

    Saygıyla…

    • Mesut ULUKAN said,

      Mayıs 8, 2013 11:36 am

      Türkiye’de kaç tane Mesut ULUKAN ismi taşıyan var bilemiyorum. Ben Mesut ULUKAN ve yukarıda bahsi geçen yazıyı, Ben yazmadım. Evet Ben, Milletvekili Adayı oldum 2007 Genel Seçimlerinde ama bu site de ismimin geçtiği yazıları Ben yazmadım. Saygıyla…

      • Mesut ULUKAN said,

        Mayıs 8, 2013 11:42 am

        Ayrıca; “TUTKU: İsa’nın Çilesi” filmini izlemenizi öneriyorum.

  89. gerçek mehdi said,

    Temmuz 8, 2007 2:36 pm

    Mehdi isimli şahıs;
    Hem diyosunki mehdinin yardımcısı sadece ALLAH’tır hemde millet vekili adayı mesut ulukan mehdidir. Bu nasıl oluyo yaw :) Madem mehdiyi ALLAH seçiyo ozaman neden milletin seçeceği bir seçimde milletvekili adayı oluyo. Kendin bi görüş belirtmişsin ama bu kadar saçma bi görüş olamaz.Yorumunu bekliyorum benim yazıma karşılık. Çok etkili bi yalan ara kendine. Yoksa herkez yalancı olduğunu anlayabilir.

  90. oguz said,

    Temmuz 8, 2007 6:37 pm

    deccal nedemektir

    • sinan said,

      Eylül 2, 2012 6:39 pm

      eey bızler allahın kullarıyız ölumde allahtan yasamakta .. bırakalım allah bızı bıldıgı gıbı yapsın ölumden olmekten korkmayın canı verende o alacak olanda (dunya bukadar bozulmuşken bınalar ve zinalar alıp başını gıdıyor ınsanların gözunu hırs para kan burumuşken bukadar dın üzerınden para ve kul hakkı elde edenler var i ken bence( DECCAL ) gelsin ve dunya yıkılsın.

  91. Atilla said,

    Temmuz 8, 2007 7:52 pm

    ölümün insandaki etkisi

  92. Demis ki said,

    Temmuz 11, 2007 5:02 pm

    El Mukaddim’in işine karışılmaz!!! Dilediğini öne çıkarır, dilediğini geriye alır.

    Birileri inanmasa da; “Öne çıkardığını öne çıkarmıştır, geriye aldığını da geriye almıştır.”

    Mücadeleni ALLAH ile yap ve deki RABBİMİZ’e “Niye Ben değil de O?” , ALLAH’a sorulacak soruları Bana sorma!

    Kim kendi kendisini Mehdi yapabilir? Ancak ALLAH söyletirse olur bu!

    Mehdi DEVLETİN YETENEKLERİNİ elde ederse ALLAH yolunda hizmet edebilecektir; ALTIN ÇAĞI başlatacaktır. Yönetici olmak için ise aday olmak lazım; SEÇECEK OLAN ALLAH’tır. Kullar vesiledir. Seçilmek için talip olmak lazım. Ben ALLAH’a asker olmaya talip oldum, O’da askerliği Bana lütfetti.

    Kaldı ki Milletvekili Adayı olmak fikrini Benim aklıma sokan, kalbime atan ALLAH’tır; aklıma sokduğuna göre vardır bir bildiği diyerek yola çıktım, YÂ NASİP!

    Dağlar dursa karşımda ALLAH yazmışsa olur, yazmamışsa da olmaz. Hayırlı ise olsun, hayırsızsa olmasın. AMİN.

  93. Demis ki said,

    Temmuz 11, 2007 5:03 pm

    El Mukaddim’in işine karışılmaz!!! Dilediğini öne çıkarır, dilediğini geriye alır.

    Birileri inanmasa da; “Öne çıkardığını öne çıkarmıştır, geriye aldığını da geriye almıştır.”

    Mücadeleni ALLAH ile yap ve deki RABBİMİZ’e “Niye Ben değil de O?” , ALLAH’a sorulacak soruları Bana sorma!

    Kim kendi kendisini Mehdi yapabilir? Ancak ALLAH söyletirse olur bu!

    Mehdi DEVLETİN YETENEKLERİNİ elde ederse ALLAH yolunda hizmet edebilecektir; ALTIN ÇAĞI başlatacaktır. Yönetici olmak için ise aday olmak lazım; SEÇECEK OLAN ALLAH’tır. Kullar vesiledir. Seçilmek için talip olmak lazım. Ben ALLAH’a asker olmaya talip oldum, O’da askerliği Bana lütfetti.

    Kaldı ki Milletvekili Adayı olmak fikrini Benim aklıma sokan, kalbime atan ALLAH’tır; aklıma sokduğuna göre vardır bir bildiği diyerek yola çıktım, YÂ NASİP!

    Dağlar dursa karşımda ALLAH yazmışsa olur, yazmamışsa da olmaz. Hayırlı ise olsun, hayırsızsa olmasın. AMİN.

    *********

  94. mehdinin yardımcısı said,

    Temmuz 13, 2007 11:49 am

    Tekrar açıklama yapmak zorunda kalıyorum. Mehdi kavramı islam tarihi boyunca tartışılmıştır. Bu konuda birçok eser kaleme alınmıştır. Bu kavram birçok dini-siyasi harekete malzeme yapılarak suistimal edilmiştir. Bu yüzden ayrılıklar ve aykırılıklar ortaya çıkmıştır. Bugün bile sayısız sahte mehdiler, mehdilik iddiasında olanlar vardır. Mehdi konusu, bu derece hassas ve derin bir konu iken “filan kişi mehdidir” diyenler, sanırım bu konunun şaka götürmez olduğunun farkında değiller. Ne yaptıklarını bilmiyorlar. Bu konu, magazin gündemi gibi harcanabilecek bir konu değildir. İnsanlık, tarikatlerin saçmalıklarıyla ya da dini toplulukların sahtekar şefleriyle kurtarılamaz. İnsanlığın ve tarihin en büyük haberi olan kıyamet ve bununla bağlantılı Mehdi beklentisi, hiç kimse tarafından çıkar amaçlı kullanılamaz. AKsi takdirde, olacakları siz kendiniz tahmin edin.

  95. Demis ki said,

    Temmuz 13, 2007 4:55 pm

    Nedir bu telaş? Mehdi ise Mehdidir, değilse değildir; yaşanacaklar yaşanacaktır. Yaşanacakların önüne geçilebilineceğini kim nasıl düşünebilir? Ancak ve ancak ALLAH inancı taşımayan kimse bu kadar çırpınır; “Falankes Mehdi değil” diye.

    Sonu gelmişse Deccalin; önüne geçebilir mi? Çırpındıkça kaderimi mi değişecek?

    ALLAH yanında yer alsaydı da bu kadar korku ve kaygı içerisinde olmasaydı!!!

  96. kutsal bora said,

    Temmuz 13, 2007 5:44 pm

    Bismillahirrahmanirrahiym şu anda dünyadaki tüm küffarlar islamiyeti kendine en büyük düsman edinmişlerdir.bunu kabullenelim.bunun için gerk ahlak gerek saygı gerek cesaret gerek vs. seyleri kendimizde en üstün sekilde bulunduralım .bu dinimizi ayakta tutmamızın temelidir.pop,rock,rap vs. sseyler ne zaman bu kadar revaçta oldu.onunla yatıp onunla kalkar olduk.evet avrupa bizi değerlerimizden uzaklastırıyor.böyle olmamalı.hatta tam tersi olamalı. ALLAH-U EKBER

  97. bulent xxxxxxx said,

    Temmuz 14, 2007 9:43 pm

    MESİH DECCAL
    VE
    YE’CÜC İLE ME’CÜC

    MECDÎ MUHAMMED EŞ-ŞEHAVİ

    Terceme ve Tahric:

    Seyfullah Seyfeddin Erdoğmuş

    Tercemeye esas alınan nüsha; 1993 Kahire, Mektebetü’l-İman baskısı.

    بسم الله الرحمن الرحيم و صلى الله على سيدنا محمد و على آله

    -Mütercimin Mukaddimesi-

    Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd ve senalar olsun. O’nun habîbi, Rasulü Efendimiz Muhammed’e, Ehl-i Beytine, Ashabına ve onlara en güzel şekilde tâbi olanlara, kıyamet gününe kadar salât ve selamlar olsun.
    Bundan sonra;
    İki cihanın fahri, Rasul-i Ekrem efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem, kıyamet büyük ve küçük alametlerini bildirmiş, en büyük fitnenin Deccal fitnesi olduğunu belirtmiş, fitnelerden sakındırmış ve kurtuluş yolunu bizlere göstermiştir.
    Ebu Hüreyre radıyallahu anh’ın, merfuan rivayet ettiği şu hadisi şerif, içinde bulunan hali değerlendirmeyi, Sufîlerin tabiri ile; “ibnül vakt” olmayı tavsiye etmekle beraber, Ahir zaman fitnelerinden kurtuluş yollarından birisinin de, bu fitneler zuhur etmeden önce salih amellere sarılmayı, aksi halde salih amellere de muvaffak olunamayacağını haber veriyor;
    “Beklenen şu yedi şey gelmeden amellere koşuşun; her şeyi unutturan fakirlik, azdıran zenginlik, bünyeyi bozan hastalık, tüketen, eriten ihtiyarlık, yakaya yapışan ölüm ve bu beklenenlerin en kötüsü olan Deccal. Kıyamet ise; daha dehşetli ve daha acıdır.”
    Kitabın konusu ile ilgili diğer bir hadis-i şerifte:
    “Deccal’i inkar eden, İsa Aleyhisselam’ın nüzulünü inkar eden ve Mehdi Aleyhisselam’ı inkar eden küfre düşmüştür.”
    Her ne kadar, bu hadisin sıhhati konusunda ihtilaf edildi ise de, İmam Gımarî ve diğer hadis uleması hadisin manasının sahih olduğunu belirtmişler ve demişler ki; “Bunları inkar eden, tevatür ile gelmiş rivayetleri inkar etmiş olacağından kafir olur.” Ye’cüc ve Me’cüc’ün zuhuru ise zaten ayetler ile sabittir.
    Allah’a hamdolsun ki tercemesini sunduğumuz bu eser, Muasır müelliflerden Mecdi Muhammed Eş-Şehavi tarafından kaleme alınmış, Deccal, Nüzul-ü İsa (A.S.) ve Ye’cüc-Me’cüc hakkındaki muteber rivayetlerden ve şerh kitablarından derlenmiş, hacmi küçük, değeri büyük bir kitapdır.

    Tercemeye esas tuttuğum baskı, bazı matbaa hataları ihtiva ettiğinden ve Şehavi’nin hadis tahricini yetersiz gördüğümden yeniden tahric ettim.
    Kadın, erkek, büyük küçük her Müslüman’ın bilmesi gereken bilgiler ihtiva eden bu kitabın hayırlara vesile olmasını diler, dualarınızı bekleriz. Tevfik Allah’tandır.

    -Çubuk- 28.11.2002
    Seyfulah Seyfeddin Erdoğmuş

    EN BÜYÜK FİTNE: MESİH DECCAL

    -Müellifin Mukaddimesi-

    Şüphesiz Hamd, Allah içidir. O’na hamdeder, O’ndan hidayet ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden, kütü amellerimizden Allah Teala’ya sığınırız. Şüphesiz Allah’ın hidayet eylediğini saptıracak, O’nun saptırdığını da hidayete ulaştıracak yoktur. Allah’tan başka İlah olmadığına, O’nun birliğine ve ortağı olmadığına, Muhammed (Sallallahu aleyli ve sellem)’in O’nun kulu ve rasulü olduğuna şehadet ederim. Bundan sonra;
    Muhakkak ki; sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabı, yolların en hayırlısı Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem’in yoludur. İşlerin şerlisi sonradan ortaya çıkarılanlardır. Her sonradan çıkan bid’at, her bid’at dalalet (sapıklık) ve herdalalet de ateştedir.
    “Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan, ondan da eşini yaratarak yayan Rabbinizden korkun! O’nun hakkına birbirinizden isteklerde bulunuyor olduğunuz Allah’tan ve akrabalık bağlarını (koparmaktan) sakının. Şüphesiz ki Allah,sizin üzerinizde tam bir gözeticidir.” (Nisa; 1)
    “Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün.” (Âl-i İmran; 102)
    “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki (Allah) size işlerinizi düzeltsin ve sizin için günahlarınızı bağışlasın! Ve kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse, o takdirde gerçekten büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzab; 70-71)
    Bundan sonra;
    Tasdik edilmiş sadık olan Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem kıyametten önce vuku bulacak olan birçok fitneden ve mihnetlerden bize haber vermiştir.
    Bizim bu çalışmamız; İsa Aleyhisselam’ın nüzulünden sonraki iki büyük fitne hakkındadır. Bu fitnelerin birincisi; Mesih Deccal, ikincisi; Ye’cüc ve Me’cüc fitnesidir.
    Bütün işlerimizde Allah Tebarek ve Teala’dan yardım isteriz. O, bana yeter ve O ne güzel vekildir.

    Mecdî Muhammed Eş-Şehavî
    Şerbas-Dimyat 26.12.1992

    İLK FİTNE
    MESİHUD-DECCAL

    İLK FİTNE; MESİHUD-DECCAL

    EFENDİMİZ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM’İN DECCAL’DEN SIĞINMASI

    1- Abdullah Bin Abbas Radıyallahu anhuma dedi ki; ” Resulullah Sallllahu aleyhi ve sellem, şu duayı Kur’an suresi öğretir gibi öğretirdi;
    اللهم إني أعوذ بك من عذاب جهنم و أعوذ بك من عذاب القبر و أعوذ بك من فتنة المسيح الدجال و أعوذ بك من فتنة المحيا و الممات
    “Allahım! Cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal’ın fitnesinden sana sığınırım. Ölümün ve hayatın fitnesinden sana sığınırım.”
    İmam Müslim, Sahih’inde bu hadisi rivayet ettikten sonra der ki; ” Bana, Tavus radıyallahu anh’ın oğluna şöyle dediği ulaştı; ” Namazında bu duayı okudun mu?” Oğlu dedi ki ; “hayır” Bunun üzerine Tavus radıyallahu anh; “Namazını yeniden kıl. Zira baban Tavus bunu üç veya dört sahabeden nakletti”
    İmam Nevevi dedi ki; “Bu duanın te’kid edilmesi, bu sığınma duasının özellikle emredilmesi ve Tavus radıyallahu anh’ın sözünün zahiri, bu duayı namazda okumanın vacip oluşuna dalalet eder. Eğer bu dua unutulursa namazın iade edilmesi gerekir. Ulemanın çoğunluğu ise bunun vacip olmayıp müstehab olduğunu söylediler. Umulur ki; Tavus radıyallahu anh bu duayı vacip olduğuna inandığından değil, oğlunu edeblendirmek için üzerinde durarak te’kid etmişti. Vallahu a’lem”
    2- Yine İbni Abbas radıyallahu anhuma der ki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazının sonunda dört şeyden sığınırdı. Derdi ki;
    أعوذ بالله من عذاب القبر و أعوذ بالله من عذاب النار أعوذ بالله من الفتن ما ظهر منها و ما بطن أعوذ بالله من فتنة الأعور الكذاب
    “Kabir azabından Allah’a sığınırım, Cehennem azabından Allah’a sığınırım. Açık ve gizli fitnelerden Allah’a sığınırım. Ve tek gözlü yalancı Deccal’den Allah’a sığınırım.”
    3- Müminlerin annesi Aişe radıyallahu anha der ki; Rasullullah Sallallahu aleyhi ve sellem’i namazında Mesih Deccal’in fitnesinden sığınır iken işittim.”
    4- Yine Aişe Radıyallahu anha demiştir ki; “Şüphesiz Rasulullah Sallahu aleyhi ve sellem namazda şöyle diyerek dua ediyordu;
    اللهم إني أعوذ بك من عذاب القبر و أعوذ بك من فتنة المسيح الدجال و أعوذ بك من فتنة المحيا و الممات
    “Allah’ım! Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal’in fitnesinden sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım.”
    5- Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisi de bu rivayetleri doğrulamaktadır; “Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem sahabesine şöyle demelerini emretti; “Cehennem azabından Allah’a sığının. Kabir azabından Allah’a sığının. Mesih Deccal’in fitnesinden Allah’a sığının. Hayatın ve ölümün fitnesinden Allah’a sığının.”
    Bu konudaki diğer rivayetler;
    6- Enes Bin Malik Radıyallahu anh’dan
    7- Abdullah Bin Amr Radıyallahu anhuma’dan
    8- Ebu Said el Hudri Radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir.

    KUR’AN-I KERİM’DE DECCAL’IN AÇIKÇA
    ZİKREDİLMEYİŞİNİN HİKMETİ NEDİR ?

    Deccal’in Kur’an-ı Kerimde zikredilmemesinin hikmetinden sorulması oldukça yaygınlaşmıştır. Zira o büyük bir şer ve fitne olmakla beraber, Peygamberler (Aleyhimussalavatu ecmain) ondan sakındırmış, namazda bile ondan sığınmayı emretmişlerdir.
    Hafız İbni Hacer buna üç cevap vermiştir;
    Birincisi; Şüphesiz o Allah Teala’nın şu kavlinde zikredilmiştir; “Rabbinin bazı ayetleri (alametleri) geldiği gün, önceden iman etmeyene ve imanında hayır kazanmamış olana, (o zaman) imanı bir fayda etmez” (En’am; 158) Nitekim Tirmizi, Sahih kaydıyla Ebu Hureyre radıyallahu anh’den merfuan şu hadisi tahric etmiştir;
    9- “Üç şey zuhur ettiğinde daha önceden iman etmeyene ve imanında hayır kazanmamış olana bu imanı fayda etmeyecektir. Bu üç şey; Deccal, Dabbe(tül Arz) ve Güneşin battığı yerden doğmasıdır”
    İkincisi; Allahu Teala şu kavlinde İsa ibni Meryem aleyhisselam’ın nüzul edeceğine işaret ediyor; “Ehl-i Kitab’dan her biri ölümünden önce O’na muhakkak iman edecektir” (Nisa; 159) ve “Şüphesiz o (İsa Aleyhis selam’ın nüzulü) kıyamet için elbette bir ilimdir (alamettir)” (zuhruf; 61) ayeti, O’nun Deccal’i öldüreceğini doğrulamaktadır. İki zıddan birinin zikri ile iktifa edilmiştir. Deccal de İsa aleyhisselam gibi “Mesih” kelimesi ile lakablanmıştır. Lakin Deccal sapıklık Mesihi, İsa Aleyhis selam ise hidayet Mesih’idir.
    Üçüncüsü; ondan bahsin terki, onu hakir etmek içindir.
    Bu üçüncü kavle; “Ye’cüc ve Me’cüc Fitne bakımından Deccal’den aşağı olmadığı halde (Kur’an’da) zikredilmiştir ve Deccal, Ye’cüc ve Me’cüc’den öncedir” diye itiraz edilmiştir.
    Bu itiraza imam elBulkıni cevap vermiş, demiştir ki; “Kur’an’da zikredilen fesadcıların hepsi, geçmişte bulunmuş olup, ibret alınması için zikredilmişlerdir. Sonradan gelen kavimler onu görüp işlerinde ona göre hüküm verirler, sonradan gelecek biri onlara zikredilmez !!!”
    İmam Bulkıni’nin bu kavli reddedilmiştir. Zira sonradan gelecek Müfsidlerden oldukları halde Kur’an’da Ye’cüc ve Me’cüc zikredilmiştir.
    Begavi Tefsir’inde Allahu Teala’nın şu kavlinde Deccal’in zikredilmiş olduğu kayıtlıdır; “Göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür.” (Mü’min; 57) Bu ayette “insanların yaratılması” kavlinden murad edilen Deccal ve buna itlak olunan diğer (insan yaratma iddiasında bulunanlardır.)” Eğer bu cevap sabit olursa, en güzel cevaptır. Nebi Sallahu aleyhi ve sellem’in, beyanıyla kefil olduğu cümledendir. İlim Allah Teala katındadır.”
    “DECCAL” DİYE İSİMLENDİRİLME SEBEBİ
    Ulema dediler ki; “Lügatte Deccal on vecihe ıtlak olunur,”
    Birincisi; Deccal çok yalancı (Kezzab) demektir. (Ben -mütercim- derim ki; Bunu Halil Bin Ahmed ve başkaları söylemiştir. Bu, cim harfi cezmli okunursa (decle ve declen – dacil şeklinde) böyledir. Cim harfi fethalı okunursa (decele şeklinde) hakkı batıl ile örtmek manasına gelir. Çoğul sigası; deccalun ve decacile olur.) Deccal yalanları ile gerçeği kamufle edicidir.
    İkincisi; Deccal kelimesi “Decl” kelimesinden alınmadır. Deve uyuz olduğunda katran ile boyanır ve buna “Decl” denir. Katrana “Düceyl” ve “Dücale” denir. (-Mütercim Seyfullah- derim ki; bu Asmai’nin görüşüdür. Deccal de sihri ile gerçeği adeta katranla kapatır gibi örtecektir.)
    Üçüncüsü; (-Mütercim Seyfullah- derim ki; kitabın Arabca baskısında üçüncü madde sehven unutulmuştur. Tezkiratul Kurtubi’de üçüncü madde şöyle geçer; “Adam yeryüzünün etrafını dolaştığı zaman; “deceler raculü” derler.” (Kurtubi Tezkira s.744)
    Dördüncüsü; Örtmek manasınadır. Şüphesiz o yer yüzünü kalabalık kitlesi ile örtecektir. Denildi ki; şüphesiz o insanları küfrü ile örter. “Declu” örtmek demektir ve yeryüzünü suyu ile örttüğü için Dicle nehrine bu isim bu yüzden verilmiştir. (derim ki; bu İbni Dürayd’in görüşüdür. – mütercim -)
    Beşincisi; Yeryüzünü kat ettiği (her yerini dolaştığı) için bu isim verilmiştir. Mekke ve Medine haricindeki bütün beldelere girecektir. “Ed-Deccaletu”; büyük topluluk demektir. Daccal kalabalığı ile yeryüzünü kaplayacaktır. Denildi ki; “Ed-Deccale”; ticaret için mal taşıyan kalabalıktır. İbni Faris El Mücmel’de şöyle bir beyit söylemiştir; “Deccalet; topluluğun kalabalığındandır.”
    Altıncısı; Deccal diye isimlendirilmesi; insanları şerri ile karıştırıp, değiştirmesi sebebiyledir. Aslı “Decli” dir. Birisi öldüğünde veya elbise değiştirdiği zaman ” Decele” kelimesini kullanırlar.
    Yedincisi; Deccal; yalan uyduran demektir. Şu ayetteki gibi; “Ve bilgisizce ona oğullar ve kızlar uydurdular. O onların vasfetmekte olduklarından münezzeh ve çok yücedir.” (En’am; 100) Manası; “onlar böyle yapmakla yalan söylediler, iftira ettiler, küfrettiler” demektir.
    Sekizincisi; Deccal; yaldızlayan demektir. “Kılıcımı altın suyu ile yaldızladım” derken “Deceltü” lafzı kullanılır.
    Dokuzuncusu; Deccal; faydasız bir şeyi altın suyu ile güzel göstermeye çalışmak demektir. Toprak işi çömleği, tahtayı veya ahşap bir şeyi altın suyu ile boyamaktır. İşte Deccal’de böylece batılı güzel göstereceğinden bu isim verilmiştir.
    Onuncusu; Deccal; kılıç süslemek demektir. Denilir ki; “O kılıcın cevheridir, suyu içinde akar” vallahu a’lem
    DECCAL NE ZAMAN ÇIKAR?
    10- Muaz Bin Cebel radıyallahu anh’ın rivayet ettiği hadisi şerifte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; ” Malhame’yi (Büyük savaşı) Kostantiniye’nin fethi, Kostantiniye’nin fethini de Deccal’in çıkışı izler”
    11- Abdullah Bin Büsr radıyallahu anh hadisinde, Rasulullah sallallahu aleyhi ve Sellem buyurmuştur ki; “Melhame ile İstanbul’un fethi arasında altı sene vardır. Deccal yedinci senede çıkar”
    12- Sahihu Müslim’de Ebu Hureyre radıyallahu anh’den merfuan rivayette Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “Rumlar A’mak veya Dabik’e inmedikçe kıyamet kopmaz. O gün yeryüzünün en hayırlılarından bir ordu şehirden onların üzerine doğru harekete geçerler. Karşılaştıkları zaman Rumlar derler ki;
    “Bizden esir alanlarla aramızdan çekilin de onlarla savaşalım.” Müslümanlar derler ki; “Hayır vallahi! Kardeşlerimiz ile sizin aranızdan çekilmeyiz.” Bunun üzerine savaşırlar ve anları hezimete uğratırlar. Bu üç gruptan biri (hezimete uğrayan Rumlar) Allah onların tevbesini kabul etmez. Üçte biri öldürülür ki onlar Allah katında şehitlerin en faziletlileridir. Şehri fetheden üçte biri de bir daha fitneye düşmezler. Onlar Kostantiniye’yi fethedip aralarında ganimetleri paylaşırlar ve kılıçlarını zeytin ağaçlarına asarlar. Şeytan aralarında meydana çıkıp der ki;
    “Mesih ardınızda, yurdunuzdadır” – Bu yalandır – onlarda bunun üzerine çıkarlar ve (Mesih) ancak Şam’a geldiklerinde çıkar”
    13- Ebu Hureyre radıyyallahu anh hadisinde; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki; “Sizler şüphesiz Hirakl’in (veya Kayser’in) şehrini fethedip mallarını zırhlarla paylaşacaksınız. Deccal’in arkalarında, memleketlerinde olduğunu söyleyen bir sesi açıkça işitirler. Onlarla beraber olmayanlar (deccal ile) karşılaşır. Bunun üzerine çıkarlar ve savaşırlar.”
    DECCAL NEREDEN ÇIKAR?
    14- Ebu Bekr es Sıddık radıyallahu anh’dan; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Şüphesiz Deccal, yer yüzünün doğusunda Horasan denilen yerden çıkar. Ona yüzleri kalkan derisi gibi olan bir kavim tabi olur”
    Bu hadisi şerifin Arapça metninde geçen; “Mican” kelimesi Micenn’in çoğuludur ve kalkan demektir. “Mutraka” ise; üzere giyilen tabaka, kalkan veya zırh demektir.
    Yüzlerinin kalkana benzetilmesi, geniş ve yuvarlak yüzlü olmaları manasına gelir. “Mutraka” ifadesi; etlerinin çokluğuna dair bir benzetmedir.
    15- Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisinde; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Deccal doğu tarafından çıkar” buyurmuştur.
    16- Sahihu Müslim’de; Enes Bin Malik radıyallahu anh hadisinde; “Şüphesiz o, İsbehan’dan çıkar”
    17- Aynısı Mü’minlerin annesi Aişe radıyallahu anha’dan rivayet edilen hadiste de geçer; Nebi sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Şüphesiz o (Deccal) İsbehan Yahudilerinden çıkar” Bunun benzeri Huzeyfe radıyallahu anh hadisinde de geçer.
    Hafız İbni Kesir der ki; “Deccal’in zuhurunun başlangıcı İsfahan’ın “Yehudiyye” denilen mıntıkasından olur ve yetmişbin yahudi silahları ile ona katılır. Bunların “sican” denilen elbiseleri vardır. Onun yeşil taylasan olduğunu söylerler. Yine Tatarlardan yetmişbin kişi ona yardım eder ve Horasan halkından pek çok kimse onu destekler”
    Ben (Şehavi) derim ki; “Bazı hadislerde onun Kufe’den çıkacağı rivayet edilmiştir;
    18- Abdullah Bin Amr radıyallahu anhuma’dan Mevkuf rivayete göre; “İbni Amr radıyallahu anhuma ıraklılara demiştir ki; “Sizin bu yeriniz verimsiz toprağıyla ve arıcılıkla meşhur olan, “Kufe” denilen yer midir?” dediler ki; “Evet” Buyurdu ki; “Şüphesiz Deccal buradan çıkar”
    19- Ebu Sadık, Abdullah Bin Mes’ud radıyallahu anh’ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor; “Şüphesiz ben, Deccal’e yardımcı olacak halkın evlerini biliyorum.” Dediler ki; “Onlar kimdir ey Ebu Abdurrahman?” Dedi ki; “Kufelilerin evleridir.”
    Doğrusu; daha önce geçen , Merfu hadislerde bildirilenlerdir. Vallahu a’lem.
    DECCALİN SİLAHLARI
    Allah sübhanehu ve Teala insanları imtihan için Deccal’i fitne ve ibtilalar gibi pek çok acaib ve garip şeylere muktedir edecektir.
    20- Abdullah Bin Mu’tim radıyallahu anh hadisinde varid oldu ki; “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu; “Deccal gizlenecek değildir. Şüphesiz o doğu tarafından gelir ve benim yoluma davet eder. İnsanların kendisine tabi olması ve kendisine mensup olmaları için onlarla harp eder ve galip gelir. O Kufe’ye gelip Allah’ın dini hakim olup, onunla amel edilene kadar bu böylece devam eder. Bundan sonra “Ben şüphesiz peygamberim” der. Bunun üzerine akıl sahibi olan herkes onu terk eder. “Ben Allah’ım” diye iddia edinceye kadar böylece bekler. Bu iddiası üzerine de gözü kaplanır, kulağı kesilir ve iki gözü arasına hiçbir Müslüman’a gizli olmayacak şekilde “Kafir” yazılır. Böylece kalbinde imandan hardal zerresi kadar imanı olan herkes ondan ayrılır”
    21- Ka’bül Ahbar hadisinde şöyle geçer; “Deccal doğuda zuhur eder ve hilafet verilir. Sonra sihri açığa çıkar. Nübüvvet iddiasında bulunması üzerine insanlar ondan ayrılır. Bir nehre gelip, kendisine doğru akmasını emreder, oda akar. Sonra nehre geri dönmesini emreder, o da döner. Sonra yere ot bitirmesini emreder ve ot biter. Sonra emreder de Tur dağı ile Zeyt dağı birbiri ile çarpışır. Sonra rüzgara, yer yüzünü sulaması için denizden bulutları getirmesini emreder ve yer yüzü yağmurlanır. Günde üç defa denize dalar da, sular onun dizlerine ulaşamaz. Onun bir eli diğerinden uzundur. Elini denize uzatıp, daldırır, istediği balığı tutar, çıkarır.”
    22- Sahih hadiste; Huzeyfe Radıyallahu anh dedi ki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Ben Deccal’in yanında ne olduğunu iyi biliyorum. Beraberinde iki nehir akar. Bunların bir bembeyaz bir su olarak görünür. Diğeri ise yakıcı bir ateş gibi görünür. Bir kimse ona ulaşırsa ateş olarak görünene gelsin, gözünü yumup başını eğsin ve ondan içsin. Şüphesiz o soğuk bir sudur.”
    23- Yine Huzeyfe radıyallahu anh’den rivayette Efendimiz sallalllahu aleyhi ve sellem Deccal hakkında şöyle buyurmuştur; “Şüphesiz onun yanında su ve ateş vardır. Ateşi soğuk bir su, suyu da ateştir. Aldanmayınız!”
    24- Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisinde; “Şüphesiz o beraberinde cennetin benzeri ve cehennemin benzeri ile gelir. “Şüphesiz bu cennettir” dedikleri cehennemin ta kendisidir.”
    Buradaki ihtilaf bakan kişilere nispetendir. Deccal sihir yaptığı için görünen suretlerin aksini hayal ettirir. Deccal, büyü ile, Allah’ın cenneti gizlediği şeyi ateş olarak, ateşi gizlediği şeyi de cennet gibi gösterir. Burada cennet ile; nimet ve rahmet, ateş ile de mihnet ve fitne kinaye edilmiş olabilir. Kim ona itaat ederse cennetini (dünyada talep ederek) öne geçirmiş demektir ve Ahiret’te varacağı yer Cehennemdir. Yine şu da muhtemeldir ki; ona bakan için mihnet ve fitneler, ateşin dehşetindendir ve onu aksi olan cennet zanneder.
    25- Ebu Ümametül Bahili radıyallahu anh’ın, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği hadiste; “Deccal çıkmadan önce, insanlara şiddetli bir açlığın isabet edeceği üç şiddetli yıl vardır. Birinci yılda Allah semaya yağmurunun üçte birini, yer yüzüne de mahsulünün üçte birini tutmasını emreder. Sonra ikinci yılda semaya yağmurunun, yeryüzüne de mahsulünün üçte ikisini tutmasını emreder. Üçüncü yılda ise Allah semaya yağmurunun tamamını, tutmasını emrederde bir damla yağmur yağmaz, yeryüzüne de mahsulünün tamamını tutmasını emreder de hiçbir yeşillik bitmez. Artık Allah’ın yaşamasını dilediği hayvan hariç, geviş getiren hiçbir hayvan kalmayıp helak olacaktır.”
    26- Osman Bin Ebil As radıyallahu anh hadisinde; “Müslümanlar onlara bir ordu gönderir ve onların ordularıyla karşılaşırlar. Bu yüzden onlara şiddetli bir açlık ve şiddetli bir sıkıntı isabet eder. Öyle ki onlardan biri yayının kirişini pişirse bile yiyebilirler…”
    27- (Cabir radıyallahu anh rivayetinde;) Bu açlık anında Deccal gelir ve “…onun beraberinde adeta ekmek dağı vardır. Ona tabi olan insanlar haricindekiler şiddetli kıtlık çeker”
    28- Mugire Bin Şu’be radıyallahu anh der ki; “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e Deccal hakkında benim sorduğum kadar kimse sormadı. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bana buyurdu ki; “Ondan sana ne zarar var?” Dedim ki; “Diyorlar ki; onun yanında ekmek dağı ve su nehri bulunacak” Buyurdu ki; “O Allah için bundan daha aşağılıktır”
    Kadı Iyaz; bu son cümle hakkında der ki; “Bunun manası; Allah, onun elinde mü’minleri saptıracak, yakın sahibi kalplere şüphe verecek şeyler yaratır. Bilakis bunlar iman edenlerin imanını artırır, kalplerinde maraz olanları saptırır. Kafirlere, münafıklara ve benzerlerinin aleyhine birer hüccet olur. Bu söz; onun öldürdüğü kişinin söylediği şu söz gibidir;
    “Senin bu işinden dolayı, ancak basiretim arttı.” Yoksa bu söz onun yanında hiçbir şey olmayacağı manasına gelmez. Bilakis murad; “O, bu yaptığı şeylerden daha aşağılıktır, onun Deccal olduğunu gösterir. Özellikle onda görünen bu açık alametler, yalancılığını gösterir, okuyan onun küfrünü okur, okuma bilmeyen dahi onu okur. Konuştuklarındaki yalanına, kusurları fazladan birer şahittir.”
    29- Esma Binti Yezid el Ensariye Radıyallahu anha hadisinde, Nebi sallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki; “… üçüncü yılda sema bütün yağmurunu tutar, yeryüzü de hiçbir nebatını bitirmez, hayvanlardan bütün tırnaklılar ve azı dişli (geviş getirenler) helak olur. (Deccal) bu fitnenin şiddetlendiği anda bir bedeviye gelir ve derki;
    “Sana deveni diriltirsem benim rabbin olduğumu bilir misin?” Adam da; “Evet” der. Şeytan da onun devesi gibi şekle girer, sütü daha bol, hörgücü daha büyük bir şeklide görünür. Daha sonra babası ve kardeşi ölmüş bir adama gelir ve der ki; “Sana babanı ve kardeşini dirilttiğimi görürsen, Rabbin olduğumu bilir misin?” o da “evet” der. Bunun üzerine şeytan babasının ve kardeşinin benzeri kılıklarda görünür”
    30- Ebu Ümame radıyallahu anh hadisinde; “Şüphesiz Deccal’in fitnelerinden birisi de, bir bedeviye şöyle demesidir; “Senin için babanı ve anneni dirilttiğimi görürsen, rabbin olduğuma şahadet eder misin?” Bedevi de; “evet” der. Bunun üzerine iki şeytan babasının ve annesinin suretlerinde görünerek derler ki; “Ey oğulcuğum! Ona tabi ol. Zira şüphesiz o senin rabbindir”
    31- Cabir radıyallahu anh’dan gelen merfu hadiste; “Alllah, Deccal’in yanında insanlara konuşan şeytanlar gönderir” buyruluyor.
    32- Semura Bin Cündeb radıyallahu anh’ın Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayetinde buyurulur ki; “Şüphesiz o (Deccal) körleri ve baraslıları (alaca hastalığı) iyi eder, ölüyü diriltir.”
    33- Nevvas Bin Sem’an radıyallahu anh hadisi; “Deccal bir kavme gelip onları kendisine imana davet eder ve onlarda ona içabet ederler. Bunun üzerine Deccal semaya emreder de yağmurunu yağdırır, yeryüzü de nebat biter. O kavmin deve sürürsü akşama hörgüçleri uzamış, sütleri bollaşmış, böğürleri şişmiş (semizlemiş) olarak yanlarına döner. Deccal daha sonra başka bir kavme gelip onları da kendisine davet eder. Fakat onlar Deccali reddederler, o da onların yanından uzaklaşır. Ancak o kavmin başına kıtlık gelir, ellerinde mal kalmaz, fakir halde sabahlarlar.
    Deccal sonra bir harabeye uğrar ve ona; “Definelerini çıkar deyip oradan ayrılır. Harabenin defineleri de bal arılarının arı beyini izledikleri gibi ardına düşer. Deccal sonra genç bir adamı kendisine imana davet eder. Deccal (kendisini reddetmesine öfkelenerek) onu kılıçla vurup ikiye böler. Her iki parçayı bir ok atımı mesafeye fırlatır. Sonra o genci çağırır. Genç dirilip parlak bir yüzle ve gülerek ona yönelir…”
    34- Ebu Said el Hudri radıyallahu anh rivayeti; “Deccal çıkar ve Müminlerden birisi ona doğru yönelir. Onu Deccal’in silahlı adamları karşılar ve derler ki; “Nereye gidiyorsun?” Der ki; “Şu ortaya çıkan adama gidiyorum.” Deccal’in adamları derler ki;
    “Demek Rabbimize iman etmiyorsun ha?” Der ki; “Rabbimiz gizlenip de sonradan çıkan biri değildir.” Bunun üzerine derler ki; “Onu öldürün” Bazıları da der ki; “Rabbiniz (Deccal) sizi kendisinin bilgisi dışında birini öldürmekten nehyetmedi mi?” Bunun üzerine onu alıp Deccal’e götürürler. Mü’min, Deccali gördüğü zaman der ki;
    “Ey insanlar! Bu Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisinde bahsettiği Deccal’in ta kendisidir” Deccal, onun karnı üzere uzatılıp bağlanmasını emreder. Onlar da derler ki; “Onu tutun ve kazıklara bağlayın” Deccal’in askerlerinin darbelerinden dolayı mü’minin karnı ve sırtı şişer. Deccal der ki; “Demek bana iman etmiyorsun?” Mü’min der ki; “Sen yalancı Mesihsin” Deccal’in emri ile mü’min, Minşar denilen aletle başının ortasından iki parçaya ayrılır. Sonra Deccal der ki; “Ayağa kalk, doğrul” sonra ona der ki; “Hâlâ bana iman etmiyor musun?” Mü’min de; “Senin hakkında basiretim iyice arttı.” der. Sonra der ki;
    “Ey insanlar! Şüphesiz o benden sonra artık hiç kimseyi boğazlayamayacaktır!” Deccal onu boğazlamak için tekrar tutar. Ancak mü’minin başı ile omzu arasına kadar boynu bakır kaplandığından dolayı buna imkan bulamaz. Onu ellerinden ve ayaklarından tutarak atar. İnsanlar Deccal’in, onu ateşe attığını zannederler. Halbuki o mü’min cennet’e düşmüştür.”
    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sonra buyurdu ki; “İşte Allah katında şahadet bakımından insanların en büyüğü o kimsedir.”
    35- Ebu Said el Hudri radıyallahu anh’dan gelen diğer bir rivayet; “Deccal, Medine’nin yakınına kadar gelir. Onun Medine’ye girmesi yasaktır. O gün ki insanların en hayırlısı olan biri ona doğru çıkar gelir ve ona der ki; “Şahadet ederim ki şüphesiz sen Râsulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisinde bildirilen Deccal’in ta kendisinin.” Deccal der ki; “Seni öldürüp sonra diriltirsem bu işte seni şüpheye sokabilir miyim?” Der ki; “Hayır” Bunun üzerine Deccal onu öldürür ve diriltir. Mü’min der ki; “Allah’a yemin olsun ki sen bu işi yapınca imanım (basiretim) şu an daha da arttı.” Bundan sonra Deccal onu tekrar öldürmek ister, ancak bir daha ona musallat olamaz”
    36- Cabir radıyallahu anh rivayetinde; “Deccal insanların gözü önünde bir kişi öldürdükten sonra, başkasına musallat olamaz”
    HARİKULADE HALLER MÜ’MİN İÇİN VELAYETE DELİL OLUR, ANCAK KAFİR İÇİN DELİL OLMAZ
    Hafız İbni Kesir ed-Dımeşki dedi ki; “Daha önce geçen hadislerden anlaşıldığı gibi, Allah Teala Deccal’in beraberinde zuhur edecek harikalar ile kullarını imtihan edecektir. Kendisine icabet edenler için Deccal, göğe emir verip yağmur yağdıracak, yere emir verip bitki bitirecek, onları kendileri ve davarları yiyecek, hayvanları onlara semiz olarak dönecektir. Deccal’e icabet etmeyip, reddedenler için emredecek te kıtlık, hastalık, ölüm ile hayvanlarının kırılması, mallardan, canlardan ve mahsullerden eksilme isabet edecek.
    Şüphesiz o, yeryüzünün hazinelerini, arıların kraliçe arının peşinden gitmeleri gibi ardından götürecek, genç şahsı öldürüp sonra diriltecektir. Bütün bunlar asılsız olmayıp hakikattir ve Allah Teala kullarını o zamanda bu gibi şeylerle imtihan eder. Bu fitne nedeniyle pek çok kimse sapar, pek çok kimse de hidayet bulur. Şüpheliler küfre düşer, Allah inananların da imanını artırır.
    Kadı Iyaz ve başkaları aşağıdaki şu hadisi bu manaya yormuşlardır; “O Allah katında bundan daha değersizdir” ifadesi yani; “Onun yanındakiler Allah’ın mü’min kullarını saptırmak için yeterli değildir. Zira onda görünen bu harikalar ile beraber, zahiri bedeninde noksanlık, fücur ve zulüm vardır. İki gözü arasında apaçık “Kafir” yazısı vardır. Şeriat sahibi sallallahu aleyhi ve sellem bunu heceli olarak “Kef-fe-ra” şeklinde telaffuz etmiştir ki, bu da o yazının manevi değil, maddi olarak yazılı olacağını ispatlar. Nitekim bazıları o kelimenin Deccal’in alnında manen yazılı olduğunu söylemişlerdir…”
    İbni Teymiye der ki; “Arap müşrikleri, Hind, Türk, Yunan ve başka milletlerden olan müşrik sınıflarında yer alanlar, ilim, zühd ve ibadet konusunda ne kadar gayret gösterseler de, peygamberlere ve onun getirdiklerine iman etmedikçe, emirlerine itaat etmedikçe, verdiği haberleri tasdiklemedikçe mü’min değillerdir, Allah’ın dostları değillerdir. Onlar ancak şeytanın yakınlarıdırlar. Şeytanlar onlara nüzul ederek bazı insanların işlerinden haber verirler ve sihir cinsinden harikalar ile bazı tasarruflarda bulunurlar. Onlar, kendilerine şeytanların nüzul ettiği kahinler ve sihirbazlardandırlar.
    Allah Teala Buyurur ki; “Şeytanların kime nüzul edeceğini haber vereyim mi? Onlar iftiraya düşkün, çok günahkar olan herkesin üzerine nüzul ederler. (Onlar da) Şeytana kulak verirler, bunların çoğu da yalancıdır” (Şuara, 221-223) Bu kimseler gece gündüz zühd ve ibadetle uğraşsalar, ancak Kur’an’da zikredilenlere tabi olmasalar ancak şeytan evliyasıdırlar. Havada uçsalar da, su üzerinde yürüseler de onları taşıyan şeytandır”
    Ebu Yezid el Bistami radıyallahu anh gibi ilim ve din ehli dediler ki; “Bir adamı havada uçarken, veya su üzerinde yürürken bile görseniz, emirlere ve yasaklara uyup uymadığına bakmadıkça aldanmayınız.”
    İmam Şafii radıyallahu anh dedi ki; “Bir bid’at sahibini havada uçarken görseniz bile bununla aldanmayınız!”
    Allah dostları, bir adamın Rasullah sallallahu aleyhi vesellem’in emirlerine ve nehiylerine ittiba edip etmediğine bakılmadıkça, havada uçsa veya su üzerinde yürüse bile itibar edilmeyeceğinde ittifak etmişlerdir. Eğer o kişi sünnete uyuyorsa o Allah’ın velisidir. Ancak bu harikuladeleri Müşriklerden, Ehl-i Kitab’dan, Münafıklardan, bid’at sahiplerinden olan kafirler gösteriyorsa onlar Allah’ın düşmanıdırlar, şeytandırlar. Bu harikuladeleri gösteren herkesi Allah’ın velisi zannetmek caiz değildir. Allah dostu sayılması için, onların sıfatlarının, hallerinin Kitab ve Sünnet’e uygun olması gerekir veya iman ve Kur’an nuru ile İslam Şeriatinin batınî ve zahiri hakikatleri ile tanınması gerekir.”
    DECCAL’İN VASIFLARI
    Mesih Deccal – Allah’ın laneti onun üzerine olsun – görünüş olarak ayıplar ve kusurlarla muttasıftır. Nebi Sallallahu alyehi ve sellem, Deccal’i hadislerinde akl-ı selim sahiplerine şüphe bırakmayacak şekilde vasıflamıştır.
    37- İbni Ömer radıyallahu anhuma, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ediyor; “Şüphesiz Deccal, büyük ve kızıl bir bünyeye sahip, kıvırcık saçlı, tek gözü kör olup sanki yerinden fırlamış üzüm tanesi gibidir.”
    38- Bunu Hişam Bin Amir radıyallahu anh’ın şu rivayeti teyid eder; Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ediyor; “Deccal’in başının arkası dalga dalgadır.”
    “Şüphesiz o esmer ve kıvırcık saçlıdır.”
    Hafız İbni Hacer der ki; “Onun esmer olarak vasfedilmesi, kızıl tenli olmasına münafi değildir. Bir çok esmerde kızıllık ta vardır.”
    Ben derim ki; “İbni Abbas radıyallahu anhuma rivayetinde;
    39- “Deccal bembeyazdır” diye geçer Hadiste geçen; “akmer” kelimesi beyazlığın şiddetini belirtir. Ancak bunun Deccal’in önceki hali olması umulur.
    40- İbni Abbas radıyallahu anhuma hadisi; “Deccal’in gözü kördür. Ne çok siyah, ne de çok beyazdır. Başı yılan veya kertenkele başı gibidir.”
    Bu hadis-i şerifin Arabca metninde geçen “El Hican” ne çok beyaz, ne de çok siyah olan manasınadır. “El Esale” yılan veya kertenkeledir. Denildi ki; “Vücudu başından küçük olan yılandır” Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem, Deccal’in başının büyük ve yuvarlak olmasından dolayı esale’ye benzetmiştir.
    41- Daha önce İbni Ömer radıyallahu anhuma hadisinde; “Onun vücudu iri ve kızıl, başının saçları kıvırcıktır” diye geçmişti.
    Bunu ibni Abbas Radıyallahu anhuma’dan rivayet edilen şu hadis destekler; “Deccal’i ne çok esmer, ne de tam beyaz olmayan bir renkte, vücudunu irice gördüm. Saçları adeta ağaç dalları gibi birbirine girgin idi.” Yani saçları çok ve kıvırcık demektir.
    42- Yine Huzeyfe radıyallahu anh’ten rivayet edilen şu hadis de destekler; “Onun saçları kıvırcıktır.”
    43- Temim-i Dârî radıyallahu anh onu şöyle görmüştür; “…Saçından sürüyen bir adam”
    44- Ka’b ul Ahbar radıyallahu anh rivayetinde; “Deccal’in bir eli diğerinden uzundur” diye geçer.
    İbni Ömer Radıyallahu anhuma hadisinde; “Sağ gözü kör olup, fırlamış üzüm tanesi gibidir” diye geçmişti. Bu hadisin Arabca Metninde geçen “Tafie” hemze ile yazılır ise; “ziyası gitmiş, sönük” manasına gelir. Hemzesiz olarak “Tafiye” olursa; “Yerinden fırlamış üzüm tanesi” demek olur.
    45- Huzeyfe radıyallahu anh hadisinde; “Kıvırcık saçlı ve sol gözü kördür” diye geçti ve bir rivayette; “Kör olan gözü sol gözüdür” , aynısı Enes, Semura Bin Cündüb ve Cünade Bin Ümeyye radıyallahu anhüm’den rivayet edilmiştir.
    46- Ebu Said el Hudri radıyallahu anh hadisinde ise; “Sağ gözü kör ve duvarda patlak veren sıva gibidir. İnciyi andıran sol gözü ise yıldız gibi parlar.”
    47- İbni Abbas radıyallahu anhuma hadisinde; “Gözü sabah yıldızı gibidir”
    48- Huzeyfe radıyallahu anh hadisinde; “Sağ gözü mesh olunmuştur. Diğer gözü ise güneş parçası gibidir” Ondan diğer rivayette; “gözü mesholunmuştur” geçer.
    49- Ubey Bin Ka’b radıylalhu anh hadisinde; “bir gözü yeşil cam gibidir.”
    50- Sefine radıyallahu anha rivayeti; “Sol gözü kör, sağ gözü et ile kaplı gibidir”
    51- Diğer bir rivayette de sol gözü et ile kaplı olarak vasıflanır.
    Hadisin Arabca metninde geçen “zufre” kelimesi; burundan göze doğru çıkan bir çeşit deridir. Onun güzünün böyle olması, bahsedilen gözünün sağlam olmamasına mani değildir. Belki bu gözbebeğinin ardında kalacak şeklidedir.
    52- Ubade Bin Samit radıyallahu anh hadisinde; “Kısa boylu, çarpık bacaklı, kıvırcık saçlı, tek gözlü, göz yuvası ne çukurdur, ne de şişkin.” Diye tarif ediliyor.
    53- Ebu Said el Hudri radıyallahu anh hadisi; “Gözbebeği yerinden fırlamış gibi ve kördür. Gizli değildir, parlayan yıldız gibidir.”
    BU RİVAYETLERDEKİ İHTİLAFLARIN GİDERİLMESİ
    Kadı Iyaz dedi ki; “Sönük ve mesholunmuş tabirleri; ya kör olmasını ya da gözünün fersiz olduğunu belirtmek içindir. Bu gözü, ibni Ömer radıyallahu anhuma hadisinde geçtiği gibi sağ gözüdür. Gözü yuvasından fırlamış, yıldız gibi parlayan, duvarda balgam gibi ya da patlamış sıva gibi pörtlemiş olan gözü sol gözüdür. Yani her iki gözü de kusurludur. Kör olan gözü bir şey görmez. Diğer kusurlu gözü ise ışığı gitmiş, görme idraki azalmıştır.”
    İmam Nevevi der ki; ” Kadı Iyaz’ın bu kelamı (ihtilafı gideren) gayet güzel bir sondur.”
    Hadiste geçen; “Gözünün biri yeşil cam gibidir” kavli ile “inciyi andıran yıldız gibi parlar” hadisi birbirine uygun olup aynı gözün vasfıdırlar.
    Tırnak gibi deri parçası ile kaplı olması her iki göz içinde mümkündür. Sönük olması ile çıkıntı olması birbirine zıt değildir. Bu ziyası gitmiş olan sönük gözünün vasfıdır. Gözünün duvardaki balgama benzetilişi belagatin üstünlüğündendir. Yeşil cama ve inciyi andıran parlak yıldıza benzetilişi de buna zıt değildir. Zira gözü pörtlemiş denilen pek çok kimsede görme idraki hala vardır. Allahu a’lem, Deccal de bu kabildendir.
    GÖZLERİNİN ARASINDAKİ “KAFİR” YAZISI
    54- Enes Bin Malik radıyallahu anh hadisi; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem buyurdu ki; “Hiçbir peygamber gönderilmemiştir ki, ümmetini kör ve yalancı (olan Deccal)den sakındırmış olmasın. Uyanık olun! Şüphesiz o kördür. Ve şüphesiz Rabbiniz kör değildir. Muhakkak ki onun (Deccal’in) iki gözü arasında “Kafir” yazılıdır”
    55- Yine Onun rivayetinde; “iki gözünün arasında “kafir” yazılıdır buyurdu. Ve sonra şöyle heceledi: “kef, fe, ra” Bunu her Müslüman okuyacaktır”
    56- Bir rivayette; “Okuma yazma bilen ve bilmeyen o yazıyı okuyabilir”
    57- Diğer bir rivayet lafzı; “Yazma bilen ve bilmeyen her Mü’min onu okur”
    58- İbni Ömer radıyallahu anhuma rivayeti; “Gözlerinin arasında “Kef, fe, ra” harfleri yazılıdır ve Deccal’in işlerini çirkin gören herkes o yazıyı okuyabilir”
    İmam Nevevi dedi ki; “Muhakkikler indinde bu yazı zahiri üzere, hakiki bir yazıdır ve Allah, onun yalanının ve batıllığının açığa çıkması için, onun küfrü hakkında kesin bir alamet yapmıştır. Allah Teala o yazıyı, okuma yazma bilsin veya bilmesin her Müslüman için açık bir hale getirir. Deccal’in fitnesini, şekavetini dileyenlere ise bu yazı gizli kalacaktır.”
    Bu kavli zayıf bulan İbni Hacer ise der ki; “Göz ile idrak; Allah’ın kulları için yarattığı, dilediği gibi ve dileği zaman bu yeteneği verdiği sıfattır. Mü’minin buradaki görmesi ise, gözü ile değildir, hatta yazı bilmese bile! Kafir ise, yazı bilse bile onu göremez. Tıpkı Mü’minin basiret gözü ile gördüğünü, kafirin görememesi gibi. Allah Mü’min için bu idraki teallüm dışında yaratacaktır ve bu o zamanın harikuladelerindendir.”

    DİĞER SIFATLARI
    59- Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisi; Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem, Deccal’in vasıflarını şöyle saydı; “Gözü kör, alnı açık, göğsü geniş ve eğriliklerle doludur”
    Hadiste geçen; “Eclel cebhe=Alnı açık”; Başının ön tarafında saçı dökülmüş demektir. Denildi ki; alın tarafında saçın az olmasıdır.
    Hadisin metninde geçen “enNahru”; göğüstür, boyunda gerdanlık takılan yerdir.
    Arabi metinde geçen “defe’en” lafzı zikzak demektir ve sırt omurlarının eğriliği kasdedilmiştir. Bu da Kambur olduğu manasına gelir.
    KULAĞININ KESİK OLMASI
    60- Taberani’nin, Abdullah Bin Mu’tim radıyallahu anh’den rivayet ettiği hadiste; Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Deccal’in kulağı kesiktir.”
    ÇOCUĞU OLMAZ
    61- Ebu Said el Hudri radıyallahu anh’ın Nebi sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’den rivayet ettiği hadis-i şerifte buyurulur ki; “Deccal’in çocuğu olmaz ve o ne Medine’ye ne de Mekke’ye giremez.”
    Kurtubi dedi ki; “Bu vasıfların hepsi aklı selim sahipleri için tamamen yerilmiş sıfatlardır. Ancak Allah’ın, haklarında bahtsızlığı dileği kişiler Deccal’in çağırdığı yalan ve ahmaklıklara tabi olacaklardır. Onlar, Hakk’a ve Tilavet nuruna tabi olmaktan mahrumdur.
    Efendimiz Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in; “Şüphesiz o kördür ve kesinlikle Rabbiniz kör değildir” kavli şerifine gelince; kısa akıllılara veya gafillere, kendi kusurlarını izale edip tamir edemeyecek kadar aciz ve zayıf olan noksan bir kimsenin ilah olamayacağını açıklamaktır. Kusurunu gidermekten aciz olan, kendini ve başkalarını zarardan kurtarmaktan da acizdir.
    DECCAL’İN EŞEĞİ
    62- Cabir Bin Abdullah radıyallahu anh hadisinde; Rasulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem buyuruyor ki; “Deccal öyle bir eşeğe biner ki; eşeğinin iki kulağı arasındaki mesafe kırk zira (kırk kol boyu= 20 metre kadar)dır”
    DECCAL’İN EBEVEYNİ
    63- İmam Ahmed Bin Hanbel’in, Ebu Bekre radıyallahu anh’den rivayet ettiği hadiste, Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem, Deccal’in anne ve babasını şöyle tarif eylemişlerdir; “Deccal’in anne babasının otuz yıl çocuğu olmaz. Sonra kör bir çocukları olur”
    64- Diğer bir rivayette şu ziyade vardır; “Sonra göbeği kesilmiş, zararı faydasından çok, gözü uyur, kalbi uyumaz bir çocuk doğurur” Sonra Peygamber efendimiz Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem Deccal’in annesinin ve babasının vasıflarını saydı; “Babası uzun boylu, zayıf yapılıdır – bir rivayette; Uzun boylu, zayıf yapılı, burnu uzun diye geçer – Burnu kuş gagası gibidir.” Sonra Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem Deccal’in annesini şöyle tavsif buyurdu; “Annesi ise iri yapılı, büyükçe göğüslü bir kadındır”
    DECCAL’İN ÇIKIŞ SEBEBİ
    65- Hafsa Binti Ömer radıyallahu anhuma der ki; “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle söyler iken işittim; “Deccal’in ilk ortaya çıkışına, Onun kızdıran bir şey sebep olacaktır”
    Bir rivayette; “bir kızgınlık anında çıkacak” ve diğer bir rivayette; “Onu gazablandıran bir şeye kızıp çıkacak” varid olmuştur.
    BU GAZABIN SEBEBİ KADINLARDIR
    66- Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın Peygamber sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’den rivayet ettiği hadiste buyrulur ki; “Deccal’e ilk olarak kadınlar tabi olurlar ve ona eza ederler. Bunun üzerine hendeğine gazablı bir vaziyette döner”
    DECCAL’E TÂBÎ OLANLAR
    67- Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisinde; “Ona ilk tabi olacak olanlar kadınlardır” diye geçmişti.
    68- Osman Bin Ebil As radıyallahu anh der ki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim;
    “Müslümanların üç şehri olacaktır. Bunlardan biri iki denizin birleştiği yerde, biri Cezayir’de, biri de Şam’da olacak. İnsanlar üç sarsıntı geçirecekler ve Deccal, insanların arasında ortaya çıkacak. Doğu tarafından hızla gelecek, ilk uğrayacağı yer iki denizin birleştiği yerdeki şehir olacaktır. O şehrin halkı üç fırkaya bölünecek; bir gurup Şam’da oturup, olup bitene seyirci kalacak, bir grup bedevilere katılacak, bir gurupta sonraki şehre geçecek. Deccal’in yanında yetmiş bin taylasanlı olacak. Ona tabi olanların çoğunluğunu yahudiler ve kadınlar teşkil eder.
    Sonra diğer şehre gelir ve oranın halkı da üç fırkaya bölünür. Bir gurup olup bitene seyirci kalır, bir grup bedevilere katılır, bir gurup da Şam’ın batısındaki şehre katılırlar”
    69- Ebu Ümametül Bahili radıyallahu anh hadisi; “Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem buyurdu ki; “Deccal’in beraberinde hepsi de kılıçlı, süslü ve taylasanlı yetmiş bin yahudi vardır.”
    70- Enes Bin Malik Radıyllahu anh hadisi; Rasulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem buyurdu ki; “Deccal’e yetmiş bin taylasanlı İsfahan Yahudi’si tabi olur.”
    71- Esma Binti Yezid Radıyallahu anha’da merfuan; “Deccal’e tabi olanların çoğu; Yahudiler, kadınlar ve bedevi(köylü)lerdir.”
    72- Abdullah Bin Ömer Radıyallahu anhuma, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve selem’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor; “Deccal’e tâbi olmaya en çok kadınlar giderler. Hatta kişi, akrabalarını, annesini, kız kardeşini, kızını, halasını Deccal’e tabi olacaklar korkusuyla geri çevirip iple bağlar”
    73- Taberani’de geçen Abdullah Bin Mu’tim radıyallahu anh’ın rivayet ettiği merfu hadiste buyrulur ki; “Kalbinde hardal tanesi kadar iman olan Deccal’den ayrılıp uzaklaşır. Deccal’in ordusu ve arkadaşları; Mecusiler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müşriklerden olan diğer yabancı milletlerdir.”
    DECCAL’İN ÇIKIŞINDAN ÖNCE İNSANLARIN DURUMU
    74- Sa’b Bin Cüsame radıyallahu anh dedi ki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim; “İnsanlar Deccal’i unutmadıkça, imamlar minberlerde ondan bahsi kesmedikçe Deccal meydana çıkmaz”
    75- Cabir Bin Abdullah radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’den şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir; “Deccal, dinden gafil olunduğu ve ilimden yüz çevrildiği bir zamanda ortaya çıkar”
    Deccal, dinin zayıfladığı, ehlinin azaldığı, batıl ehlinin hak ehli üzerine baskın olduğu, şerrin ve şer ehlinin yaygınlaştığı bir zamanda çıkacak demektir. [Hadisin Arapça Metninde] “Hafaka” lafzı geçmektedir. Bu gecenin çoğu gittiğinde kullanılan bir kelimedir. Veya karışıklık/düzensizlik, ya da uyuklama manalarına gelir. Burada bu kelime ile dinin zayıflaması kastedilmiştir.
    76- Ebu Hureyre radıyallahu anh der ki; Sadıkul Masduk Ebul Kasım Sallallahu aleyhi ve sellem’den işittim; “Kör gözlü dalalet mesihi, insanların ihtilaflarının arttığı ve fırkalara ayrıldığı bir zamanda doğu tarafından çıkar”
    “Deccal’in Silahları” bölümünde, onun insanların şiddetli açlık, kıtlık ve sıkıntıya uğrayacakları, hatta içlerinden birinin yayının kirişini pişirmesi halinde onu bile yiyebilecekleri bir kıtlık zamanında, yeryüzünün ot bitirmediği, semanın yağmur yağdırmadığı, Allah’ın yaşamasını dilediği hariç, dişli tırnaklı, hayvanların helak olacağı bir zamanda çıkacağı daha önce belirtilmişti.
    BU ZAMANDA İNSANLARIN YİYECEĞİ
    77- Aişe radıyallahu anha dedi ki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Deccal’in zuhurundan önceki zorluklardan bahsediyordu. Dediler ki; “O zamanda hangi mal hayırlıdır?” Buyurdu ki; “Ehlini sulayan bir genç. Zira o gün yiyecek bir şey yoktur.” Dediler ki; “O zaman Mü’minler ne yiyecekler?” Buyurdu ki; “Tesbih, Tekbir ve Tehlil”
    78- Ebu Ümametül Bahili radıyallahu anh hadisinde şöyle geçer denildi ki; “Ya Rasulullah! O zamanda insanlar ne ile yaşayacaklar?” Buyurdu ki; “Tehlil (Lailahe İllallah demek), Tekbir (Allahu Ekber), Tesbih (Sübhanallah) ve Tahmid (Elhamdülillah demek) onlar için yemek yerini tutacaktır.”
    DECCAL ÇIKTIĞI ZAMAN ARABLAR NEREDE OLACAK?
    79- Ümmü Şüreyk radıyallahu anha, Rasulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in “İnsanlar Deccal’den kaçmak için dağlara tırmanacaklar” buyurduğunu işitince der ki; “Ya Rasulullah! Arablar o zaman nerededir?” Buyurdu ki; “Onlar o gün azınlıktırlar”
    80- Aişe radıyallahu anha, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e dedi ki; “Ya Rasulullah! O zaman Arablar nerededirler?” Buyurdu ki; “Arablar o zaman azınlıktadırlar”
    DECCAL’İN ÇIKIŞININ HİKMETİ NEDİR?
    Kadı Iyaz rahmetullahi aleyh der ki; “Hak ehlinin mezhebine, Müslim’in ve başkalarının zikrettikleri hadisler, Deccal kıssasının sıhhati ve onun varlığı hususunda delil olmaktadır. Şüphesiz o, Allah’ın kullarına mübtela kıldığı bir şahıstır. Allah’ın takdir ettiği miktarda, öldürdüğünü diriltecek, beraberinde dünya nimetleri zuhur edecek, cenneti, cehennemi ve iki nehri bulunacak, yer yüzünün hazineleri ona tabi olacak, göğe emredecek yağmur yağacak, yeryüzü ot bitirecek, bunun gibi şeyler Allah’ın takdiri ve dilemesi ile vuku bulacaktır.
    Sonra Allah Teala, bir adamı öldürdükten sonra başkasını öldürtmekten onu aciz kılacak, işini iptal edecek. Onu inkar edenler iddia ederler ki; “O’nun (deccal’in) çıkışı hak olsaydı, Peygamberler -salavatullahi aleyhim-’in mucizeleri ile desteklenmiş olmazdı.” Şüphesiz bu onların tamamının yanlışıdır. O (Deccal), beraberinde tasdik edici şeyler bulunduğu halde nübüvvet iddia edemez. O uluhiyet iddia eder. O bulunduğu suret ve halde mahluk oluşunun delilleri mevcut olduğu için davasında yalancıdır. Suretinde kusurlar vardır; gözündeki körlüğü kaldırmaktan acizdir, iki gözü arasında küfrüne şehadet eden yazıyı kaldırmaktan acizdir. Bu ve başka delillere rağmen ona ancak, düştüğü ihtiyaç halini gidermek isteyen bayağı insanlar güruhu, son nefese gelip yüz çeviren kimse veya onun eza vermesinden korkanlar aldanır.
    Şüphesiz onun fitnesi gerçekten büyüktür, akılları dehşete düşürür ve şaşkın halde bırakır. Onun mahluk olduğuna dair delilleri ve kusurlarını hali zayıf olanların düşünmesine fırsat bırakmadan işi yaygınlaşır ve onu tasdik eden böyle bir halde tasdik eder. Bu yüzden Peygamberler -salavatullahi ve selamuhu aleyhim- onun fitnesinden sakındırmışlardır, onun kusurlarını ve batıl olduğunu haber vermişlerdir. Ancak Tevfik ehli bunlarla aldanmaz ve onun yanındaki şeylerle tuzağa düşmezler. Onun yalancılığının delillerinden bu bahsedişimiz sebebiyle onun hali hakkındaki ilimde öne geçen kimse, Deccal kendisini öldürüp dirilttiği zaman; “Senin bu işin ancak, senin hakkındaki basiretimi artırdı” diyecektir.
    DECCAL YERYÜZÜNDE NE KADAR KALIR?
    81- Nevvas Bin Seman Radıyallahu anh hadisinde; “Dedik ki; “Ya Rasulullah! O yer yüzünde ne kadar kalacak?” buyurdu ki; “Kırk gün kalacak. Bir gün bir sene gibi, bir gün bir ay gibi, bir gün bir hafta gibi ve diğer günlerde günlerimiz gibi olacak” Dedik ki; “Ya Rasulullah! Bir gün bir sene gibi olunca o günde bir günlük namaz yetecek mi?” Buyurdu ki; “Hayır onu miktarı ile takdir ediniz” diye geçmişti.
    Alimler dediler ki; “Bu hadisin zahiri üzerine; o uzun üç günde hadis-i şerifte” diğer günleriniz gibidir” diye zikredildiği gibi miktarınca olacağına delalet eder. Ancak, “Bir gün bir sene gibi olunca bir günlük namaz yetecek mi?” sorularına karşı; “Hayır onu miktarınca takdir ediniz” buyrulması hakkında Kadı Iyaz ve başkaları dediler ki; “Bu hüküm, şeriat sahibi tarafından o güne has kılınmıştır. Dediler ki; “Eğer bu hadis olmasaydı, bizlerin ictihadına bırakılırdı ve beş vakit namazı diğer günlerdeki bilinen vakitlere göre tayin ederdik.”
    “Onu miktarınca takdir ediniz” kavli şerifinin manası; fecrin doğuşunda sonra, bununla öğle arasında (her günkü öğle vakti), öğle namazı kılınır. Öğle ile ikindi arası kadar vakit geçtiği zaman, ikindi namazı kılınır. Bundan sonra ikindi ile akşam arası kadar zaman geçirince akşam namazı kılınır. Yatsı ve sabah namazı da böylece takdir edilir. Sonra öğle, sonar ikindi, sonra akşam namazları, o bir yıllık gün geçinceye kadar hep böyle takdir edilir. Bir senelik namazlar farz kılınan vakitlerinde eda edilmiş olur.
    Bir ay gibi ola ikinci güne gelince ve bir hafta gibi olan günde zikrettiğimiz birinci gündeki gibi hareket edilir. Vallahu a’lem”
    82- Abdullah Bin Amr radıyallahu anhuma’nın Nebi sallallahu alyehi ve alihi ve sellem’den rivayet ettiği hadiste buyrulur ki; “Deccal ümmetim içinde çıkar ve kırk zaman bekler. Bilmiyorum kırk gün mü, kırk ay mı, kırk sene mi?”
    Hafız ibni Hacer, Fethul Bari’de der ki; “buradaki “kırk gün” lafzındaki cezm sigası önceki rivayet üzerine tereddüttendir. Nitekim Taberani diğer bir vecihle Abdullah Bin Amr radıyallahu anh’den rivayet ederek “Yer yüzünde kırk sabah kalır” lafzıyla tahric etmiştir.
    83- Ve Cünade Bin Ümeyye hadisinde; “Yeryüzünde kırk sabah kalır” diye geçer. Bunu İmam Ahmed tahric etmiştir ve ricali güvenilirdir.
    84- Ben derim ki; “İmam Ahmed, Cabir Bin Abdullah radıyallahu anh’den rivayet ediyor; “Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “O yeryüzünde kırk gece seyahat eder”
    MESİH DECCAL’İN FİTESİNDEN KORUNMA
    1. Deccal’den ve onun fitnesinden Allah’a sığınmak;
    Peygamber efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem, namazında Mesih Deccal’in fitnesinden sığınırdı. Nitekim bu konudaki hadis ilgili başlık altında geçmişti.
    2. Kehf suresinden on ayet ezberlemek;
    84- Ebud Derda radıyallahu anh’ın Nebi Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’den rivayet ettiği hadis-i şerifte buyruluyor ki; “Kim Kehf suresinin başından on ayet ezberlerse Deccal’in fitnesinden korunur”
    Ve bir rivayette; “Kim Kehf suresinin sonundan on ayet ezberlerse” veya “Kehf suresinin sonunu ezberlerse” diye geçer.
    85- Ebu Ümametül Bahili radıyallahu anh’ın rivayetinde Nebi Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem buyurur ki; “Kim Deccal’in ateşine mübtela olursa Allah’tan yardım istesin ve Kehf suresinin başını okusun. O ateş ona serin ve selamet olur”
    3. Deccal’in giremeyeceği yerler;
    86- Fatıma Binti Kays Radıyallahu anha, Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem’den -Deccal’in lisanı ile- şöyle buyurduğunu rivayet eder; “Benim çıkmama izin verilmesine az kaldı. Çıkarım ve yeryüzünü dolaşırım. Kırk gecede Mekke ve Taybe (Medine) dışında adımlamadık bir yer bırakmam. Bu iki şehre girmem ise yasaktır. Bu iki şehirden birine girmeye kalksam bir Melek elinde kınından çıkmış kılıcıyla beni karşılar, bana mani olur. Bu iki şehrin her kapısında koruyucu melekler vardır.”
    87- Enes Bin Malik Radıyallahu anh, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor; “Deccal’in, Mekke ve Medine haricinde giremeyeceği belde yoktur. Bu iki şehrin hiçbir giriş yeri yoktur ki, Meleklerin oluşturduğu saflarla korunuyor olmasın. Sonra Medine üç sarsıntı geçirir. Bu sarsıntılar ile Allah oradaki bütün kafir ve münafıkları çıkarır.”
    88- Ebu Bekre radıyallahu anh’ın Nebi Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’den rivayet ettiği hadiste buyurulur ki; “Mesih Deccal’in korkusu Medine’ye giremez. O zamanda Medine’nin yedi kapısı vardır ve her kapıda iki Melek vardır”
    89- Mihcen Bin El Edra radıyallahu anh, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ediyor; “Deccal, Medine’ye gelir ve her kapısından, kanatlarını germiş ikişer Melek görür, giremez.”
    90- Yine ondan rivayette buyurulur ki; “Deccal gelir ve Uhud dağına çıkar. Medine’ye doğru bakar ve arkadaşlarına der ki; “Şu beyaz binayı görüyor musunuz? O Ahmed’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mescididir.” Sonra Medine’ye doğru gelir fakat her iki kapısında iki Melek bulur. Sora Medine üç sarsıntı geçirir. Münafık erkek ve kadın, fasık erkek ve kadın orada kalmaz, çıkarlar”
    91- Ebu Hureyre ve Sa’d Bin Malik radıyallahu anhuma’dan merfuan; “İyi bilin ki Medine, her girişi Meleklerin oluşturduğu bir örgü ile korunmaktadır. Oraya ne taun, ne Deccal girebilir. Kim Medine halkına kötülük düşünürse Allah Teala onu tuzun suda erimesi gibi eritir.”
    92- Ebu Ca’fer İbni Cerir et Taberi, Abdullah Bin Amr radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor; “(Deccal) Kabe’ye ve Beytil Makdis’e giremez.”
    93- Cünade Bin Ebi Ümeyye radıyallahu anh, Nebi Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’den rivayet ediyor; “Deccal’in yetkisi her yere ulaşır. Ancak şu dört Mescide gelemez; Kabe, Mescidir Rasul, Mecidul Aksa ve Tur”
    94- Semura Bin Cündüb radıyallahu anh’ın Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayetinde buyurulur ki; “Harem ve Beytül Makdis haricinde yeryüzünün her yerinde zuhur eder.”
    MÜ’MİN DECCAL’İ GÖRÜNCE NE SÖYLEYECEK?
    Sapıklık Mesihi – Allah’ın laneti onu üzerine olsun – ve onun fitnesinden kurtuluş için Kehf suresinin başının ve sonunun okunmasının faziletiyle ilgili sahih hadisleri takdim etmiştik.
    95- Ebu Ümame radıyallahu anh’ın rivayet ettiği merfu hadiste Efendimiz Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem buyuruyor ki; “Kim Deccal’in ateşine Mübtela olursa Allah’tan yardım istesin ve Kehf suresinin baş tarafını okusun. O ateş, ona, İbrahim aleyhisselam’a ateşin serin ve selamet olduğu gibi serin ve selamet olur.”
    96- Semura Bin Cündüb radıyallahu anh’den rivayet edilen hadis-i şerifte, Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki; “Kim; ربي الله حي لا يموت
    “Rabbim Allah’tır, diridir, ölmez” derse Deccal ona azab edemez. Kim de “Rabbim sensin” derse fitneye düşmüş olur”
    97- Hişam Bin Amir, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder; “Kim ona; “Sen rabbimsin” derse fitneye düşer. Kim de; “Sen yalancısın, benim rabbim Allah’tır. O’na tevekkül ettim” derse ona zarar veremez veya Onu fitneye düşüremez” buyurdu
    98- Ebu Kılabe radıyallahu anh, peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem’in bir sahabesinden, Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor; “Deccal gelecek ve “Ben Sizin rabbinizim” diyecektir. Bunun üzerine kim; “Sen rabbimiz değilsin! Lakin Rabbimiz Allah’tır, O’na tevekkül ederiz, dönüşümüz O’nadır. Senin şerrinden Allah’a sığınırız” derse Deccal’in ona bir yetkisi olmaz.”
    Temim Oğulları Deccal’e Karşı İnsanların En Şiddetlileridir.
    99- Ebu Hureyre radıyallahu anh demiştir ki; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’den, haklarında şunu işittikten sonra, Benî Temim bana üç şeyden dolayı sevimli geldi; “Onlar ümmetimin, Deccal’e karşı en şiddetli olanıdırlar” ve onlardan Aişe radıyallahu anha’nın yanında esir bir cariye vardı. Buyurdu ki; “Onu azad et. Zira o, İsmail aleyhisselam’ın evladındandır” ve onlardan toplanan zekatlar geldiğinde; “Bu sadakalar kavmim(Beni Temim’)indir” buyurdu.

    Deccal’i Duyan Ondan Uzaklaşsın!
    100- İmran Bin Husayn radıyallahu anh dedi ki; “Rasulullah Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem şöyle buyurdu; “Kim Deccal’i işitirse ondan uzaklaşsın. Allah’a yemin olsun ki, bir adam muhakkak ona gelir de, şüphesiz onu Mü’min zanneder ve onun şüphe verici işlerine aldanarak ona tabi oluverir.”
    Deccaller çoktur;
    101- Abdullah Bin Ömer radıyallahu anhuma, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber veriyor; “Muhakkak ki kıyamet gününden önce Mesih Deccal olacaktır. (ondan önce de) otuz veya daha fazla yalancı (deccaller) olacaktır.”
    102- Ebu Hureyre radıyallahu anh’den; “Peygamber efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Allah’ın Rasulu olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı Deccal çıkmadıkça kıyamet kopmaz.”
    Diğer bir rivayette; “Hepsi de; ‘Ben Peygamberim, ben peygamberim’ derler”
    103- Yine onu rivayeti; “Hepsi de Allah’ı ve Rasulunu yalanlarlar”
    104- Sevban radıyallahu anh’ın rivayeti; “Hepsi de peygamber olduğunu iddia ederler. Ben peygamberlerin sonuncusuyum. Benden sonra nebî yoktur”
    105- Ebu Hureyre radıyallahu anh rivayeti; “…Size, ne sizin, ne de babalarınızın işitmediği hadisler uydurup söylerler. Onlardan sakının ve onlardan sakınsınlar, fitneye düşürmesinler sizi!”
    Onların Sonuncusu Kör Yalancıdır;
    106- Semura Bin Cündüb radıyallahu anh, Efendimiz Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’den şöyle buyurduğunu naklediyor; “Sonuncuları kör Deccal olan otuz yalancı çıkmadan kıyamet kopmaz”

    Onların Dört Tanesi Kadındır;
    107- Ahmed, Ceyyid senedle Huzeyfe radıyallahu anh’den merfuan rivayet ediyor; “Ümmetimde dördü kadın olan, yirmi yedi yalancı deccal çıkacak”
    DECCAL’DEN DAHA TEHLİKELİSİ
    108- Ebu Said el Hudri radıyallahu anh dedi ki; “Biz Mesih Deccal’den bahsederken Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem çıkageldi. Buyurdu ki; “Sizin için Mesih Deccal’den daha çok korktuğum şeyi size haber vereyim mi?” “Evet” dedik. Buyurdu ki; “Gizli şirktir. Kişinin namazını insanların gördüğü yerde süsleyerek (tâdili erkanı abartarak ve huşu sahibi gibi görünerek) kılmasıdır.”
    DECCAL’İN FİTNESİNDEN KURTULANLAR
    109- Hafız Ebu Nuaym el Esfahani rahmetullahi aleyh, Hilyetul Evliya ve Tabakâtul Asfiya adlı kitabında, Tabiinden güvenilir bir zat olan Hassan Bin Atiyye rahmetullahi aleyh’in hal tercemesi bölümünde, hasen, sahih isnad ile rivayet ediyor; “Deccal’in fitnesinden ancak on iki bin erkek ve yedi bin kadın kurtulacaktır.”
    Hafız ibni Hacer der ki; “Bu söz şahsi görüşle söylenebilecek bir şey değildir. Muhtemeldir ki bu irsal edilmiş Merfu hadis olabilir veya bazı ehl-i Kitab’dan almış olabilir.
    Deccal’in Sonu;
    Bunu İnşallah Mesih ibni Meryem aleyhisselam’ın nüzulünden bahsettikten sonra zikredeceğiz.
    MERYEM OĞLU İSA ALEYHİSSELAM’IN NÜZULÜ
    Meryem oğlu İsa aleyhis selam, mel’un Deccal’in çıkışından sonra nüzul eder. Ehl-i Sünnet vel Cemaat indinde Onun nüzulü haktır. Bu konuda sahih hadisler vardır. Akıl onu iptal edemez, isbatı vacipdir. Bunu bazı Mu’tezile, cehmiyye ve onlara uyanlar inkar etmişlerdir. Şu ayet ile bu hadislerin merdud olduğunu iddia ederler; “Peygamberlerin sonuncusudur” (Ahzab,40) Şu hadisi de delil tutarlar; “Benden sonra peygamber yoktur” ve derler ki; “Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’den sonra peygamber gelmeyeceği hususunda Müslümanların icması vardır. Onun şeriati kıyamet gününe kadar bâkidir, nesh olunmaz…”
    Onların bu sözleri fasid bir istidlaldir. Zira şüphesiz İsa aleyhisselam’ın nüzulü ile murad edilen, Onun yeni bir şeriat getirip, şeriatimizi nesh etmesi değildir. Bu hadislerde ve diğerlerinde böyle bir şey yoktur! Doğrusu; şüphesiz İsa aleyhis selam, Şeriatimizle hükmeden adil bir hakem olarak nüzul edecek, şeriatimizden insanların terk ettiklerini ihya edecektir.
    İsa Aleyhisselam’ın Nüzulünün Delilleri;
    110- Ebu Hureyre radıyallahu anh rivayet ediyor; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Nefsimi elinde tutana (Allah’a) yemin olsun ki; İsa ibni Meryem’in adil bir imam olarak aranıza nüzul etmesi yakındır. Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, hiç kimsenin mal kabul etmeyeceği şekilde malı artıracak. Bir tek secde dünyadan ve içindekilerden hayırlı olacak” sonra Ebu Hureyre dedi ki; İsterseniz şu ayeti okuyun;
    “Kitap ehlinden, ölmeden önce, İsa’ya inanmayacak yoktur. O (gerektiği gibi inanmadıklarından) kıyamet günü onların aleyhine şah

  98. bulent xxxxxxx said,

    Temmuz 14, 2007 9:56 pm

    KIYAMET
    ALÂMETLERİ
    Ahmed Ziyaüddin
    Gümüşhanevi
    Hazırlayanlar:
    O. Çataklı , L. Doğan , C. Akşit
    İÇİNDEKİLER:
    Önsöz
    Kıyametin Kopmasından Önce Zuhur Edecek
    Küçük Alâmetler
    a. Çeşitli Alâmetler
    b. Ticaretin Artması, Malın Çoğalması
    c. Çocukların Durumu
    d. Kur’an’ın Merasimi ve Müslümanlığın İsminin
    Kalışı
    e. Ulemânın Durumu
    f. Umerânın Durumu
    g. İmanı Muhafazanın ve Sünnete Uymanın
    Güçleşmesi
    h. Fitnelerin Zuhuru
    i. Deccal’in Önüsıra Olacak Hadiseler
    Kıyametin Büyük Alâmetleri
    a. Kıyametin On Büyük Alâmeti
    b. Melhameler ve Melhame-i Kübrâ (Büyük Harb)
    c. Hz. Mehdi AS’ın Zuhûru, Vasıfları ve Müddeti
    d. Kıyamete Kadar Hak Üzere Bir Grubun
    Bulunacağı
    e. Kostantıniyye’nin ve Roma’nın fethi
    f. Hadramut’tan Bir Ateşin Zuhuru
    Deccal’in Çıkışı, Vasıfları ve Helâkı
    a. Ümmet İçinde Çıkacak Yalancılar
    b. Peygamberlerin Kavimlerini Deccal’e Karşı
    İkazları
    c. Deccal’in Çıkacağı Zaman
    d. Deccal’in Çıkacağı Yer ve Kendisine Tabi
    Olacak Kimseler
    e. Deccal’in Vasıfları ve Yapacağı Bazı İşler
    f. Deccal’in Varamayacağı Yerler
    g. Hz. İsâ AS’ın Deccal’i Öldürmesi
    h. Beklenen Yedi Şey Dolayısıyla Amellere Acele
    Etmek Lüzumu
    Hz. İsâ As’ın Zuhuru
    a. Hz. İsâ AS’ın Tekrar Dünyaya Geleceği
    b. Hz. İsâ AS’ın Vasıfları ve Devrindeki Durum
    c. Hz. İsa AS’ın Haçı Kırıp, Cizyeyi Kaldırması ve
    Malın Artması
    d. İmanın Medine’de Toplanması
    Ye’cüc ve Me’cüc’ün Çıkışı, Vasıfları ve Helâkı
    a. Ye’cüc-Me’cüc’ün, Adem AS’ın sulbünden
    olduğu
    b. Hz. Hızır ve İlyas AS’ın Her Gece Sed Üzerinde
    Buluşması
    c. Kendileri ile Harb Yapılacak Bazı Kavimler
    d. Ye’cüc ve Me’cüc’ün Vasıfları
    e. Ye’cüc ve Me’cüc Hadisesinde Toplanma
    Merkezinin Tur-u Sînâ Olacağı
    f. Ye’cüc ve Me’cüc’den Sonra da Hac ve Umre
    Yapılacağı
    Dabbetül-Arz’ın Zuhuru ve Güneşin Batıdan
    Doğması
    a. Dabbetül-Arz’ın Yapacağı Şeyler
    b. Güneşin Batıdan Doğması
    c. Güneşin Batıdan Doğuşu ile Tevbe Kapısının
    Kapanacağı
    Güneşin Batıdan Doğuşundan Kıyamete Kadar
    Olacak Haller
    a. Fitnelerin Artması
    b. İlk Helâk Olacak Kavimler
    c. Bir Takım Gençlerin ve İnsanların Durumu
    d. Müslümanların Durumu ve Şeytanların Çıkışı
    e. Kâbe’nin Yıkılması ve İbadetin Kalmaması
    f. Bazı Harikulâde Hadiselerin Zuhuru
    g. Zamanda Yakınlık ve Herc ü Merc’in Artması
    h. Yere Batma, Taş Yağması ve Sûret Değiştirme
    Hadiseleri
    i. Yağmurlarda Bereket Kalmaması ve
    Yıldırımların Artması
    j. Kur’an’ın Silinmesi ve Kalkması
    k. Salihlerin Ölümü ve Kıyametin Kopması
    Peygamber SAS Efendimiz’in Tavsiyeleri
    a. Ma’rufla Emir, Münkerden Nehy Etmek
    b. Amelde Müsaraat (Acele) Etmek
    c. Zalim Umera ile Birlikte Olmamak
    d. Şam’da Toplanmayı Tavsiye
    e. Mücahidlerin Fazîleti
    f. Aczin Fücûra Tercih Edileceği Zaman
    g. Fitne ve Belâlardan Kurtulma Çareleri
    h. Gam, Keder ve Musibet İsabetinde Söylenecek
    Dualar
    ÖNSÖZ
    Elinizdeki kitap, Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn
    Hazretleri’nin hazırladığı Râmûz el-Ehàdîs isimli
    hadis mecmuasından alınmış, kıyamet ile ilgili
    hadis-i şeriflerden oluşmaktadır.
    1949 – 1952 yılları arasında Abdül’aziz Bekkine
    Hazretleri’nin yapmış olduğu Râmûz el-Ehàdis
    derslerinde, Osman Çataklı tarafından tutulan
    notlar, Lütfi Doğan ve M. Cevad Akşit tarafından
    “Râmûz el-Ehàdîs, Hadisler Deryası” adı altında
    neşredilmiştir (1982). Bu kitabın hazırlanmasında
    sözkonusu tercüme esas alınmıştır.
    Kitabın hazırlanma amacı, hazırlayanı tarafından
    şöyle ifade edilmiştir:
    “Hülâsa olarak şu söylenebilir ki: Kıyametin küçük
    alâmetlerinin hemen hepsi zuhur etmiş ve sıra
    büyük alâmetlere gelmiştir.
    Binâen aleyh, her müslümanın imanını
    koruyabilmesi için buna göre hazırlanması,
    bilhassa Deccal fitnesine karşı müteyakkız olması,
    kendisi için bir kurtuluş vesilesi olacaktır.
    Bu eserde kıyametin yaklaşmasına ait alâmetleri
    belirten hadis-i şerifleri, tasnif edilmiş bir şekilde
    takdim etmekle, din kardeşlerimize faydalı olmaya
    çalışılmıştır.
    Tevfik Allah’tandır.
    KIYAMETİN KOPMASINDAN ÖNCE ZUHUR
    EDECEK KÜÇÜK ALÂMETLER
    a. Çeşitli Alâmetler
    296/7. Altı şey kıyamet alâmetlerindendir: Benim
    ölümüm, Kudüs’ün fethi, bir adama bir dinar (altın)
    verildiği halde azımsaması, her müslümanın evinde
    ateşi duyulan fitne, koyun boynuzu kıvrımları gibi
    insanlar arasında ölüm çokluğu, Rumun gadri. Şösk
    seksen sancakla müslümanların üzerine yürümeleri.
    Hz. Muaz RA
    (Rumun bu gadri, Antakya Amik ovasında,
    müttefik oldukları halde, müslümanlar üzerine
    yürümeleri hadisesi olan “Melhame-i Kübra”
    olayıdır.)
    296/8. Ey ümmet! Altı şey vardır ki, onlar olmadan
    kıyamet kopmaz: Peygamberinizin vefâtı. Aranızda
    malın artması, öyle ki bir adama on bin dirhem
    (gümüş para) verilecek de yine öfkelenecek. Sizden
    her erkeğin evine giren bir fitne. Koyun boynuzu
    kıvrımları gibi ölüm çokluğu Benî esferle
    (Rumlarla) aranızdaki sulh. Öyle ki, kadının
    hamileliği gibi dokuz ay toplanırlar, sonra size
    gadirlik yaparlar. Medinenin fethi.
    Denildi ki:
    “–Hangi Medine?”
    Buyurdu ki:
    “–Kostantıniyye. (Bu Kostantiniyye’nin Mehdi
    AS’ca yapılacak fethidir.)
    Hz. İbn-i Amr RA
    448/8. Kıyamet alâmetlerindendir: Çocuğun öfkeli,
    yağmurun hararetli olması, şerlerin taşması;
    yalancının tasdiki, doğrunun yalanlanması, hâine
    güvenilmesi, emine ihanet edilmesi; münafıkların
    kabileye efendi olması, çarşıya münafıkların hâkim
    oluşu; mihrabların süslenmesi, kalplerin harab
    edilişi; erkeklerin erkeklerle, kadınların kadınlarla
    yetinmesi; dünyanın mâmur kısmının harab, harab
    kısmının mamur olması; şübhenin ve fâizin âşikâr
    olması, çalgının ve eğlence aletlerinin alenîleşmesi,
    içkinin içilmesi; zaptiyenin, gammazların ve
    gıybetçilerin çoğalması.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    46/7. İnsanların akidlerini bozduklarını, emânetleri
    hafife aldıklarını ve –parmaklarını birbirine
    geçirip– böyle olduklarını gördügün zaman, evini
    tercih et! Lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri
    bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini
    kendine bırak!
    Hz. Abdullah ibn-i Amr RA
    53/8. Emânet zayi edildiğinde kıyâmeti bekle.
    Denildi ki:
    “–Emanetin zayi edilmesi nasıl olur?”
    Buyurdu ki:
    “–Vazife ehlinden başkasına verildiği zaman,
    kıyameti bekleyin!”
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    459/1. Nefsim yed-i kudretinde olana yemin ederim
    ki, kıyamet kopmaz, hasisilik, fuhuş zahir
    oluncaya, emine hıyanet edilinceye, haine
    güvenilinceye, “vuul” helâk oluncaya, “tuhut” zahir
    oluncaya kadar.
    Denildi ki:
    “–Vuul ve tuhut nedir?”
    Buyurdu ki:
    “–Vuul insanların eşrafı, tuhut ise, insanların ayak
    takımıdır.”
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    91/7. Allah-u Zülcelâl Hazretleri, fâhiri de
    mütefâhiri de sevmez. Fuhuş ve tefahuş açık
    olmadan, komşular fenâlaşmadan, hainler emin,
    eminler hain sayılmadan, akrabalık arasında
    soğukluk olmadan kıyamet kopmaz.
    Hz. Ömer RA
    448/6. Kıyamet alâmetlerindendir, hàine itimad
    edip, emine ihanet edilmesi.
    Hz. İbn-i Amr RA
    121/4. Kıyametin önü sıra, sadece tanıdık
    kimselere selam vermek âdet olur. Ticaret meydan
    alır, o derece ki kadın erkeğine yardımcı olur.
    Akraba yoklamaları kalkar. Yalancı şahitler çıkar,
    gerçek şahitlik gizlenir. Muharrirler ise çoğalır.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    448/7. Kıyamet alâmetidir, komşuluğun
    kötüleşmesi, akrabanın yoklanmaması, cihadın
    kalkması, dünyanın dini ihlâl etmesi.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    338/5. Bina kıyamet alâmetindendir. Bir adamın
    camiden geçip de iki rekat kılmaması, tanıdığından
    başkasına selâm vermemesi ve çocuğun yaşlı bir
    kimseyi işe koşturması da kıyamet
    alâmetlerindendir.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    132/7. Mâmur yerlerin harabe olması, harabe
    yerlerin îmar edilmesi, cihadın terki, devenin
    pervasızca otlaması gibi bir adamın da elindeki
    emanetten faydalanması, kıyamet
    alâmetlerindendir.
    Hz. Atiyye RA
    265/5. Şu üç şeyi gördüğün zaman kıyametin
    kopması yakındır: Mamur yerler yıkılıp, harap
    yerler imar ediliyor. Maruf münker, münker ma’ruf
    addediliyor. Deve yaprağa nasıl davranırsa, adam
    da emanete öyle davranıyor.
    Hz. Urve RA
    258/7. Altı hal var ki, onlar vaki olduğunda ölümü
    temenni edebilirsiniz: Sefihlerin beyliği, hükmün
    para ile satılması, kanın istihfaf edilmesi,
    zaptiyenin çoğalması, akrabalığın kesilmesi,
    Kur’an-ı Kerim’i eğlence yapanların çoğalması ve
    onun musiki yerine dinlenmesi. Öyle ki, adamı
    mihraba, nağme dinlemek için geçirirler. Halbuki o
    adamın fıkıhtan haberi bile yoktur. İşte bu
    durumlarda ölümü istemekte haklı olursunuz.
    Hz. Abin el Gefani RA
    304/6. Ümmetimden ehl-i kitaptan bir cemaat ve
    ehl-i liban (çöl halkı) helâk olacak.
    Denildi ki:
    “–Ehl-i kitap kimdir?”
    Buyurdu ki:
    “–Kitabullahı öğrenip müslümanlarla mücadele
    edecek bir kavimdir.”
    Denildi ki:
    “–Ehl-i liban kimdir?”
    Buyurdu ki:
    “–Şehvetlerine uyup, namazı terk edecek bir
    kavimdir.”
    Hz. Ukbe RA
    b. Ticaretin Artması, Malın Çoğalması
    33/7. Kıyamet yaklaştığında, taylasan giyilmesi
    çoğalır. Ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine
    malı için tâzim edilir. Fuhuş yayılır. Çocuklar âmir
    duruma gelir. Kadınların sayısı artar. Sultan
    zulmeder. Eksik ölçü ve tartı yapılır. Bir adamın
    köpek yavrusu yetiştirmesi, kendi çocuğunu
    yetiştirmekten daha cazip gelir. Büyüğe hürmet,
    küçüğe de merhamet edilmez. Gayri meşrû
    çocuklar çoğalır. Hatta, yol ortasında adam kadınla
    yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde,
    koyun postuna bürünürler. O zamanda insanın en
    iyi görüneni müdâhin olanıdır. (Kötülükleri
    gördüğü halde karışmayıp kendi işine bakan
    kimse.)
    Hz. Ebû Zer RA
    476/12. Sizde mal çoğalıp artmadıkça kıyamet
    kopmaz. Öyle ki mal sahibi zekâtını kabul edecek
    birini arar da, ona arz eder. O da şöyle der:
    “–Benim (şimdi) buna ihtiyacım yok!”
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    459/5. Nefsim yed-i kudretinde olana kasem
    ederim ki, İran ve Rum diyarı fetholunacak ve
    dünya devleti üzerinize yağacak. Ekmeğiniz, etiniz
    bollaşacak… O kadar ki, bunların çoğuna besmele
    bile çekilmeyecek.
    Hz. Abdullah ibn-i Busr RA
    472/6. “Lâ ilâhe illallah” kelimesi halktan gamı,
    kederi men etmeye devam eder; dünyaları düzelip
    de dinden gideni ehemmiyetsiz görmedikçe… O
    zaman bu kelimeyi söylediklerinde, kendilerine
    “Yalan söylüyorsunuz, siz onun ehli değilsiniz!”
    denilir.
    Hz. Zeyd ibn-i Erkam RA
    78/6. Kıyamet yaklaştıkça insanların ancak
    dünyaya tamahları ve Allah’tan uzaklaşmaları artar.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    504/7. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek,
    kaygıları mideleri, şerefleri malları, kıbleleri
    kadınları olacak. Dinleri de altın ve gümüşleri
    olacaktır. Bunlar halkın şerlileridir ve Allah
    yanında onların nasibleri yoktur.
    Hz. Ali RA
    503/1. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki,
    yanında altın ve gümüşü olmayan rahat etmez.
    Hz. Mikdam RA
    59/15. Ahir zaman geldiğinde, insanlar için dirhem
    ve dinara (paraya) ihtiyaç daha fazla olur. Zira
    insan o zaman din ve dünyasını onlarla ayakta
    tutabilir.
    Hz. Mikdam ibn-i Madikerb RA
    504/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek, günaha
    girmeksizin aralarında geçinmeye kuvvet
    bulamayacak. Öyle ki, adam yalan söyleyecek ve
    yemin de edecek. Bu zaman gelince kaçın!
    Denildi ki:
    –Nereye kaçalım?
    Buyurdu ki:
    –Allah’a, kitabına ve Peygamber’in sünnetine
    kaçın!
    360/7. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, adam
    malı helâlden mi, haramdan mı, nereden aldığına
    ehemmiyet vermeyecek.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    502/9. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki,
    adam malın kendisine nereden geldiğine, helâlden
    mi, haramdan mı geldiğine aldırmayacak.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    456/7. Beni hak ile baas eden Allah’a yemin ederim
    ki, benden sonra ümmetimin içinde fetret devri
    olacak. O devirde herkes helâli aramadan mal
    talebinde bulunacak, kanlar akıtılacak ve şiir
    Kur’an’a bedel tutulacak.
    Hz. İbn-i Ömer RA
    360/8. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki,
    onlardan riba yemeyen hiç kimse kalmayacak.
    Yemese bile, hiç olmazsa kendisine tozu isabet
    edecek.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    503/7. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, o
    zamanda onlar riba yerler, yemeyene de tozu
    bulaşır.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    141/4. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, faiz
    yemeyen adam kalmaz. Onu yemese bile kendisine
    tozu isabet eder.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    29/8. Bu ümmet şarabı üzüm suyu, faizi alış-veriş,
    rüşveti hediye gibi kabul eder ve zekâtı (öşrü)
    ticaret vesilesi yaparsa, işte bu, günahı
    artırdıklarından dolayı helâklarına sebep olur.
    Hz. Huzeyfe RA
    503/4. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki,
    camilerde halka halinde toplanılar, gayeleri
    dünyevî olur. Allah’ın onlara ihtiyacı yoktur.
    Bunların arasına girmeyin!
    Hz. Enes RA
    301/3. İnsanlar üzerin bir zaman gelecek ki,
    camilerde halk halka oturacaklar, ancak dünya
    üzerine muhabbet edecekler. Bunlara rastlarsanız,
    onlara katılmayın! Zira Allah-u Zülcelâl
    Hazretleri’nin o kimselerle alâkası yoktur.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    304/1. Ümmetimin sonunda bir takım kavimler
    olur ki, camilerini süsler, kalblerini ise viran
    ederler. Onlardan birisi dinine vermediği
    ehemmiyetten fazlasını elbisesine verir. Bunlar,
    dünyaları selâmet oldu mu, ahiret işini kaale
    almazlar.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    476/5. Kıyamet kopmaz, tâ ki insanlar mescidler
    hususunda tefâhur etmedikçe.
    Hz. Enes RA
    c. Çocukların Durumu
    478/3. Çocuk öfkeli, yağmur sıcak olmadıkça, âdî
    kimseler iyi addedilmedikçe, iyilere kızılmadıkça,
    küçük büyüğe ve karaktersiz kimse iyi insanlara
    cür’etkârlık yapmadıkça kıyamet kopmaz.
    Hz. Aişe RA
    504/4. İnsanlar üzerin bir zaman gelecek, şeytanlar
    onların evlâdlarına ortak olacaklar.
    Denildi ki:
    –Bu da olacak mı yâ Rasûlallah?
    Buyurdu ki:
    –Evet.
    Dediler ki:
    –Bizim evlâdlarımızı onların evlâdlarından nasıl
    ayırd edeceğiz?..
    Buyurdu ki:
    –Hayâ ve merhamet azlığından anlaşılacak.
    477/13. Kalbler birbirine yabancı olmadan. sözler
    birbirinden ayrılmadan, ana-baba bir kardeşler
    farklı dinden olmadıkça kıyamet kopmaz.
    Hz. Huzeyfe RA
    d. Kur’an’ın Merasimi ve Müslümanlığın İsminin
    Kalışı
    301/4. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki,
    Kur’an’ın merasimi ve müslümanlığın da ismi
    kalacak. Onlar müslüman ismi alırlar, halbuki
    kendileri müslümanlıktan insanların en uzağıdırlar.
    Camileri süslü olur, hidayet bakımından ise viran
    olur. O zamanın âlimleri, gök kubbesi altındaki
    âlimlerin en şerlisi olup, fitne onlardan başlar ve
    yine onlara döner.
    Hz. Muaz RA
    301/1. Ümmetime yakında bir zaman gelir ki,
    Kur’an okuyucu çok, fakihler az olur. İlim
    kabzolunur. Kargaşalık çoğalır. Ondan sonra bir
    zaman gelir ki, ümmetimden bir takım adamlar
    Kur’an okurlar ama, bu gırtlaklarını geçmez.
    Bundan sonra yine öyle bir zaman gelir ki, müşrik
    mü’minle aynı mevzuda söylediğinin mislinde
    mücadele eder.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    302/12. Benden sonra, yakında, ümmetimden bir
    taife zuhur eder ki, Kur’an okurlar ama boğazlarını
    geçmez. Dinden de okun yaydan çıktığı gibi
    çıkarlar ve avdet de etmezler. Onlar halkın ve
    mahlûkàtın en şerlisidir. Alâmetleri de yüzünü,
    gözünü tıraş etmeleridir.
    Hz. Ebû Zer RA
    303/3. Benden sonra ümmetimden bir kavim gelir.
    Kur’an’ı okur, dini ilimlerden de ma’lûmâtları olur.
    Şeytan onlara gelir:
    “–Dünyalığınızı düzeltmek için hükümete
    sokulsanız ya! Siz yine dininizde onlara
    uymazsınız.” der.
    Nasıl çalıdan dikenden başka bir şey alınmazsa,
    onlara sokulmaktan da günahtan başka bir şey elde
    edilmez.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    e. Ulemânın Durumu
    504/5. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek, ulemâsı
    da, hukemâsı da fitne olacak. Mescidler ve kurrâ
    çoğalacak ama hiç âlim bulunmayacak, tek tük
    ulemâ kalacak.
    503/9. Ümmetim üzerine bir zaman gelir ki, fukaha
    birbirini çekemez. Tekelerin birbirlerini kıskandığı
    gibi, birbirlerini kıskanırlar.
    Hz. İbn-i Ömer RA
    448/10. Kıyametin yaklaşmasındandır, minberlerin
    hatiplerinin çoğalması; ulemânın süslere meyledip
    haramı helâl, helâli haram etmeleri ve insanların
    istediği gibi fetva vermeleri; altın ve gümüşlerinizi
    helâl saymayı öğütlemeleri ve Kur’an’ı ticaret metaı
    edinmeleri.
    Hz. Ali RA
    503/12. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, onda
    ulema, köpekler öldürülür gibi öldürülr. Keşke o
    zaman ulema birlik olsaydı!..
    Hz. İbn-i Abbas RA
    449/1. Kıyametin yaklaşmasındandır, yağmurun
    çok, ekinin az, okumuşun çok, fakihin az oluşu ve
    umerânın çok, emin adamın az oluşur.
    Hz. Abdurrahman ibn-i Amr RA
    472/7. Ümmet şeriat-ı hasene üzere devam eder,
    aralarında şu üç hal zahir olmadıkça: Aralarında
    habis veled çoğalmadıkça, “sakkàrûn” aralarında
    zâhir olmadıkça.
    Dediler ki:
    “–Sakkàrûn nedir?”
    Buyurdu ki:
    “–Bunlar içmeden sarhoş olanlardır. Ahir zamanda
    gelirler, birbirleriyle karşılaştıklarında aralarındaki
    selâmları lânetleşmektir.”
    Hz. Muaz ibn-i Enes RA
    303/7. Ahir zamanda ümmetimden birtakım
    insanlar meydana gelir ki, kendimizin de
    babalarımızın da işitmediği şeyleri anlatırlar. Sizler
    ve babalarınız bunlardan kendinizi çekin!
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    61/4. Ahir zaman olduğu ve heva hevesler muhtelif
    olduğu zaman (bid’atler hususunda) işte o zaman
    size köy ehlinin ve de kocakarıların itikadını
    tavsiye ederim.
    Hz. İbn-i Ömer RA
    (Bundan maksad, fazla bilgi sahibi oluyorum zannı
    ile insanın itikadını karıştırması yerine, az fakat öz
    bilgisi olan bir köylü veya kocakarı gibi sağlam
    itikad sahibi olmayı tavsiye ediyor.)
    136/2. Siz bugün öyle bir zamandasınız ki, alimleri
    çok, hatibleri azdır. Bugün bir kimse bildiğinin
    onda birini terketse, düşer. Bir zaman gelecektir ki,
    bileni az, anlatmaya çalışanı (hatibleri) çok olacak.
    O zamanda bildiğinin onda birini yapan
    kurtulacaktır.
    Hz. Ebû Zer RA
    f. Umerânın Durumu
    360/9. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onlara
    sefih önderler hakim olacak. Şerlilerini öne
    geçirecekler. Onlar da suretâ hayırlıların sevgisini
    izhar edecekler. Namazı vaktinden sonraya
    bırakacaklardır. Kim bu zamana yetişirse reis
    olmasın, memur olmasın, vergi memuru olmasın,
    maliyeci de olmasın!
    Hz. Ebû Said RA
    121/2. Kıyametin önü sıra hilekâr seneler vardır. O
    zamanlarda emin adamlara töhmet, haine emniyet
    edilir. Ve emin susturulur. Yalancıya emin nazarı
    ile bakılır. Ve rüveybida söz sahibi olur.
    “–Rüveybida kimdir?” diye soruldu.
    “–Ammenin işleri hakkında söz sahibi olan sefih
    kimselerdir.” buyruldu.
    Hz. Avf ibn-i Mâlik RA
    121/1. Kıyametin önü sıra yalancılar vardır.
    Onlardan sakının!
    Hz. Câbir ibn-i Semûre RA
    518/6. Ahir zamanda zalim umera, fasık vüzera,
    hain hakimler ve yalancı ulema gelir. Her kim
    onlara yetişirse sakın onların yardımcıları, vergi
    memuru, haznedarı ve onların emniyet memurları
    olmasın!
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    507/12. Ahir zamanda cahil reisler topluluğu çıkar,
    insanları fitneye düşürürler. Hem dalâlete düşerler,
    hem de dalâlete düşürürler.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    300/2. Yakında başınıza bazı emirler gelecek.
    Rızıklarınıza el atacak, sizi yalanlarla avutacaklar.
    İş yapacaklar lâkin yaptıkları fena olacak. En fena
    tarafları da kötülüklerini siz güzel görmedikçe ve
    yalanlarını tasdik etmedikçe sizden razı
    olmayacaklar. O zaman (yalnız) emirlik haklarını
    tanıyın. Sizi de tecavüzle kendilerine uydurmaya
    kalktıklarında, onlarla mukatele edin. Kim bu yolda
    öldürülürse o şehiddir.
    Hz. Ebû Sülâbe el-Eslemî RA
    303/4. Yakında bazı emirler gelecek. Siz onların
    bazı işlerini beğenecek, bazılarından ise
    hoşlanmayacaksınız. Kim onlarla mücadele ederse
    necat bulur. Kim onlardan ayrılırsa selâmet bulur.
    Kim de onlara karışırsa helâk olur.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    299/1. Benden sonra, yakında sizin üzeriniz bazı
    umera gelecek. İyi görmediğinizi amel edecekler ve
    fena gördüklerinizi de yapacaklar. Bunlar emiriniz
    değildir.
    Hz. Ubade RA
    303/6. Sizin üzerinize bazı umera peydah olur.
    Namazı vakitlerinden geciktirir ve bid’atler
    çıkarırlar.
    İbn-i Mes’ud RA dedi ki:
    “–Onlara yetişirsem nasıl yapayım?”
    Buyurdu ki:
    “–Ey Ümm-ü Abd’in oğlu! Benden nasıl
    yapacağını soruyorsun. Allah’a isyan edene itaat
    yoktur!”
    Hz. İbn-i Mes’ud
    140/8. Sizin üzerinize yakında kabul edeceğiniz
    veya kabul etmeyeceğiniz işler yapan umera gelr.
    Kim ki bunu reddeder, beraat kazanır.
    Hoşlanmayan selâmet kazanır. Hoşlanan, uyan
    fitneye uğramış olur.
    Dediler ki:
    “–Onlarla cenkleşmeyelim mi?”
    Buyurdu ki:
    “–Namaz kılarlarsa, cenkleşmeyin!”
    Hz. Ümmü Seleme RA
    302/11. Benden sonra yakında bir takım sultanlar
    peydah olur. Kapılarında fitneler develerin
    yatakları gibidir. Kimseye bir hayır göstermezler.
    Bir şey verilirse, ancak onların dinlerinden bir taviz
    kopararak verilir.
    Hz. Abdullah ibn-i Hars RA
    298/3. Benden sonra birtakım emirler gelecek ve
    dedikleri dedik olacak. İşte bunlar maymunun
    atılması gibi cehenneme atılacaklar.
    Hz. Muaviye RA
    302/10. Ahir zamanda, zalim hükümdarın avanesi
    olur ki, onlar sabah Allah’ın gazabında yürürler.
    Akşamda Allah’ın buğzu içinde dolaşırlar. Sakın
    onların sırdaşlarından olmayın!
    Hz. Ebû Umâme RA
    46/8. Ümmetimin zalime, “Sen zalimsin!”
    demekten koktuğunu görürsen, onlardan
    ayrılabilirsin.
    Hz. Abdullah ibn-i Amr RA
    502/11. insanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki,
    onların yüzleri insan yüzü, kalbleri şeytan kalbidir.
    Kan dökücüdürler. Çirkin hareketlerden kaçmazlar.
    Eğer sen onlara tâbi olursan, seni gözetirler. Eğer
    onlara güvenirsen, sana ihanet ederler. Onların
    çocukları ahlâksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise
    ma’rufu emretmez, münkeri nehyetmez olur.
    Sünnet aralarında bid’at, bid’at ise aralarında sünnet
    gibidir. İdarecileri sapıktır. İşte bu zamanda Allah
    onlara şerlilerini musallat kılar. Hayırlıları dua
    eder, fakat duları kabul olmaz.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    458/9. Nefsim yed-i kudretinde olana kasem
    ederim ki, kıyamet kopmaz, imamınızı
    öldürünceye, kılıcınızı birbirinizde deneyinceye ve
    şerirleriniz dünyaya hakim oluncaya kadar.
    Hz. Hüreyre RA
    518/7. Ahir zamanda bir kavim sultanın huzuruna
    varır. Sultanlar Allah’ın emri ile hareket etmezler,
    onlar da nehyetmezler. Allah’ın lâneti işte bunların
    üzerine olsun!
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    g. İmanı Muhafazanın ve Sünnete Uymanın
    Güçleşmesi
    503/11. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, adamın
    imanı soyulur da haberi olmaz. Halbuki o,
    gömleğinin soyulduğu gibi soyulmuştur.
    Hz. Ebüd-Derdâ RA
    360/5. İnsanlar üzerin bir zaman gelecek ki, kableri
    acem kalbi olacaklar.
    Denildi ki:
    “–Acem kalbi nedir?”
    Buyurdu ki:
    “–Kalblerinde dünya muhabbeti, âdetleri bedevî
    âdeti gibi. Kendilerine rızık verildi mi hayvanlarnı
    çoğaltır, gazayı zarar addeder ve zekâtı cereme
    sayarlar.”
    Hz. İbn-i Ömer RA
    502/10. insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki,
    ümmetin ihtilâfı sırasında benim sünnetime tutunan
    eliyle ateş tutan bir kimse gibi olacaktır.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    477/12. Zühd lâftan, vera’ da yalandan ibaret
    olmadıkça kıyamet kopmaz.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    503/10. Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, adam
    acizlikle fâcirlik arasında muhayyer kalır. Kim bu
    zamana ulaşırsa, aczi fücura tercih etsin!
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    504/1. İnsanlar üzerin bir zaman gelecek ki, şimdi
    sizin aranızda münafığın gizlendiği gibi, mü’min
    gizlenecek.
    Hz. Câbir RA
    504/2. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek, adam bir
    kavmin içinde oturacak da, kendisini dile alacaklar
    korkusu ile kalkamayacak.
    Hz. Ebû hüreyre RA
    h. Fitnelerin Zuhuru
    476/13. iki büyük taife, davaları bir olduğu halde
    çarpışmadan kıyamet kopmaz. aralarında büyük bir
    mukatele olur ve otuza yakın deccal ve yalancı
    baas olunur. Onların hepsi de kendini Allah’ın
    rasûlü zanneder.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    243/2. Kaprakanlık gece parçaları gelmeden
    amellere müsâraat ediniz ki, o devirde de insan
    sabah mü’min olur, akşama kâfir olarak ulaşır.
    Mü’min olarak geceye gider, kâfir olarak sabaha
    çıkar. Ve o günün adamları, dinini dünyadan az bir
    şeye karşılık satarlar.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    299/7. Yakında fitneler olur. Adam müslüman
    sabahlar, akşama kâfir olur. Ancak, Allah’ın
    kendisini ilmi ile ihyâ ettikleri müstesnâ.
    Hz. Ebû Umâme RA
    299/9. Yakında hadiseler, tefrika, fırka ve ihtilâflar
    olacak. O günde katil olmaktan kurtulup maktul
    olabilirsen ol!
    Hz. Halid ibn-i Urfuta RA
    18/11. Sizleri benden sonra vuku bulacak yedi
    fitneden sakınmaya davet ederim: Medineden
    çıkacak bir fitne, Mekke’den çıkacak bir fitne,
    Yemen’den çıkacak bir fitne, Şam’dan çıkacak bir
    fitne, şarktan çıkacak bir fitne, garbdan çıkacak bir
    fitne… Bir fitne de Şam’ın merkezinden zuhur eder
    ki, işte bu Süfyânî’nin fitnesidir. (Mehdi AS’dan bir
    sene evvel çıkacak bir fitne.)
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    300/3. Benden sonra fitneler olur. Birisi de ahlâs
    fitnesidir. (Deve çulu fitnesi, yâni milletin
    boynunda temelli kalır.) Harpler, hicretler olur.
    Sonra daha şiddetli bir fitne olur. Ha bitti denir,
    daha da devam eder. O derece ki, fitnelerin kendine
    dokunmadığı ev ve müslüman kalmaz. Bu hal ehl-i
    beytimden bir müslüman (Mehdi AS) çıkıncaya
    kadar devam eder.
    Hz. Ebû Said RA
    300/1. Yakında dört fitne olacak: Kanın mubah
    sayıldığı fitne; kanın mubah ve malın helâl
    sayıldığı fitne; kanın mubah, malın ve namusun
    helâl sayıldığı fitne… (Dördüncüsü Deccal
    fitnesidir.)
    Hz. İmran RA
    i. Deccal’in Önüsıra Olacak Hadiseler
    132/5. Malın meydan alması, kâtiplerin artması,
    ticaretin çoğalması, cehlin yayılması, insanın
    ticareti “Falan kimselerden izin olmadıkça olmaz!”
    şeklinde yapması; müstakil bir mahalde kâtib
    bulunmaması (Ticaretin çokluğundan yazmaya
    vakti olan adam bulunmaz.) kıyamet
    alâmetlerindendir.
    Hz. Amr ibn-i Tuğlabe RA
    503/8. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, zenginler
    tenezzüh için, orta halliler ticaret için, onların
    kurrâları riya ve gösteriş için, fakirleri ise dilenmek
    için haccederler.
    Hz. Enes RA
    303/8. Ümmetimin sonunda bir takım kadınlar
    peydah olur ki, erkekler gibi eğerlere biner ve
    mescidin kapısında inerler. Onlar giyinik
    çıplaklardır. Başlarını da zayıf devenin hörgücü
    gibi yaptırırlar Bunları tel’in edin! Zira onlar
    mel’undurlar. Eğer sizden sonra gelecek ümmet
    olsaydı, bunlar da o gelecek ümmete hizmetçi
    olurlardı. Nasıl ki sizden evvelki ümmetlerin
    kadınlarının size hizmetçi oldukları gibi.
    Hz. İbn-i Amr RA
    141/1. Âhir zamanda ümmetim üzerine şiddetli bir
    belâ zuhur eder. Bundan ancak iki sınıf kurtulur:
    Biri Allah’ın dinini tanır ve onun için lisan ve kalbi
    ile mücadele eder. İkincisi ise dinini anlamış,
    dinlemiş ve tasdik etmiştir. (Cahil kalanlar bu
    belâda tehlikededir.)
    Hz. Ömer RA
    29/9. Ümmetim şu beş şeyi helâl saydığı zaman,
    helak onların üzerine hemen gelir. Aralarında
    lânetleşmenin ortaya çıkmasını, ipekli giyilmesini,
    şarkıcı kadınlar ittihaz edilmesini, şarab içilmesini;
    erkeğin erkekle, kadının kadınla iktifa etmesini
    helâl saydıkları zaman.
    Hz. Enes RA
    503/5. İnsanlar üzerinde öyle bir zaman gelir ki,
    boğulmaya maruz adam gibi dua etmeyen yakayı
    kurtaramaz.
    Hz. Huzeyfe RA
    503/3. Sizin üzerinize öyle bir zaman gelir ki,
    boğulmaya maruz adam gibi dua etmeyen yakayı
    kurtaramaz.
    Hz. Huzeyfe RA
    457/2. Nefsim yed’i kudretinde olana kasem ederim
    ki, dünya gitmez. Ta ki bir adam bir kabre uğrar da,
    onun üzerinde yuvarlanarak, “Keşke şu kabir
    sahibinin yerinde ben olsaydım.” demedikce…
    Sanki din onun başının belâsı gibi olur.
    Hz. Ebû Hureyre RA
    346/8. İslâm’ın usulleri teker teker bozulacak ve
    halkı dalâlete düşürücü hükümet adamları çıkacak
    ve ondan sonra da onların üzerine üç deccal
    gelecek.
    Hz. Huzeyfe RA
    346/7. Hiç şüphe yok ki, İslâm’ın usulleri birer
    birer bozulacak, birisi bozulduğunda halk ötekine
    hücum edecek. İlk evvela hükmü kaldıracaklar, en
    sonra da namazı bozacaklar.
    Hz. Ümâme RA
    346/9. Sizler hiç şüphe yok, evvelkilerin âdetlerini
    karış karış ve arşın arşın yapacaksınız. Hatta birisi
    kelerin deliğine girse, siz de gireceksiniz. Onlardan
    birisi yolda kadını ile münasebette bulunsa, siz de
    yapacaksınız.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    121/3. Kıyametin önü sıra Deccal ve onun önü
    sırada otuz kadar ve daha fazla yalancı gelir. Bu
    yalancıların alâmetleri soruldu. Buyruldu ki:
    “–Onlar sizde olmayan âdetler getirirler ve
    diyanetinizi o âdetlerle değiştirirler. Bunları
    gördüğünüzde onlardan sakının ve onlara düşman
    olun!”
    Hz. İbn-i Ömer RA
    258/8. Deccal’in önü sıra hud’alı seneler olur:
    Yağmur çok yağar, fakat nebat az olur. Sàdıklar
    tekzib olunur, yalancılar ise tasdik olunur. Haine
    itimad edilir, emin ise hain addedilir. Ve
    “Rüveybiza” söz sahibi olur.
    Denildi ki:
    “–Yâ Rasûlallah, Rüveybiza nedir?”
    Buyurdu ki:
    “–Kendisine itimad olunmayan ve kıymet
    verilmeyen kimselerdir.”
    Hz. Avf ibn-i Mâlik RA
    504/3. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki,
    onların hepsi Kur’an okur, ibadete çalışırlar ve ehli
    bid’atle de meşgul olurlar. Lâkin bilmedikleri
    cihetten müşrik olurlar. Okumalarına ve ilimlerine
    bedel rızık alırlar ve dünyayı din karşılığında
    yerler. İşte bunlar kör Deccal’in avanesi
    olacaklardır.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    KIYAMETİN BÜYÜK ALÂMETLERİ
    Küçük alâmetlerden sonra gelecek olan büyük
    alâmetler melhameler ve Hz. Mehdi AS ile
    başlamakta ve Güneş’in batıdan doğmasına kadar,
    takriben 55-60 sene devam etmektedir. Bu devir
    insanlar için büyük imtihanlarla dolu olmakla
    beraber, Hz. Mehdi AS’ın 7 senelik ve Onu takiben
    de Hz. İsa AS’ın 40 senelik, yeryüzünü adaletle
    dolduran idareleri de bu devir içinde
    bulunmaktadır.
    Hadisler anlaşılabildiği nisbette oluş zamanına göre
    sıralanmıştır. Doğrusunu Allah bilir.
    a. Kıyametin On Büyük Alâmeti
    100/5. Şu on alâmet olmadan kıyamet gelmez:
    Duhan, Dabbetül-arz, Deccal, Güneşin garbdan
    doğuşu, üç yere batış. Şark, garb ve Ceziretül-
    Arab’da, İsa ibn-i Meryem’in inmesi, Ye’cüc ve
    Me’cüc’ün çıkması ve Aden içinden bir ateş
    çıkması ve insanları mahşere (Şam’a) sürmesi ve
    yanlarından ayrılmaması. Öyle ki onlar
    geceleyince, o ateş de geceler. Kaylûle
    yaptıklarında, o da yanlarında bekler.
    Hz. Huzeyfe ibn-i Esid RA
    277/6. Kıyamet alâmetleri birbiri takiben meydana
    gelir. Bir dizideki boncukların ard arda kopması
    gibi.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    299/5. Yakında fitneler olacak.
    Dediler ki:
    “–Ne emredersin Yâ Rasûlallah?”
    Buyurdu ki:
    “–Şam’a bakın!”
    Hz. Bekr ibn-i Hakim RA
    35/13. Batı tarafından gelen bir fitne, doğu
    tarafından gelen bir fitne ile karşılaşınca, Şam’ın
    ortasında toplanın. O gün yerin altı üstünden daha
    hayırlıdır.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    313/6. Ne mutlu Şam’a. Zira Allah-u Zülcelâl
    Hazretleri’nin melekleri Şam üzerine kanatlarını
    germiş bulunur.
    Hz. Zeyd ibn-i Sabit RA
    b.Melhameler ve Melhame-i Kübrâ (Büyük Harb)
    64/14. İki azatlı, Arab azatlısı ve Rum azatlısı
    Melik olduklarında, onların elleri ile melhameler
    doğar.
    Hz. İbn-i Amr RA
    66/7. Melhameler vuku bulduğunda Allah-u Teàlâ
    Şam cihetinden, Mevali kabilesinden bir grubu
    gönderir ki onlar Arap’ın en iyi ata binenleri ve
    silahlı olanlarıdır. Allah onların sebebi ile bu dini
    kuvvetlendirir.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    351/8. İnsanlar için üç temerküz noktası vardır.
    Antakya Amik’inde olan Melhame-i Kübrâ’da
    toplanma merkezi Şam olur. Deccal vak’asında
    merkezleri Kudüs; Ye’cüc ve Me’cüc hadisesinde
    Tur-u Sinâ…
    Hz. Hüseyin RA
    393/10. Müslümanların Melhamede merkezleri
    Şam, Deccalde merkezleri Kudüs ve Ye’cüc Me’cüc
    vak’asında merkezleri Tur-u Sinâ’dır.
    Hz. Ebû Zahiriyye RA
    319/11. Beytül-Makdis’in mâmur olmasını
    Medine’nin harab olması takip eder. Onu da
    Melhamenin çıkışı ve onu da Kostantiniyye’nin
    fethi takip eder. Onu ise Deccal’in çıkması takip
    eder.
    Hz. Muaz RA
    236/18. Melhame-i Kübra, Kostantıniyye’nin fethi
    ve Deccal’in çıkması 7 ay (sene) içinde olur.
    Hz. Muaz RA
    246/4. Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye’nin fethi
    arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal
    çıkar.
    Hz. Abdullah ibn-i Buğr RA
    354/13. Allah bu ümmete Deccal ile Melhamenin
    kılıcını birden vermez.
    Hz. Muaz RA
    298/4. Size dünya fetholunacak. Eğer bir menzilde
    muhayyer kılınırsanız Şam denilen şehre bakın.
    Zira orası melhamelerde müslümanların toplandığı
    yerdir. Onun karargâhı da “Guta” denilen yer
    olacaktır.
    322/10. Melhame-i Kübra gününde müslümanların
    merkezi Şam şehrinde Guta denilen yerdedir. O
    gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı
    orasıdır.
    Hz. Ebüd-Derdâ RA
    74/3. Kıyametin önü sıra altı şeyi say: Benim
    ölümüm, koyun kıran gibi ölüm çokluğu, Kudüs’ün
    fethi, mal bolluğu; öyle ki, bir kişiye yüz dinar
    (altın para) verilir de beğenmiz. Arap evleriden
    girmedik hiç bir evin kalmadığı bir fitne Benî
    Esfer’in (Rumlar’ın) sizinle olan sulhunun
    bozulması ve 12 000 kişilik 80 sancakla size
    hücüm etmesi. (Amik Ovası harbi)
    Hz. Avf ibn-i Mâlik RA
    296/7. Altı şey kıyamet alâmetlerindendir: Benim
    ölümüm, Kudüs’ün fethi, bir adama bin dinar (altın
    para) verildiği halde azımsaması, her müslümanhın
    evinde ateşi duyulan fitne, koyun boynuzu
    kıvrımları gibi insanlar arasında ölüm çokluğu,
    Rum’un gadri, şöyle ki: Her biri 12 000 kişilik 80
    sancakla müslümanların üzerine yürümeleri. (Amik
    Ovası’nda vukua gelecek harb)
    Hz. Muaz RA
    296/8. Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadan
    kıyamet kopmaz: Peygamberinizin vefatı, aranızda
    malın artması. Öyle ki, bir adama on bin dirhem
    (gümüş para) verilecek de yine öfkelenecek. Sizden
    her erkeğin evine giren bir fitne. Koyun boynuzu
    kıvrımları gibi ölüm çokluğu. Benî Esfer’le
    (Rumlar’la) aranızdaki sulh. Öyle ki, kadının
    hamileliği süresi gibi, dokuz ay toplanırlar, sonra
    size gadirlik yaparlar. Medinenin fethi.
    Denildi ki:
    “–Hangi medine?..”
    Buyurdu ki:
    “–Kostantıniyye.”
    258/3. Sizinle Benî Esfer (Rumlar) arasında sulh
    olur. Sonra onlar muahedeyi bozarlar ve onikibin
    kişilik seksen fırkalık bir kuvvetle üzerinize
    yürürler. (Amik Ovası harbi)
    Hz. Avf ibn-i Mâlik RA
    298/1. Yakında siz Rumlar’la emin bir sulh
    yapacaksınız. Sonra siz gaza edeceksiniz. Onlar da
    gerinizde sizin gaza ettiğinize düşman olacaklar. O
    harpten muzaffer çıkacak ve ganimet alacaksınız.
    Sonra yeşil bir ovaya konacaksınız. Orada bir Rum
    neferi salibini kaldıracak ve diyecek ki: “Haç galip
    geldi.” Ona müslümanlardar biri karşı koyup,
    kendisini öldürecek. Bunun üzerine Rumlar
    muahedeyi bozacak ve gadredecek. Büyük
    muharebeler olacak. Sizin için toplanacaklar ve
    seksen sancak halinde üstünüze gecekler. Her bir
    sancak altında onbin (on iki bin) kişi olarak. (Amik
    Ovası’nda önlenecek olan hadise)
    Hz. Zu Mihmer RA
    299/8. Yakında, sizinle Rumlar arasında dört sulh
    anlaşması olur. Dördüncü Âl-i Harun’dan biri ile
    gerçeklenir. Ve bu yedi sene devam eder.
    Denildi ki:
    “–Yâ Rasûlallah, o gün insanların imamı kimdir?”
    Buyurdu ki:
    “–İmam, benim evlâdımdan kırk yaşında, yüzü
    parlar bir yıldız gibi olan, sağ yanağında siyah bir
    beni bulunan ve üzerinde iki kutvânî aba olan, bir
    kimsedir. Tavrı Benî İsrâil ulemasına benzer. Yirmi
    sene hüküm sürer. Arzdaki hazineleri çıkarır ve
    şirk beldelerini fetheder.”
    Hz. Ebû Umame RA
    Not: Görüldüğü gibi Rumlar (Hristiyanlar) bir
    düşmana karşı müslümanlara yardım maksadı ile,
    müttefik olarak, Amik ovasına 960 000 kişilik, 80
    tümenlik bir kuvvet getirdikten sonra,
    müslümanların o düşmana galib gelmesi üzerine
    anlaşmayı bozub, gadirlik yapacaklar ve
    müslümanlar üzerine hücum edecekler. Bu harbe
    Melhame-i Kübrâ deniyor ve Antakya’da Amik
    Ovası ve civarında cereyan edeceği anlaşılıyor. Bu
    harbde merkez Şam’da bulunuyor ve
    müslümanların başında kumandan olarak Hz.
    Mehdi AS bulunuyor. Ve Allah’ın inayeti ile
    müslümanların bu harbi de kazanacakları
    anlaşılıyor.
    c. Hz. Mehdi AS’ın Zuhûru, Vasıfları ve Müddeti
    344/7. Nasıl helâk olur bir ümmet ki, evvelinde
    ben, sonunda Meryem oğlu İsa (AS) ve ortasında
    da ehl-i beytimden Mehdi (AS) vardır.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    498/1. Yâ Abbas, bu işi Allah benimle başlattı.
    Senin sülâlenden biri ile bitirecek. O delikanlı
    dünyayı, evvelce zulümle dolduğu gibi, tekrar
    adaletle dolduracak ve o İsa AS’la namaz kılacak.
    Hz. Ammar İbn-i Yaser RA
    257/11. Aranızda nübüvvet Allah’ın isteği kadar
    sürer sonra ona kaldırmayı istediği zaman kaldırır.
    Sonra Allah’ın sürmesini murad ettiği kadar (otuz
    sene) nübüvvet yolunda halifelik gelir. Sonra
    kaldırmayı istediği zaman onu kaldırır. Ve Allah’ın
    murad ettiği kadar devam eden şiddetli bir meliklik
    idaresi gelir. Sonra ona kaldırmayı istediği zaman
    kaldırır. Sonra zorba bir idare bir hilâfet gelir.
    Hz. Huzeyfe RA
    518/4. Benden sonra hulefâ, hulefadan sonra
    umerâ, umerâdan sonra melikler, meliklerden sonra
    cebâbire, cebâbireden sonra ise ehl-i beytimden bir
    kimse gelir de, o yeryüzündü adaletle doldurur.
    Ondan sonra da kâhtani gelir. Beni gönderen zâta
    kàsem ederim ki, o, diğerlerinden dûn değildir.
    Hz. Abdurrahman ibn-i Kays RA
    477/6. Kâhtandan (Yemen’de bir yer) bir adam
    çıkıp da asası ile insanları sevk etmedikçe kıyamet
    kopmaz.
    Hz. Saad RA
    236/21. Mehdi benim ehl-i beytimden ve evlâd-ı
    Fâtıme’dendir.
    Hz. Ümmü Seleme RA
    236/20. Mehdi Amcam Abbasın sülâlesindendir.
    Hz. Osman ibn-i Affan RA
    237/2. Mehdinin ismi ismime, babasının ismi de
    babamın ismine uyar.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    508/10. Ehl-i beytimden bir adam çıkar, ismi
    ismime, ahlâkı ahlâkıma mutabık olur. Dünyayı
    ahlâk ve nesafetle doldurur; evvelce zulm ve cevir
    ile dolduğu gibi.
    Hz. İbn- iMes’ud RA
    237/1. Mehdi bizdendir, ey ehl-i beyt! Size
    müjdeler olsun. Allah onu bir gecede ibraz eder.
    (Olgunlaştırır.)
    Hz. Ali RA
    477/8. Benim ehl-i beytimden bir adam yer yüzüne
    hakim olmadıkça kıyamet kopmaz. Onun alnı
    açıktır, kemer burunludur. O yer yüzünün daha
    evvel zulümle doldurulduğu gibi, dünyayı adaletle
    doldurur. İdaresi yedi sene sürer.
    Hz. Ebû Said RA
    359/2. Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalsa,
    Allah yine o bir günü uzatır ve ehl-i beytimden
    ismi ismime, babasının ismi babamın ismine uygun
    birini meydana çıkarır (Mehdi AS) ve o da dünyayı
    adalet ve nesafetle doldururdu. Daha önce zulm ve
    cevir ile doldurduğu gibi.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    508/6. Şarktan bir cemaat çıkar, Mehdi’nin
    saltanatına yardım ederler.
    Hz. Abdullah bin-i Haris RA
    508/4. Horasan’dan siyah bayraklılar çıkar ve
    İlya’ya (Kudüs’e) kadar önlerinde bir şey
    tutunamaz.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    33/5. Siyah bayraklar gelip de karşınıza çıktında,
    Farslılar’a ikramda bulunun. Zira sizin devletiniz
    onlarla beraberdir.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    135/3. Biz öyle bir ehl-i beytiz ki, Allah bizlere
    dünyayı değil ahireti nasib etti. Benden sonra ehl-i
    beytim, belâ, şiddet ve tarda maruz kalacaklar;
    doğu tarafından siyah bayraklılar gelinceye kadar…
    Bunlar mal isteyecek, kendilerine mal
    verilmeyecek. Bunlar döğüşecekler, sonra geri
    çekilecekler. İstedikleri kendilerine verilecek, fakat
    kabul etmeyecekler. Ve onu, ismi ismime,
    babasının adı, babamın adına uyan, ehl-i beytimden
    bir kimseye teslim edecekler.
    O (Mehdi) arza sahip olur ve kendisinden önce
    baskı ve zulümle dolu olan arzı, doğruluk ve
    adaletle doldurur. Sizden veya sonra gelenlerden
    birisi ona yetişirse, kar üzerine sürünerek dahi olsa,
    gelsin ona katılsın! Muhakkak ki onlar hidayet
    sancaklarıdır.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    48/1. Horasan cihetinden gelen siyah sancaklar
    gördüğüzde onlara katılın! Zira onların içinde
    Allah’ın halifesi Mehdi (AS) vardır.
    Hz. Sevban RA
    298/2. Yakında size Horasan tarafından siyah
    bayraklılar gelecek. Kar üzerinde emekleyerek olsa
    da onlara iltihak ediniz! Zira onların arasındra
    Allah’ın halifesi Mehdi (AS) vardır.
    Hz. Sevban RA
    518/5. Ramazanda bir seda olur. (Mânâsı anlaşılır).
    Şevvalde de bir seda olur. (Mânâsı anlaşılmaz).
    Zilkadede kabileler birbiriyle çarpışır. Zilhiccede
    hacılar talana uğrar. Muharremde gökten şöyle nida
    olur: “Dikkat ediniz. Filan kimse Allah’ın halkının
    hayırlılarındandır. Onu dinleyiz ve ona uyunuz!”
    Hz. Şehr ibn-i Havşeb RA
    346/6. Hiç şüphe yok ki, arz cevir ve zulümle
    dolacak. Zulüm ve cevirle dolduğu o zaman, Allah
    ehl-i beytimden ismi benim ismimde, babasının
    ismi babamın isminde bir kimseyi gönderir de
    dünyayı adaletle ve nesafetle doldurur. Önce zulüm
    ve cevirle dolduğu gibi. O zaman gök yağmurunu,
    yer mahsülünü esirgemeyecek ve o aranızda yedi,
    sekiz, çok çok dokuz vakit duracak.
    Hz. Muaviye ibn-i Kur’a RA
    508/8. Ümmetimin içinden Mehdi (AS) çıkar. Beş
    veya yedi veya dokuz (sene) kalır. (Râvi sayda
    tereddüt etmiş.) Sonra üzerlerine bol rahmet
    gönderilir. Arz nebatatını bir şey saklamaz bitirir.
    Mal hakir olur. Bir adam ona gelir ve şöyle der:
    “Ya Mehdi bana ver, bana ver!” Ona elbisenin
    taşıyabileceği kadar verir.
    Hz. Ebu Said RA
    508/7. Ümmetimin sonunda Mehdi (AS) çıkar.
    Allah-u Zülcelâl Hazretleri ona rahmetini indirir.
    Arz ona nebatını çıkarar. Mal sahih olarak verilir
    ve müsavat üzere taksim edilir. Davar çok olur.
    Cariyeler bile saygı görür. Yedi veya sekiz yıl
    yaşar. (Râvi yedi veya sekizde tereddüt etmiştir.)
    Hz. Ebû Said RA
    7/7. Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş’ten ve ehl-i
    beytimden bir kişidir. O, insanların ihtilâf ve
    ictimâî sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada
    çıkar. O yeryüzünü, kendinden önce zulüm ve
    baskı ile doldurulduğu gibi, adalet ve insaf ile
    doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır. Ve o malı
    sabah üzere taksim eder.
    Dediler ki:
    “–Sabah nedir?”
    Buyurdu ki:
    “–Seviye üzere demektir.
    Ve ümmet-i Muhammed’in kalblerini zenginlikle
    doldurur ve adalati onları ihata eder. O kadar ki, bir
    münâdiye “Kimin ihtiyacı varsa bana gelsin!” diye
    nida etmesi emrolunduğunda, bir kişiden başka
    kimse gelmez. O kimse istekte bulunur. O da
    “Hazinedara git sana versin” der. O da gider ve
    “Ben Mehdi tarafından, kendisine istediği verilmesi
    için gönderilen kimseyim.” dediğinde, hazinedar
    “Al!” der. O da alır.
    Fakat aldığını taşımaya gücü yetmez. Bunun
    üzerine taşıyabileceğini alır, fazlasını geri bırakır.
    O malla çıkar ama, sonra pişman olur ve “Ümmet-i
    Muhammed’in nefis cihetinden en aç gözlüsü
    herhalde benim. Onların hepsi de mala davet
    olundukları halde, benden başkası buna icabet
    etmedi.” diyerek, aldığı malı iade etmek ister.
    Hazinedar da: “Biz verdiğimizi kat’iyyen geri
    almayız!” der. Bu devir altı, yedi, sekiz veya dokuz
    sene devam eder. Bundan sonraki hayatta ise hayır
    yoktur.
    Hz. Ebû Said el-Hudrî RA
    477/1. Kıyamet kopmaz, siz yahudilerle harp
    etmedikçe… Hatta taşlar bile, “Ey müslüman şu
    benim arkamdaki yahudidir, onu öldür.” diye
    arkasındaki yahudiyi haber verir.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    256/6. Yahudilerle mukatele eder ve onlara
    musallat olursunuz. Öyle durum olur ki, onlardan
    biri bir taşın arkasına gizlendiğinde, taş şöyle der:
    “Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki yahudidir. Onu
    öldür!”
    Hz. İbn-i Ömer RA
    d. Kıyamete Kadar Hak Üzere Bir Grubun
    Bulunacağı
    471/12. Ümmetimden bir taife hak üzerine
    mücadele etmekte, kıyamete kadar gàlib olarak
    devam edecektir.
    Hz. Cabir RA
    472/3. Ümmetimden bir taife kıyamet kopuncaya
    kadar yardım görmekte devam eder. Kendilerini
    terk edenlerin ayrılmaları da onlara bir zarar
    vermez.
    Hz. Muaviye ibn-i Kur’a RA
    472/1. Ümmetimden bir taife, Allah’ın emriyle
    hareket etmekte devam eder. Onlar hak üzerinde
    oldukları halde, kıyamet kopana kadar kendilerini
    tek eden ve muhalefet eden kimsenin onlara bir
    zararı dokunmaz. Tâ ki Allah’ın emri gelinceye
    kadar onlar insanlara galibdirler.
    Hz. Muaviye RA
    187/2. Şu anda kıtal geldi. Ümmetimden hak
    üzerine çarpışan ve kâfirler üzerine galib gelen bir
    kavim hiç bir zaman eksik olmaz. Allah onlar için
    diğer kavimlerin kalblerini kaydırır ve daraltır.
    Kâfirlerle savaşırlar. Allah onları rızıklandırır.
    Allah’ın emri gelene kadar bu böyle devam eder. O
    günde mü’minlerin evlerinin yeri Şam’dır. Hayır
    kıyamete kadar, atların nasiyesine bağlıdır. Bana
    vahyolunduğuna göre, ben (dünyada) çok kalcı
    değilim, yakında gidiciyim. Siz de beni yaşlanarak
    takip edeceksiniz. Ve bazınız, bazınızın boynunu
    vuracak. Kıyametten önce iki büyük hadise vardır.
    Şiddetli veba ve sonra da zelzeleli yıllar.
    Hz. Seleme RA
    476/9. Kıyamet kopmaz, ümmetimden bir taife
    herkes üzerinde hakim olmadıkça. Onlar
    kendilerini terk edenlerin terk etmesine aldırmazlar
    ve kendilerine yardım edene de aldırmazlar.
    Hz. Muaviye RA
    65/6. Şam ehli helâk olduğunda ümmetimde hayır
    kalmaz. Bununla beraber, Deccal’le savaş oluncaya
    kadar ümmetimden bir taifenin hak üzere gàlib
    olması devam edecektir.
    Hz. Muaviye ibn-i Curre RA
    472/2. Ümmetimden bir taife, kendilerine
    düşmanlık edenlere galib oldukları halde hak
    ozerinde mücadelede devam ederler. Hatta onların
    sonuncusu Mesihüd-Deccal ile harp eder.
    Hz. İmran RA
    487/6. Bu iş ondan ayrılanlara rağmen muzaffer
    olarak devam edecektir. Muhaliflerin ve
    ayrılanların ona zararı olmaz, tâ ki Kureyş’ten on
    iki halife gelene kadar.
    Hz. Câbir RA
    487/6. Bu din, Kureyş’ten on iki halife gelip
    gidinceye kadar kàim olarak devam eder. Her
    birinde ümmet birleşmiş vaziyettedir. Ondan sonra
    ise herc ü merc başlar.
    Hz. Câbir ibn-i Semure RA
    e. Kostantıniyye’nin ve Roma’nın fethi
    478/5. Rumlara ait Kostantıniyye (Roma) tesbihle
    ve tekbirle müslümanlarca feth edilmedikçe
    kıyamet kopmaz.
    Hz. Amr İbn-i Avf RA
    (Yetmiş bin Şamlı bunu yapacakmış.)
    489/8. Allah (z.c.Hz.) bu ümmeti yarım günden
    öteye bırakmaz. Şam bir adamın ve ehli beytinin
    sofrasını görmedikçe. Şam o adamın sofrasını
    gödüğünde Kostantıniyye feth olunur.
    Hz. Ebu Salebe RA
    f. Hadramut’tan Bir Ateşin Zuhuru
    297/7. Yakında Hadramut’tan veya Hadramut
    denizinden bir ateş çıkacak ve kıyametten evvel
    insanları toplayacak.
    Dediler ki:
    “–Ya Rasûlallah, bize ne emredersin?”
    Buyurdu ki:
    “–Siz Şam’a gitmeye bakın!”
    Hz. İbn-i Ömer RA
    NOT: Bu toplanma yerinin Şam olduğu bilindiği
    için melhamelerde Hz. Mehdi zamanında merkez
    Şam’da olmakla, bu hadise tahminen buraya
    yerleştirilmişse de doğrusunu Allah-u Teàlâ bilir.
    DECCAL’İN ÇIKIŞI, VASIFLARI VE HELÂKI
    a. Ümmet İçinde Çıkacak Yalancılar
    RE. 324/6. Ümmetimde yirmiyedi tane yalancı ve
    deccal olacak ki, onlardan dördü kadındır. Ben
    peygamberlerin sonuyum. Benden sonra hiçbir
    peygamber yoktur.
    Hz. Huzeyfe RA
    RE. 518/3. Deccal’den evvel, yetmiş küsur deccal
    olacaktır. (73-79 kadar)
    Hz. Enes RA
    RE. 477/10. Yetmiş tane yalancı çıkmadan kıyamet
    kopmaz.
    Hz. İbni Amr RA
    RE. 346/8. İslâmın usülleri (tutanakları) teker teker
    bozulacak ve halkı dalâlete düşürücü hükümet
    adamları çıkacak ve ondan sonra da onların izi
    üzerine üç deccal gelecek.
    Hz. Huzeyfe RA
    b. Peygamberlerin Kavimlerini Deccal’e Karşı
    İkazları
    RE. 143/1. Nuh AS’dan sonra hiçbir peygamber
    olmadı ki, kavmini Deccal ile korkutmuş olmasın.
    Şüphesiz ben de sizi onunla korkutuyorum. Olur ki,
    beni görüp sözümü işitenlerden ona yetişen
    bulunur. Ashab dediler ki:
    “–O zaman kalblerimiz nasıl olur?”
    Buyurdu ki:
    “–Şimdiki gibi veya daha hayırlı.
    Hz. Ebû Ubeyde RA
    RE. 373/8. Adem AS’ın yaradılışı ile kıyametin
    kopması arasındaki zamanda Deccal’den büyük
    hadise yoktur.
    Hz. Hişam ibn-i Amir RA
    RE. 362/1. Deccal sizin gibi, belki de sizden hayırlı
    bir kavme yetişecek. Bir ümmet ki başında ben,
    sonunda İsâ AS geliyor, Allah onları hor etmez.
    Hz. Abdurrahman ibn-i Cübeyr RA
    c. Deccal’in Çıkacağı Zaman
    RE. 236/18. Melhame-i Kübra, Kostantıniye’nin
    fethi ve Deccal’in çıkması yedi ay veya (sene)
    içinde olur.
    Hz. Muaz RA
    RE. 319/11. Beyt-i Makdis’in mâmur olmasını,
    Medine’nin harab olması takip eder. Onu da
    Melhame’nin çıkışı ve onu da Kostantıniyye’nin
    fethi takip eder. Onu ise Deccal’in çıkması takip
    eder.
    Hz. Muaz RA
    RE. 258/4. Dört fitne olacak; kan, mal ve ırz
    mubah kılınacak ve dördüncü ise Deccal fitnesi
    olacak.
    Hz. İmran ibn-i Husayn RA
    RE. 485/9. Bir müslümana, canının çıkmasından
    hoş bir şey olmadıkça (canından bezmedikçe)
    Deccal çıkmaz.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    RE. 485/11. Deccal insanlarca kendinden
    bahsedilmekten zuhul edilmedikce
    (unutulmadıkca) ve imamlar da minberlerde ondan
    bahsetmeyi terk etmedikce çıkmaz.
    Hz. Saab ibni Cessame RA
    d. Deccal’in Çıkacağı Yer ve Kendisine Tabi
    Olacak Kimseler
    RE. 508/5. Şark tarafından bir cemaat meydana
    gelir. Kur’an okurlar hançerelerinden aşağı geçmez.
    Onlardan bir taife inkiraz ederse diğer taife zuhur
    eder. Son partileri Deccal ile beraber olurlar.
    Hz. İbn-i Amr RA
    RE. 207/8. Deccal şarkta, Horasan denilen yerden
    çıkar ve ona katmerli yüzü olanlar uyar.
    Hz. Ebu Bekir RA
    RE. 506/9. Deccal’e Isfahan yahudilerinden
    yetmişbin yahudi tabi olur. Hepsinin üzerlerinde
    taylasan vardır.
    Hz. Enes RA
    RE. 508/2. Deccal, Horasan denilen yerden çıkar.
    Ona bir kavim tabi olur ki, yüzleri meşin gibidir.
    Hz. Ebubekir RA
    RE. 97/7. Deccal şarktan, Horasan’dan çıkar ve ona
    kalkan yüzlüler tabi olur. (Yahudiler ve Moğollar
    vs.)
    Hz. Ebubekir RA
    e. Deccal’in Vasıfları ve Yapacağı Bazı İşler:
    RE. 207/7. Deccal’in sol gözü şaşıdır. Saçları
    çoktur. Yanında da cennet, ve cehennemi vardır.
    Onun cehennemi cennet, cenneti de cehennemdir.
    Hz. Huzeyfe RA
    RE. 97/6. Deccal’in sol gözü kör ve alnında “kâfir”
    diye yazılıdır. Gözlerinin üzerinde de kalın bir
    perde vardır.
    Hz. Enes RA
    RE. 140/11. Benden evvelki peygamberlerden
    ümmetini Deccal ile korkutmayan hiç kimse
    olmadı. Onun sol gözü şaşı, sağ gözü ise perdelidir.
    Ve alnında “kâfir” diye yazılıdır. Yanında cennet,
    cehennem diye iki vadi olur. Cennet dediği
    cehennem, cehennemi ise cennettir.
    Yanında peygamber kıyafetinde iki melek bulunur;
    biri sağında, biri solundadır. Bu beraberlik insanları
    imtihan içindir.
    Deccal onlara sorar:
    “–Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Diriltiyorum,
    öldürüyorum.”
    Meleklerden biri:
    “–Yalan söylüyorsun!” der.
    Fakat bu sözü yanındaki melekten başkası duymaz.
    İkinci melek diğerine:
    “–Doğru söylüyorsun.” der.
    İkinci meleğin sözünü insanlar işitir ve zannederler
    ki, Deccal’i tasdik etti. Bu da imtihan içindir. Sonra
    Medine’ye yürür. Giremeyince, “Bu onun
    ülkesidir!” der. Sonra Şam’a yürür Orada “Akabetü
    Efik” mevkiinde Allah onu helâk eder.
    Hz. Sefine RA
    RE. 507/10. Deccal çıkar ve beraberinde bir nehir
    ve bir de ateş hendeği bulunur. Kim onun nehrine
    girerse, günahı sabit olur, ecrini ise kaybeder. Kim
    ki ateş hendiğine girerse, ecri sabit olur, günahı ise
    sükût eder. Bundan sonra işte o kıyamet saatidir.
    Hz. Huzeyfe RA
    f. Deccal’in Varamayacağı Yerler
    RE. 97/8. Deccal her yere varır, yalnız dört
    mescidin bulunduğu yere varamaz: Mescid-i
    Haram, Mescid-i Medine, Mescid-i Aksa ve
    Mescid-i Tur-i Sinâ.
    RE. 486/5. Deccal Mekke ve Medine’ye giremez.
    Hz. Aişe RA
    RE. 486/4. Medine’ye Deccal korkusu girmez. O
    günü Medine’nin yedi kapısı vardır ve her birinde
    de ikişer melek duracaktır.
    Hz. Ebubekir RA
    g. Hz. İsâ AS’ın Deccal’i Öldürmesi
    RE. 512/12. Sizin kalanlarınız, Ürdün nehri
    üzerinde Deccal’la mukatele edeceksiniz. Siz
    nehrin doğusunda, onlar ise batısında olduğu halde.
    Hz. Nuheyk ibn-i Sarimin RA
    RE. 97/5. Hiç şüphe yok ki Deccal çıkacaktır.
    Onun sol gözü kördür ve üzerinde beyaz bir ben
    vardır. Gözsüzleri ve abraşı iyi eder. Ölüleri diriltir
    ve “Ben Rabbinizim!” der. Kim onu tasdik ederse,
    fitne-i Deccale düştü. Kim de “Rabbim Allah!” der
    ve böyle ölürse, o zaman Deccal’in fitnesine
    düşmemiş olur. Ona bir daha fitne ve azab yoktur.
    Deccal yerde Allah’ın dilediği kadar kalır. Sonra
    İsa AS gelir. O bana vekil ve benim dinim üzere
    gelir. Deccal’i öldürür ondan sonra kıyamet kopar.
    Hz. Sümüre RA
    RE. 201/2. Gazâ geçerlidir; benim baas olunduğum
    günden, Deccal’le yapılacak gazaya kadar… Onu
    zalimin zulmü, adilin adaleti kaldıramaz.
    Hz. Enes RA
    h. Beklenen Yedi Şey Dolayısıyla Amellere Acele
    Etmek Lüzumu
    RE. 243/1. Beklemekte olduğunuz şu yedi şey için
    amellere müsâraat (acele) ediniz:
    1. Unutturucu fakirlik,
    2. Azdırıcı zenginlik,
    3. Hayatınızı ifsad edici hastalık,
    4. Bunaklık verici ihtiyarlık,
    5. Ani ölüm,
    6. Deccal ki, o beklenen şerdir.
    7. Kıyamet ki, hepsinden daha büyük ve daha
    dehşetlidir.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    HAZRET-İ İSÂ AS’IN ZUHURU
    a. Hazret-i İsâ AS’ın Tekrar Dünyaya Geleceği
    344/7. Nasıl helâk olur bu ümmet ki, evvelinde
    ben, sonunda Meryem oğlu İsâ AS ve ortasında da
    ehl-i beytimden Mehdî AS vardır.
    Hz. İbni Abbas RA
    487/12. İş günden güne şiddetini ardırır ve dünyada
    ancak geilemiyi artırır. İnsanların da ancak
    hasisliği artar. Kıyamette ancak şerliler üzerinde
    kopar. Benden sonra Meryem oğlu İsâ AS’dan
    başka nübüvvet mertebesinde kimse gelmiyecektir.
    Hz. Enes RA
    b. Hz. İsâ AS’ın Vasıfları ve Devrindeki Durum
    191/5. Peygamberler, baba bir ana ayrı
    kardeşlerdir. Dinleri de birdir. Meryem oğlu İsâ AS
    da benim kardeşimdir ve aramızda başka
    peygamber yoktur. O tekrar yeryüzüne gelecektir.
    Onu gördüğünüzde tanırsınız. Orta boylu, kırmızı
    beyaz renkli bir zattır. Üzerinde Mısır kumaşından
    iki parçalı elbise vardır. Su isabet etmediği halde
    başında damlalar görülür. Haçı kırar, domuzu
    öldürür, cizyeyi kaldırır ve milletleri İslâm’a davet
    eder. İslâm’dan başka din kalmaz. Arslanlar
    develerle, kaplanlar sığırlarla, kurtlar koyunlarla
    dolaşıp otlarlar. Ve çocuklar yılanlarla oynarlar. Ve
    hiç biri de diğerine zarar vermezler. O kırk sene
    yaşayacak ve ölecektir. Cenazesini müslümanlar
    kaldıracaktır.
    Hz. Ebu Hüreyre RA
    314/2. Ne mutlu İsâ AS indikten sonraki hayata!
    Göğe rahmet için, arza da yeşertmek için müsaade
    edilir. Taş üzerine tohum ekilse biter. İnsanlar
    arasında kin ve çekememezlik olmaz. Hatta bir
    adam bir arslana rastlarsa, arslan ona dokunmaz;
    yılana bassa, yılan onu sokmaz.
    Hz. Ebu Hureyre RA
    c. Hz. İsa AS’ın Haçı Kırıp, Cizyeyi Kaldırması ve
    Malın Artması
    478/7. Meryemoğlu İsâ AS hakem, adalet dağıtıcı
    ve imâm-ı àdil olarak nâzil olmadıkça kıyamet
    kopmaz. Öyleki; o haçı kırar, domuzu öldürür,
    cizyeyi kaldırır. Mal da çok artar ve onu kabul
    ettirecek kimse bulunmaz.
    Hz. Ebû Hureyre RA
    456/4. Vallàhi Meryem oğlu (İsâ AS) adil bir
    hükümdar olarak inecek, haçı kıracak, hınzırı
    öldürecek, cizyeyi kaldıracak, deveye lüzum
    kalmayacak; düşmanlık, boğazlaşma, hasedleşme
    gidecek. Mala davet edecek, kimse sahip
    çıkmayacak.
    Hz. Ebû Hureyre RA
    d. İmanın Medine’de Toplanması
    485/5. Nefsim yed-i kudretinde olana yemin ederim
    ki, bu iş (müslümanlık) başladığı gibi avdet eder ve
    her iman Medine’ye toplanır. Hattâ bütün iman
    Medine’de oluncaya kadar.
    Hz. Câbir RA
    YE’CÜC VE ME’CÜC’ÜN ÇIKIŞI, VASIFLARI
    VE HELÂKI
    a. Ye’cüc-Me’cüc’ün, Adem AS’ın sulbünden
    olduğu
    134/2. Ye’cüc ve Me’cüc, Adem AS’ın
    sulbündendir. Şayet onlar insanlar üzerine
    gönderilirse insanların yaşayışlarını ifsad ederler.
    Onlardan hiç kimse geride bin veya daha fazla
    zürriyet bırakmadıkca ölmez. O Ye’cüc ve
    Me’cüc’ün arkasından üç ümmet daha olacaktır.
    Te’vil, Te’ris ve Mensek.
    Hz. İbn-i Amr RA
    245/9. Allah-u Zülcelâl Hazretleri beni, geceleyin
    yürüttüğünde (Mi’rac’da) Ye’cüc ve Me’cüc’e baas
    etti. Ben de onları Allah’ın dinine ve ibadetine
    davet ettim. Bana icabetten yüz çevirdiler. Bunlar,
    Âdem AS’ın evlâdından isyan edenler ve iblisin
    taifesi cehennemdedir.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    b. Hz. Hızır ve İlyas’ın Her Gece Sed Üzerinde
    Buluşması
    97/3. Hızır yerde ve İlyas denizdedir. Onlar her
    gece Zülkarneyn’in insanlar ile Ye’cüc ve Me’cüc
    arasında yaptığı set üzerinde birleşirler. Senede bir
    kere de hac ve umre yaparlar ve zemzem içerler. O
    zemzem, bunlara bir sene yeter.
    Hz. Enes RA
    322/3. Bugün Ye’cüc ve Me’cüc’ün seddinden
    şunun kadar açıldı. (Peygamberimiz SAS eliyle
    dokuz işareti yaptılar.)
    Hz. Ebû Hureyre RA
    c. Kendileri ile Harb Yapılacak Bazı Kavimler
    477/2. Acemlerden Kirman ve Huz ile mukatele
    etmedikce kıyamet kopmaz. Onların burunları
    yassı, küçük gözlü, kalkan gibi kırmızı meşin
    suratlıdırlar. Ve keçe ayakkabıları vardır.
    Hz. Ebû Hureyre RA
    477/2. Kıyamet kopmaz, siz Türklerle mukatele
    etmedikçe. Onlar küçük gözlü, basık burunlu,
    kırmızı meşin suratlı, aynı zamanda keçe
    ayakkabılıdır.
    Öyle zaman gelir ki, sizden biri ehli ve malı da
    dahil, her ne pahasına olursa olsun beni görmek
    ister.
    Hz. Ebû Hureyre RA
    (Burada Türklerden maksad, Moğollar ve
    Çinlilerdir)
    d. Ye’cüc ve Me’cüc’ün Vasıfları
    477/7. Sığırların dilleri ile yemeleri gibi, dilleri ile
    yiyen bir kavim çıkmadıkca kıyamet kopmaz.
    160/9. Kıyametin ilk alâmetleri: Deccal, İsâ AS’ın
    inmesi, Aden toprağından bir ateşin çıkıp halkı
    mahşere (Şam’a) sürmesi, öyle ki onlar kaylule
    (öğle uykusu) yaptığı zaman o ateş bekler. (Onlar
    yürüyünce o da yürür) Ve bir de Duhan, Dabbe ve
    Ye’cüc ve Me’cüc’ün zuhurudur.
    Denildi ki:
    “–Yâ Rasûlallah, Ye’cüc ve Me’cüc nedir?
    Buyurdu ki:
    “–Ye’cüc ve Me’cüc bir takım ümmetlerdir ki, her
    biri dörtyüzbinliktir. Onlardan her bir kişi
    etrafında, kendi sulbünden gelme bin tane göz
    görmedikçe ölmez. Bunlar Adem evlâdıdır. Ve
    dünyanın harab olmasına çalışırlar. Geldiklerinde
    Fırat ve Dicle’den içerler. Taberiye gölünü
    kuruturlar. Beytül-Makdis’e vardıklarında ise şöyle
    derler:
    ‘–Dünya halkını tamanen öldürdük. Şimdi de
    göktekilerini öldürelim!’
    Ve oklarını göğe doğru atarlar da o oklar kana
    bulaşmış olarak geri dönerler. Bunun üzerine:
    ‘-Semadakileri de öldürdük.’ derler.
    O sırada İsâ AS ve Müslümanlar Turi-Sina dağında
    bulunurlar. Allah, İsâ AS’a şöyle vahyeder:
    ‘–Kullarımı Tur Dağı ve Eyle etrafında muhafaza
    et!’
    Sonra İsâ AS ellerini semaya kaldırıp dua eder.
    Mü’minler de âmin derler. Bunun üzerine Allah,
    Ye’cüc ve Me’cüc’ün üzerine “hegaf” denen ve
    insanların burnundan giren kurtcukları gönderir. Bu
    kurtcuklar onları Şam’dan Şark’a kadar sarar.
    Böylece Ye’cüc ile Me’cüc’ün hepsi ölürler. Öyle
    ki, onların cifelerinden arz kokar.
    O zaman Allah, göğe emreder, ve gökten kırbadan
    boşanırcasına yağmur yağar, onların cife ve
    kokularından arzı yıkar. İşte ondan sonra güneşin
    garbden doğma vakti gelir.
    Hz. Huzeyfetül-Yemânî RA
    e. Ye’cüc ve Me’cüc Hadisesinde Toplanma
    Merkezinin T_ r-u Sînâ Olacağı
    351/8. İnsanlar için üç temerküz noktası vardır:
    Antakya Amik’inde olan Melhame-i Kübra’da
    toplama merkezi Şam olur. Deccal vak’asında
    merkezleri Kudüs; Ye’cüc ve Me’cüc hadisesinde
    T_ r-u Sînâ…
    Hz. Hüseyin RA
    304/7. Müslümanlar Ye’cüc ve Me’cüc’ün ok ve
    kalkanlarından kalanı yedi sene yakacaklardır.
    Hz. Nüvvaz İbni Sin’an RA
    510/2. Müslümanlar onların silahlarının kılıflarını,
    yaylarını, kalkanlarını, oklarını yedi sene
    yakacaklar.
    Hz. Nervas RA
    f. Ye’cüc ve Me’cüc’den Sonra da Hac ve Umre
    Yapılacağı
    561/6. Bu Beyt’e, yâni Kâbe’ye Ye’cüc Me’cüc
    çıktıktan sonra da hac ve umre yapılacaktır.
    Hz. Ebû Said RA
    109/8. İnsanlar Ye’cüc Me’cüc çıktıktan sonra
    hacca da giderler, umre de yaparlar, hurma da
    yetiştirirler.
    Hz. Ebû Said RA
    NOT: Yukarıdaki hadis-i şeriflerden anlaşılacağı
    üzere, Ye’cüc ve Me’cüc denilen kavimle
    yardakçılarının milyonlarca ve belki de milyarlarca
    oldukları ve bunların Hz. İsâ AS’ın 40 senelik devri
    zarfında zuhur edecekleri anlaşılıyor. Fakat bu 40
    senelik devrin başlarında mı, ortalarında mı yoksa
    sonlarına doğru mu olduğu pek belli olmuyor.
    Herhalde sondan 8-10 seneden evvel olacağı
    yukardaki 304/7 ve 510/2 sayılı hadislerden
    anlaşılmaktadır.
    DABBETÜL-ARZ’IN ZUHURU VE GÜNEŞİN
    BATIDAN DOĞMASI
    a. Dabbetül-Arz’ın Yapacağı Şeyler
    249/8. Dabbetül-Arz beraberinde Hz. Süleyman
    AS’ın mührü, Hz. Mûsâ AS’ın asası bulunduğu
    halde çıkar. Mü’minin âsa ile yüzünü nurlandırır.
    Kâfirin de mühürle burnunu mühürler. Öyle ki,
    ziyafet ehli toplanırlar da, biri diğerine, “Ya
    mü’min!” veya “Yâ kâfir!” diye hitab edebilir
    olurlar.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    NOT: Dabbet-ül Arz’ın nasıl bir mahlûk olduğu
    tam mânâsı ile bilinmemekle beraber, kendisi
    Kıyametin büyük alâmetlerinden olup güneşin
    batıdan doğuşu sırasında zuhur eden bir mahlûk
    olduğu anlaşılmaktadır.
    b. Güneşin Batıdan Doğması
    243/3. Altı şey gelmeden amellere müsâraat ediniz,
    koşuşturunuz! Güneşin batıdan doğuşu, duhan,
    Dabbetül-Arz, Deccal, ölüm (çokluğ) ve kıyamet.
    Hz. Enes RA
    477/4. Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet
    kopmaz. O batıdan doğduğunda, insanlar onu görür
    ve hepsi de iman ederler. Lâkin işte bu imanın,
    daha önce iman etmediği için hiç bir nefse fayda
    vermediği zamandır.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    c. Güneşin Batıdan Doğuşu ile Tevbe Kapısının
    Kapanacağı
    87/10. Allah-u Zülcelâl Hazretleri tevbe için
    mağribde bir kapı yarattı; genişliği yetmiş yıllıktır.
    Güneş batıdan doğmadıkça bu kapı kapanmaz.
    Bunlar âyet istiyorlar. “O günde iman edeceklerin
    imanı fayda vermeyecektir.”
    Hz. Satvan ibni Assal RA
    322/4. Allah-u Zülcelâl Hazretleri batıdan tevbe
    için öyle bir kapı açtı ki, genişliği yetmiş yıllık
    mesafedir. Bu kapı, güneş batıdan doğmayınca
    kapanmaz.
    Hz. Safvan RA
    242/2. Tevbe kapısı açıktır. Güneş batıdan
    doğuncaya kadar kapanmaz.
    Hz. Safvan RA
    GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞUNDAN
    KIYAMETE KADAR OLACAK HALLER
    a. Fitnelerin Artması
    245/2. Ben ve kıyamet –şehadet parmağı ile orta
    parmağını işaret ederek– şöyle iki parmak gibi
    yakın iken gönderilidim.
    Hz. Enes RA
    136/1. Siz bugün öyle bir zamandasınız ki, sizlere
    emrolunanın onda birini terketseniz helâk
    olursunuz. Ama öyle bir zaman gelecektir ki, size
    emrolunanın onda birini yapanlar kurtulacaklardır.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    139/10. Öyle zaman gelecek ki, dünyada yalnız
    fitne, belâ ve fesad olacak. Böyle bir zamanda sizin
    ameliniz bir kale gibidir. Üstü güzelse, altı da güzel
    olur.
    Hz. Muaviye RA
    247/3. Size benden sonra dört fitne gelecektir,
    dördüncüsü geldiğinde kulağa bir şey girmez, göz
    görmez ve her tarafı fitne sarar. Ümmet bir belâya
    mübtelâ olur, yılanın çöreklenmesi gibi. Öyle ki
    onda ma’ruf inkâr edilir, münker ma’ruf sayılır. Ve
    bu fitnede insanların bedeni öldüğü gibi, kalbleri de
    ölür.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    299/4. Benden sonra yakında karanlık dalgaları
    gibi bir takım fitneler olacaktır. O fitnelerde adam
    sabah mü’min akşam kâfir, akşam mü’min sabah
    kâfir olacak.
    Denildi ki:
    “–O zaman ne yapalım?”
    Buyurdu ki:
    “–Evlerini

  99. bulent xxxxxxx said,

    Temmuz 14, 2007 10:06 pm

    birincinin ikinci parçası
    İsa Aleyhisselam’ın Nüzulünün Delilleri;
    110- Ebu Hureyre radıyallahu anh rivayet ediyor; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Nefsimi elinde tutana (Allah’a) yemin olsun ki; İsa ibni Meryem’in adil bir imam olarak aranıza nüzul etmesi yakındır. Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, hiç kimsenin mal kabul etmeyeceği şekilde malı artıracak. Bir tek secde dünyadan ve içindekilerden hayırlı olacak” sonra Ebu Hureyre dedi ki; İsterseniz şu ayeti okuyun;
    “Kitap ehlinden, ölmeden önce, İsa’ya inanmayacak yoktur. O (gerektiği gibi inanmadıklarından) kıyamet günü onların aleyhine şahid olur” (Nisa, 159)
    Haçı kırması; Hıristiyanlık dininin ve onların İsa aleyhisselam’ı yüceltmek konusundaki iddialarının iptali demektir.
    Cizyeyi kaldırması; Kafirler İslam’ı kabul edene kadar onlardan cizye kabul etmez demektir. Onlardan kim cizye bağışlarsa almaz, ya Müslüman olmaları ya da ölümü seçmelerini teklif eder.
    Malın artması; Zulümsüz bir adalet sebebiyle malın çoğalması, bereketlerin ve hayırların nazil olması demektir.
    111- Ebu Katadetül Ensari radıyallahu anh, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor; “İmamınız sizden olduğu halde Meryem oğlu aranıza nüzul ettiğinde haliniz nice olur?”
    112- Ebu Hureyre radıyallahu anh der ki; “Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu; “Meryem oğlu aranızda nüzul etmiş iken ve imamınız da sizden olduğu halde haliniz nice olur” İbni Ebî Zi’b der ki; “Yani Rabbinizin Kitabı ve Peygamberiniz’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) Sünneti, imamınız iken” demektir”
    MESİH İSA ALEYHİS SELAM’IN VASIFLARI
    Müslümanlar, nüzul ettiğinde Onu tanısınlar diye, Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem, Mesih ibni Meryem aleyhis salatu vesselam’ı çoğu sahih olarak gelen hadislerde vasfetmişlerdir. Bu hadislerden bazıları;
    113- Abdullah Bin Ömer (R.A.) Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ediyor; “Gece rüyamda Kabe’nin yanında, esmer erkeklerin en güzeli zannettiğim birisiyle karşılaştım. Saçları iki omuzuna sarkıyordu. Saçları taranmış ve başından su damlıyordu. İki elini, iki kişinin omuzlarına koymuş, Beyt’i tavaf ediyordu. Dedim ki; “Bu kimdir?” “Bu Mesih İbni Meryem’dir” dediler”
    114- Ebu Hureyre radıyallahu anh’den merfuan; “Benimle İsa arasında başka peygamber yoktur. Şüphesiz O nüzul edecektir. Onu gördüğünüzde tanıyın; O orta boylu, pembe tenli, üzerinde açık kırmızı renge boyanmış iki giysili, üzerine su isabet etmemiş olmasına rağmen başından su damlar gibidir. İnsanlarla İslam’ı seçmeleri için harbeder. Haçı kırar, domuzu öldürür, cizyeyi kaldırır. Allah, Onun zamanında İslam dışındaki bütün milletleri ve Mesih Deccal’i helak eder. İsa (Aleyhisselam) yeryüzünde kırk sene kalır ve sonra vefat eder. Müslümanlar Onun cenaze namazını kılarlar.
    115- Nevvas Bin Sem’an (R.A.) hadisinde, Mesih aleyhisselam’ın vasfı hakkında buyurulur ki; “Başını eğdiğinde su damlar, kaldırdığında da inci gibi taneler düşer”
    116- Ebu Hureyre (R.A.) rivayetinde; “İsra gecesinde İsa (A.S.) ile karşılaştım. Hamamdan yeni çıkmış gbi kızıl benizliydi.”
    117- İbni Abbas (R.A.) rivayetinde; “İsa’yı açık kırmızı tenli, kıvırcık saçlı ve geniş göğüslü gördüm”
    Mesih Aleyhisselam Nereye Nüzul Edecek?
    118- Nevvas Bin Sem’an (R.A.)den merfuan; “Allah, Mesih ibni Meryem’i gönderir, O da Şam’ın doğusunda Minaretul Beyda’ya iner.”
    Nevevi rahmetullahi aleyh der ki; “Bu minare bugün Şam’ın doğusunda Mevcuddur”
    Muhasara;
    119- Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Müslümanlar Şam’daki Duhan dağına kaçarlar. Deccal gelir ve onları Muhasara altına alır. Bu kuşatma şiddetlenir ve sıkıntılar da iyice artar. Sonra Meryem oğlu İsa (A.S.) nüzul eder. Bunun üzerine bir seher vakti şöyle nida edilir; “Ey insanlar! Yalancı habise karşı huruc etmenize mani olan nedir?” Derler ki; “Bu cinlerden bir adamdır”
    120- Bir rivayette de (Osman Bin Ebil As radıyallahu anh’den merfuan); “Deccal’in kuşatması altında iken onlara şiddetli bir açlık isabet eder, çok sıkıntı çekerler. Hatta içlerinden birsi yayının kirişini pişirse onu bile yer. Onlar bu halde iken seher vakti bir münadi söyle nida eder; “Ey insanlar! Size gavs geldi (3 defa)” Birbirlerin derler ki; “Bu tok bir adamın sesidir”
    İsa Aleyhisselam, Mehdi’nin Ardında Namaz Kılar;
    121- Bir önceki hadiste şu da geçer; “İsa aleyhis selam sabah namazı vaktinde nüzul eder. Müslümanların imamı der ki; “Ey Ruhullah! Öne geç de namazı kıldır” Buyurur ki; “Bu ümmetin bazısı bazısına emir kılınmıştır” Bunun üzerine Müslümanların emiri (Mehdi aleyhisselam) öne geçer ve namazı kıldırır.”
    122- Diğer bir rivayet; “Müslümanların imamı salih bir kişi olan Mehdî’dir. İmamları sabah namazını kıldırmak için öne geçer ve Sabah namazı için tekbir aldığı sırada İsa İbni Meryem nüzul eder. Bunun üzerine imam arkasına dönüp geri çekilir ve insanlara namaz kıldırması için İsa aleyhis selam’ı öne geçirmek ister. İsa aleyhis selam elini Onun omuzlarının arasına koyar ve der ki; “Öne geç ve onlara namazı kıldır. Şüphesiz ikamet senin için okunmuştur” Böylece imamları (Mehdi A.S) onlara namazı kıldırır.”
    123- Cabir (R.A.)’ın merfu rivayeti; “Müslümanların emiri İsa A.S.’a der ki; “Gel de bize namaz kıldır” Der ki; “Hayır, bazınız bazılarınıza Emir kılınmıştır. Bu Allah’ın bu ümmete bir ikramıdır”
    Mel’un Deccal’in Öldürülüşü;
    124- Cemaat namazdan çıkınca İsa aleyhisselam der ki; “Kapıyı açın!” Kapı açıldığında arkasında, yetmiş bin silahlı ve taylasanlı yahudi ile beraber Deccal’i görürler. Deccal, İsa Aleyhisselam’a baktığında tuzun suda eridiği gibi erir ve hemen kaçarak uzaklaşır. İsa Aleyhisselam der ki; “Darbemden kaçamazsın” Onu doğudaki “Lüd” kapısında yakalayıp öldürür.”
    125- Ebu Hureyre R.A. rivayeti: “Allah’ın düşmanı (Deccal), İsa’yı gördüğünde tuzun suda eridiği gibi erir. Eğer o halde kalacak olursa helak olur giderdi. Ancak Allah, onu İsa (A.S.)’ın elleriyle öldürür ve onun harbesinde kanını görürler.”
    126- Diğer bir rivayet; “Namaz eda edildikten sonra İsa aleyhisselam harbesini alır ve Deccal’in yakınına gider. Deccal onu görünce kurşunun erimesi gibi erir. Harbesini Deccal’in göğsüne indirerek öldürür. Deccal’in arkadaşları da hezimete uğrar. Artık onların (yahudilerin), ardına gizlenebileceği bir şey kalmaz. Hatta ağaç şüphesiz der ki; “Ey Mü’min! Kafir işte burada” ve taş der ki; “Ey Mü’min! İşte kafir burada”
    Mesih Deccal’in, askerlerinin ve ona tabi olanların fitnesi böylece biter ve Allah fitne ateşlerini söndürür. İlk büyük fitne sona ermiştir. Ancak insanları ikinci bir büyük fitne bekliyor; Ye’cüc ve Me’cüc’ün insanlar üzerine hurucu!..

    İKİNCİ FİTNE
    YE’CÜC VE ME’CÜC

    İKİNCİ FİTNE; YE’CÜC VE ME’CÜC
    Diğer Bir Muhasara:
    Tek gözlü yalancı (Deccal’in) fitnesinin son bulmasından sonra Nebi Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’den rivayet edilen sahih hadiste geldiği gibi;
    127- “Meryem oğlu İsa aleyhisselam, Allah’ın Deccal’den koruduğu bir kavme gelir, onların yüzlerini mesheder ve onlara cennetteki derecelerini söyler. Onlar bu hal üzere bulundukları sırada Allah, İsa aleyhisselam’a vahyeder;
    “Şüphesiz Ben şimdi bir takım kullarımı çıkardım ki, hiç kimsenin onlarla harb etmeye takati yetmez. Yanında bulunan kullarımı Tur dağında muhafaza et.”
    Sonra Allah Teala Ye’cüc ve Me’cücü gönderir, onlar da her bir tepeden hızla yürür, geçerler. Ordularının ilk gurupları Taberiye gölüne uğrayarak, gölün bütün suyunu içerler. Onların son grubu oraya uğradığında derler ki; “Eskiden burada su varmış” Allah’ın peygamberi İsa Aleyhisselam’ı ve ashabını kuşatma altına alırlar. Öyle olur ki olardan birine bir öküz başı, birinizin bu günkü yüz dinarından daha değerli olur.”
    Ye’cüc Ve Me’cüc Kelimelerinin Aslı;
    Çoğunluğa göre bu ikisi yabancı dildendirler. Arab’ların rüzgar esince alevin tutuşmasını ifade için kullandıkları “Eccet” kelimesinden türemiştir. Denildi ki; tuzlu ve acı su manasında olan; “Mâul Ücac”tan alınmadır. Yine denilir ki; “Birbiri ardına seri hareket manasında olan “Ecce” kelimesinden türemiştir. Karışmak, sıcaklığın, hareketin şiddetlenmesi manasında olan “Eccete” kelimesinden türediği de söylenmiştir.
    Doğrusunu Allah bilir ya, Me’cüc kelimesi, “vurulduğunda dalgalanan” manasındaki; “Mevc – Mâc” kelimesindendir.
    Yaklaşan Şerden Dolayı Arab’a Yazık!
    128- Sahihayn da (Yani Buhari ve Müslim’de) Zeyneb Binti Cahş radıyallahu anha’dan rivayet ediliyor; “Rasullulah sallallahu aleyhi ve sellem, yüzü kızarmış bir şekilde çıktı geldi. Buyurdu ki;
    “La ilahe İllallah! Yaklaşan şerden dolayı Arab’a yazık! Bu gün Ye’cüc ve Me’cüc duvardan Şu kadar – parmağını kalka ederek – delik açtı.” Dedim ki; “Ya Rasulullah! İçimizden salih olanlar olduğu halde helak olur muyuz?” Buyurdu ki; “Evet, kötülük çoğaldığında…”
    129- Zeyneb R.A.’dan diğer bir rivayette; “Eliyle on (10) işareti yaptı”
    130- Vehb’in, Abdullah Bin Tavus’tan, onun da babasından ve onun da Ebu Hureyre (radıyallahu anhum ecmain)’den rivayet ettiği benzer hadiste; “Vüheyb doksan işareti gösterdi” diye geçer.
    131- Süfyan Bin Uyeyne’nin Zeyneb R.A.’dan rivayetinde; “Süfyan, doksan veya yüz işareti yaptı” diye şüpheli bir ifade ile gelmiştir.
    132- Zeyneb Binti Cahş R.A.’dan diğer bir rivayette; “Ye’cüc ve Me’cüc’ün Seddinden bu gün dirhem miktarı kadar bir yer açıldı” diye geçer.
    BU RİVAYETLERİN ARASININ BULUNMASI:
    “İşaret parmağı ile halka yaptı” kavli, “Eliyle on işareti akdetti” lafzı ile örtüşür. Amma Ebu Hureyre (R.A.) rivayetindeki “Eliyle doksan işareti bu ikisi ile çelişmektedir. Zira doksan işareti, on işaretinden daha zordur.
    Kadı Iyaz rahimehullah bu iki rivayetin arasını bulmuş ve demiştir ki; “Muhtemelen Ebu Hureyre R.A. hadisi önce varid olmuş, daha sonra Zeyneb R.A. hadisinde zikredilen miktar kadar daha açılmıştır.”
    Ben derim ki; “Eliyle on işareti yaptı” veya “Eliyle doskan işareti yaptı” lafızları, şu kavlindeki vasfedilen manaya yakındırlar; “Dirhem miktarı bir yer” doğrusunu Allah bilir.
    Sayıları;
    133- İbni Adiy, ibni Ebi Hatem, Hakim(?), Mücemül Evsat’ta Taberani ve İbni Merduveyh, Huzeyfe Bin el Yeman Radıyallahu anh’den merfuan rivayet ediyorlar; “Ye’cüc bir ümmet, Me’cüc bir ümmettir. Her ümmet dört yüz bin kişidir ve bunlardan herhangi biri, kendi evladından bin silahlı adam görmedikçe ölmez”
    134- İbni Ebi Hatim, Abdullah Bin Amr radıyallahu anhuma tarikinden rivayet ediyor; “Cinler ve insanlar on kısımdır. Dokuz kısmı Ye’cüc ve Me’cüc, kalan kısmı ise diğer insanlar teşkil eder”
    Doğrusu, delil olan sahih hadislerde onların sayısı varid olmamıştır. Ancak bu konuda varid olan rivayetler, şüphesiz onların sayılarının ve evlatlarının çok sayıda olacağını doğrulamaktadır.
    135- Abdullah Bin Amr Bin el As radıyallahu anhuma’nın Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayetinde; “Ye’cüc ve Me’cüc’den her biri, bin evladını bırakmadıkça ölmez”
    136- İmran Bin Husayn radıyallahu anh hadisi; “Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in nefsi elinde olana yemin olsun ki, şüphesiz sizler öyle iki halk grubu ile olacaksınız ki, onlar; her neyin içine girseler mutlaka onu çoğaltacak olan Ye’cüc ve Me’cüc’dür.”
    İbni Kesir der ki; “Yani onlar ancak kalabalık oluşları sebebiyle galip gelirler. Bu gösteriyor ki; onlar insanlardan kat kat fazladırlar.”
    Sonra dedi ki; “Onlar sayılarını, ancak onları yaratan (Allah)’ın bildiği ümmetlerdir.”
    137- Ebu Said el Hudri radıyallahu anh hadisi; “Allah Teala kıyamet günü buyurur ki; “Ey Adem!” “Buyur Ey Rabbim! Hayr Senin elindendir.”der. Allah Teala Buyurur ki; “Kalk, zürriyetinden Cehennem’e girecek olanları gönder.” Der ki; “Ya Rab! Cehennem’e girecek olanlar ne kadardır?” Buyurur ki; “Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzudur. Binde biri Cennet’liktir.”
    Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “İşte o gün; genç ihtiyarlaşır, her hamile kadın çocuğunu düşürür, insanları, sarhoş olmadıkları halde sarhoş görürsün. Fakat bu sadece Allah’ın azabının şiddetli oluşundandır.” (Bkz. Hac suresi 2.ayet)
    Dediler ki; “Ya Rasulullah! Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu ateşe mi girecek? O kalan bir kişi kimdir?” Buyurdu ki; “Müjdeleniniz! Bin kişiden biri sizden, diğerleri Ye’cüc ve Me’cüc’den olacaktır. Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki; Şüphesiz Ben, sizlerin cennet ehlinin dörtte birini teşkil edeceğinizi umuyorum.” Bunun üzerine biz tekbir getirdik.
    Buyurdu ki; “Ümid ederim ki, sizler cennet ehlinin yarısını teşkil edersiniz” Biz yine tekbir getirdik.
    Bunun üzerine buyurdu ki: “İnsanlar içinde sizler, beyaz öküzün üzerindeki siyah kıl veya siyah öküzün üzerindeki beyaz kıl gibisiniz.”
    Hafız ibni Hacer, Fethul Bari’de der ki; “Bu hadis işaret ediyor ki; bu ümmet, onların çokluğuna nisbetle binde biridir.”
    ZÜRRİYETLERİ
    138- Huzeyfe Bin El Yeman radıyallahu anh’ın Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği hadiste buyuruldu ki; “Ye’cüc bir ümmettir. Me’cüc bir ümmettir. Her ümmet dört yüz bin kişidir. Onlardan her biri, sulbünden bin silahlı erkek görmedikçe ölmez”
    Bu hadis zayıftır. Ancak İbni Hacer der ki; “Bazı sahih hadislerden Şahidi vardır;
    İbni Hibban, İbni Mes’ud radıyallahu anh’den rivayet ediyor;
    139- “Şüphesiz Ye’cüc ve Me’cüc’den en az zürriyet bırakan, onlardan bin evlat bırakanıdır.”
    140- Hakim ve ibni Merduveyh, Abdullah Bin Amr Radıyallahu anh tarikinden rivayet ediyorlar; “Ye’cüc ve Me’cüc Adem oğullarındandır. Onların arkasında üç ümmet vardır. Onlardan her biri zürriyetinden bin evlat bırakmadıkça ölmezler.”
    141- Abd Bin Humeyd aynı rivayeti sahih senedle Abdullah Bin Selam radıyallahu anh’den tahric etmiştir.
    ONLAR ADEM EVLADINDAN MIDIR?
    Evet, onlar Adem oğullarındandır. Bu sahih hadislerle sabittir;
    142- Ebu Said el Hudri Radıyallahu anh hadisi; “Allah Teala, kıyamet günü buyurur ki; “Ey Adem! Zürriyetinden cehenneme gönderecekleri çıkar.” Nitekim bu hadis-i şerif uzun metni ile daha önce geçmişti. İbni Hacer der ki; “Bu hadis onların Adem Aleyhisselam’ın zürriyetinden olduğuna işaret etmekte ve aksini iddia edenlerin sözünü reddetmektedir.”
    143- Taberani’nin Mu’cemul Kebir ve Evsat’ta, Abdullah Bin Amr radıyallahu anhuma’dan rivayet ettiği hadisi şerifte buyurulur ki; “Şüphesiz Ye’cüc ve Me’cüc Adem evladındandır. Eğer onlar insanlar üzerine gönderilseler, onların hayatlarını fesada uğratırlar.”
    144- Hakim’in, Müstedrek’te İbni Amr R.A.’dan rivayeti, bunu doğrulamaktadır; “Şüphesiz Ye’cüc ve Me’cüc Adem evladındandır.”
    İbni Kesir der ki; “Onların Adem evladından oluşu hakkında aykırı bir görüş bilmiyoruz. (yukarıda geçen) Ebu Said R.A. hadsi bunu kesinleştirmektedir.
    Müsned’deki hadis-i şerifte buyurulur ki;
    145- “Müjdelenin! İçinizden öyle iki ümmet vardır ki, neyin içinde bulunsalar muhakkak onu kalabalıklaştırırlar”
    Yani kalabalığını çoğaltırlar ve bu gösteriyor ki; Onlar sayıca insanlardan kat kat fazladırlar. Sonra, Onlar Nuh Aleyhisselam’ın evladındandırlar. Şüphesiz Allah Teala, yeryüzü halkına beddua etmesi esnasında Nuh Aleyhisselam’a icabet etmiş, Nuh Aleyhisselam şöyle dua etmiştir;
    “Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma!” (Nuh, 26)
    Allah Teala buyurdu ki; “Ama Biz, Nuh’u ve gemide bulunanları kurtardık” (Ankebut, 15)
    “Ancak Biz, Onun soyunu sürekli kıldık” (Safat, 77) Vallahu a’lem.
    146- Müsned’de Semura Radıyallahu anh’ten merfuan rivayette buyurulur ki; “Nuh Aleyhisselam’ın üç evladı vardır; Sâm, Arabların babası, Hâm, Sudanlıların ve Yafes’te; Türklerin babasıdır”
    Bu rivayet hakkında Hakim ve Zehebi sahih demişler, İbni Hacer zayıf saymıştır.
    Bazı alimler dediler ki; Onlar Yafes’in -ki o Türkleri atasıdır- neslindendir. Türklere bu ismin verilmesinin sebebi; Zülkarneyn meşhur seddi inşa ettiği zaman Ye’cüc ve Me’cüc seddin arkasına sığındılar. Ancak bir kısımları seddin bu tarafında kaldılar. Bu kalan kısım, öte yana geçenler gibi bozguncu değildirler. Bu yüzden onlar seddin bu tarafında bırakıldılar. Kendilerine ilişilmedi ve terkedilmiş anlamına gelen “Türk” adı verildi.
    Türkler Onlardan mıdırlar?
    147- Katade radıyallahu anh dedi ki; “Ye’cüc ve Me’cüc yirmi iki kabileden ibarettir. Onların yirmi birini Zülkarneyn (A.S.) sedde hapsetmiştir. Diğer kabile ise saldırı esnasında kaybolan ve seddin arkasında kalan Türklerdir.”
    148- İbni Merduveyh, Süddî tarikinden rivayet ediyor; “Türkler, Ye’cüc ve Me’cüc’ün seriyyelerinden bir seriyyedir. Bir sefere çıktıkları esnada, Zülkarneyn geldi ve seddi bina etti. Türkler de seddin dışında kaldılar.”
    Derim ki; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem, Ye’cüc ve Me’cücü vasfederken, onların vasfı şöyle geçmiştir;
    149- “Geniş yüzlü, küçük gözlü, kumral saçlıdırlar. Her tepeden boşanıp gelirler, yüzleri de kaplı kalkan gibidir.”
    Sıhhati üzerinde ittifak edilen, Ye’cüc ve Me’cüc’ün sıfatlarını bulduğumuz, daha önce geçen Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisinde Türkler vasfedilirken buyrulur ki;
    150- “Küçük gözlü,kızıl suratlı, küçük burunlu, yüzleri deri kaplı kalkan gibi olan Türklerle harb etmenize kadar kıyamet kopmaz.”
    151- Vehb Bin Münebbih radıyallahu anh hadisi; “Türkler, Ye’cüc ve Me’cüc ile amca oğludurlar. Zülkarneyn seddi bina ettiği sırada Ye’cüc ve Me’cücden bazıları gayboldular ve seddin arkasında terkedildiler. Kavimlerinin yanına da giremedikleri için (terkedilmiş manasına gelen) Türk (kelimesi) ile isimlendirildiler”.
    İbni Kesir der ki; “Ye’cüc ve Me’cüc; Türklerden iki taifedir”
    Onlar, Bir Babadan Kardeşlerimiz mi?
    İbni Kesir der ki; “Onlar Adem A.S.’ın zürriyetindendir.” Sonra dedi ki; “Ve onlar Havva aleyhisselam’dandır. Bazıları dediler ki; “Onlar Havva’dan değil, Adem’dedirler. Adem aleyhisselam ihtilam olmuş, menisi toprağa karışmış ve Allah Teala, Ye’cüc ve Me’cüc’ü bu karışımdan yaratmıştır. Böylece bir babadan kardeşimiz olurlar.”
    İbni Kesir der ki; “Bu zayıf bir kavildir. Bu konuda layık olan; aklî ve naklî delili olmadıkça bunlara itimadın caiz olmamasıdır. Bu Ehl-i Kitabın kendi aralarında konuşup uydurdukları bir hikaye olabilir. Bundan dolayı bu kavil inkar edilir, aslı yoktur. Ka’bul Ahbar dışında Selef’ten başka birisi bu rivayetten bahsetmemiştir. Merfu hadis, onun sözünü reddeder; şüphesiz onlar Nuh aleyhisselam’ın evladındandır. Dolayısı ile Nuh aleyhisselam da Havva zürriyetindendir.”
    Onların Garip Şekil ve Sıfatları;
    Onların eşkalleri ve sıfatları hakkında garip ve acaip hadisler, haberler rivayet olunmuştur. İşte onlardan bazıları;
    152- Ertat Bin Münzir Radıyallahu anh’den; “Ye’cüc ve Me’cüc üç sınıftır; bir sınıf; Erz ağacı uzunluğunda, bir sınıfı; uzunluğu ve genişliği bir orta boyludur. Onlar daha şiddetlidir. Üçüncü sınıfı da; bir kulağını döşek gibi yayar, diğerini yorgan gibi örtünür.”
    153- Huzeyfe Radıyallahu anh’ın rivayet ettiği merfu hadis; “Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’e Ye’cüc ve Me’cüc’den soruldu. Buyurdu ki; “Olar üç sınıftırlar: Onlardan bir sınıf Erz (ağacı) gibidirler.” Dedim ki; “Erz nedir?” Buyurdu ki; “Şam’da yetişen, Semaya doğru yüzyirmi zira’ uzunluğunda olan bir ağaçtır. İşte onlara ne dağ dayanır, ne demir… Onların ikinci sınıfı; kulağının birisini döşek gibi yayar, diğerini yorgan edinir. Fil, vahşi hayvan, deve, domuz ne görseler onu yerler. Hatta içlerinden biri ölünce onu da yerler.” Bu hadis zayıftır.
    Kurtubi dedi ki; “Şüphesiz onların yeryüzünün bütün haşaratını, yılanları, akrepleri ve Allah’ın yeryüzündeki ruh taşıyan bütün mahlukatını yiyecekleri rivayet edilmiştir. Bir yıl içerisinde olar gibi çoğalan bir şey yoktur. Güvercinler gibi sürü oluştururlar, köpekler gibi ulurlar, karşılaştıkları yerde hayvanlar gibi çiftleşirler… Onlardan boynuzlu, kuyruklu, çıkıntılı sivri dişli olanlar vardır ve çiğ etleri yerler”
    154- İbni Ebi Hatim’in Ka’bul Ahbar’dan rivayetinde demiştir ki; “Onlar üç sınıftır; cesetleri büyük ağaçlar gibi olanlar, dört zira boyunda ve dört zira eninde olanlar ve kulaklarının yorgan ve döşek edinenler. Kadınlarının meşimelerini yerler.”
    155- İbni Ebi Hatim ve Hakim, Ebul Cevza’dan, o da İbni Abbas radıyallahu anhum’den rivayet ediyorlar; “Ye’cüc ve Me’cüc’ün birer karış olanları, ikişer karış olanları vardır ve en uzunları da üç karış olanlarıdır.”
    156- Kurtubi, Ali Bin Ebi Talib radıyallahu anh’den naklediyor; “Onlardan bir sınıfı bir karış uzunluğundandır. Onların pençeleri ve aslan gibi dişleri vardır. Güvercin sürüsü gibi toplanırlar. Hayvanlar gibi çiftleşirler, kurt gibi ulurlar. Tüyleri, onları soğuktan e sıcaktın korur. Kulaklarından biri büyük olup onun içinde kışı geçiriler. Diğer kulakları ise sırf deri olup onun içinde yazı geçirirler.”
    Onların uzunlukları konusunda, çok uzun hurma ağacı gibi yani çok yüksek oldukları, hakir şeyler gibi çok kısa oldukları gibi muhtelif eşkalleri olduğu iddia edilmiştir.
    157- İbni Cerir et Taberi Tefsirinde Vehb Bin Münebbih’den, onların sıfatlarındaki acayiplik hakkında uzun bir haber rivayet ediyor; “Onlardan erkek ve dişilerden birinin uzunluğu, bizden orta boylu bir adamın yarısı kadardır. Bizim elimizdeki tırnaklar yerine onlarda pençe vardır. Azıları ve dişleri Aslanın azıları ve dişleri gibidir. Deve çenesi gibi çeneleri vardır ve kuvvetlidir. Onların yeme esnasındaki hareketlerini, geviş getiren bir deve veya kuvvetli bir atın, bir şeyi kıtır kıtır yemesi gibi işitirsiniz. Vücutları çok tüylü olup önü arkası bilinmez. Sıcaktan ve soğuktan onunla korunurlar. Her birinin iki büyük kulağı vardır ki, birinin içi ve dışı tüysüz, diğerinin ise içi ve dışı tüylüdür. Onu bürünseler vücutlarını kaplar genişliktedir. Birisini döşek, diğerini yorgan edinirler ve birisinde yazı, diğerinde kışı geçirirler… İlh.”
    Bu rivayet uzundur ve nekaret vardır. Bazıları uzun ve bazıları kısa olarak vasf edilmişlerdir. Bu rivayet acip ve garipdir.
    İbni Kesir der ki; “Doğru olanı; onlar, Adem oğullarındandır ve şekilleri, sıfatları Ademoğlulları gibidir. Nitekim Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
    158- “Şüphesiz Allah Teala, Adem aleyhisselam’ı altmış zira boyunda yarattı. Sonra Mahlukat şu ana kadar (vücutça) eksilmeye devam ederler.”
    İşte bu, bu konuda ayırıcı bir özelliktir. Onlar tıpkı kendi cinslerinin oğulları Türkler gibi insanlara benzerler; çekik gözlü, küçük burunlu, kızıl tüylü, onların şekilleri ve renkleri üzerindedirler. Kim onların hurma ağacı gibi uzun olduğunu iddia ederse, hakkında bilgisi olmadığı şeyi yüklenmiş demektir ve delilsiz konuşmaktadır.”
    İşte bu çok doğru bir söz… Vallahu a’lem.

    ZÜLKARNEYN’İN SEDDİ’NİN YAPILIŞI
    Allah Teala buyurur ki; “Dediler ki; “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ile Me’cüc bu yerde fesad çıkarıyorlar. Onun için bizimle beraber onar arasında bir sed yapman şartıyla sana vergi versek olmaz mı?” Zülkarneyn; “Rabbimin bana verdiği imkan daha hayırlıdır. Haydi siz bana bedenî kuvvetle yardım edin de, sizinle onların arasına bir sur yapayım. Bana demir parçaları getirin. Dağların iki ucu denkleştiği vakit körükleyin” dedi.
    Nihayet demiri ateş haline getirdiği vakit; “Getirin ba, üzerine erimiş bakır dökeyim.” Dedi. Artık bu suru ne aşabilirler, ne delebilirler.
    (Zülkarneyn); “Bu sur, Rabbim’den bir rahmettir. Rabbim’in va’di geldiği vakit onu dümdüz edecektir. Rabbim’in va’di haktır” dedi. O (çıkacakları) gün, onarı birbirinin içinde dalgalanır halde bırakırız. Sur’a üfürülür. Artık hepsini toplamışız da toplamışızdır.” (Kehf; 94-99)
    NEBİ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM’E SEDDİ ANLATAN KİŞİ
    159- Buhari cezm sigasıyla, Muallak olarak rivayet ediyor; “Birisi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e; “Seddi gördüm” dedi. Buyurdular ki; “Nasıl gördün onu?” dedi ki; “Süslenmiş bir aba gibi gördüm.” Buyurdu ki; “Onu görmüşsün.”
    Anlatıldığına göre Halife Vasık, bazı adamlarını techizatlı bir ordu ve bir mektubu ile sedde komşu olan beldelerdeki hükümdarlara ulaştırmaları, sed hakkında keşifler yapmaları, Zülkarneyn’in onu nasıl yaptığına bakıp haber getirmeleri için göndermişti. Vasık’ın adamları döndüğü zaman onu anlatırlar, beldelerden beldelere, sultanlardan sultanlara gezdiklerini, sonunda bakırdan ve demirden yapılmış binaya ulaştıklarını söylediler.
    Orada büyük bir kapı olduğunu ve üzerinde de büyük bir asma kilit takılı olduğunu, gerçekten yüksek, sağlam bir yapı olduğunu, artan kerpiçlerin ve aletlerin oradaki bir burcun içinde bulunduğunu, o eşyaların orada bugüne dek muhafaza edildiğini ive sınırdaki ülke hükümdarlarının muhafızlarını orada nöbet tuttuklarını, seddin, yeryüzünün kuzeydoğusunda bulunduğun ve o beldelerin gerçekten geniş olduğunu, erişilmez yükseklikte olduğunu, yeryüzünün doğusundan kuzeyine doğru dağları kapsadığını, dönerlerken iki seneden fazla gözlerinden kaybolmadığını, gözüktüğünü anlattılar.”
    Halife Vasık rüyasında Zülkarneyn seddinin fethedildiğini görünce elçisi Sellam et-Tercüman’ı, bir mektup ile beraber seddin bulunduğu bölgenin hükümdarına göndermişti. Ayrıca ona bin katır yükü erzakta gönderdi. Ye’cüc ve Me’cüc zamandan beri harab olan şehirlere ulaştılar. Sonra sedd’e yakın bir kaleye vardılar ve orada Arabca ile Farsca bilen, Kur’an ezberleyen, mektebleri ve Mescidleri olan bir kavim buldular. Onların bu hallerine şaşırıp nereden geldiklerini sordular.
    Onlar da Emiril-Mü’minin Vasık tarafından gönderildiklerini anlattılar ancak onu tam olarak tarif edemediler. Sonra kaygan ve üzerinde yeşillik bulunmayan bir dağa vardılar. Orada bakır içine gömülmüş demir kerpiçlerden yapılmış olan seddi gördüler. Gerçekten yüksekti. Gözler onun sonunu göremiyordu. Demirden balkonları vardı. Ortasında iki katanlı ve ikisi de kilitli büyük bir kapı vardı. Kanatların her biri yüz zira genişliğinde, uzunlu yüz zira ve derinliği de beş zira’ idi. Üzerinde yedi zirâ’ uzunluğunda, bir kulaç kalınlığında bir asma kilit vardı.
    Burası, asma kilidin yanında bekleyen nöbetçilerle korunuyordu. Ve nöbetçiler her gün değişiyordu. Bundan sora rahatsız edici, yüksek bir sessin şöyle dediğini duyarlar;
    “Şu kapının gerisinde nöbetçi ve muhafızlar vardır.” O kapının yakınında iki büyük kale vardı ki, kalelerin arasında tatlı bir su pınarı vardı. Kalelerden birinde hala yapıların kalıntıları, kelepçeler, demir kerpiçler ve diğer eşyalar vardı. Bir kerpiçin uzunluğu bir buçuk zira’, eni de bir buçuk zira’ idi. Kalınlığı ise bir karış kadar idi.
    Anlatıldığına göre; o beldelerin ahalisine Ye’cüc ve Me’cüc’den herhangi bir kimseyi görüp görmedikleri sorulmuş, onlarda bir gün balkonların üzerinde bazı şahıslar gördüklerini, ancak rüzgar esince o şahısların kendiliklerinden yere düştüklerin, onlardan birinin boyunun bir yaka yarım karış kadar olduğunu söylemişler. Allahu a’lem.
    Zülkarneyn Seddi Bugün Mevcud mudur?
    Evet, şüphesiz sed, yüksek bir dağda, yüksek burçları ile iki yüksek duvar gibi olan iki dağın arasında -ki ismi Daryal’dır- mevcuttur. Curciya (Gürcistan) Cumhuriyetindeki İslami haritalarda ve Rus haritalarında resmi vardır. Kur’an’da da vasfedildiği gibi kesme demir ve eriyik bakırdan yapılmıştır. Onun duvarları demir ile bakır karışımı (tunçtan) yapılmış olup “Kukaz” dağında mevcuttur. Daryal denilen dağlık mıntıkadadır. Onu görmek isteyenler için dimdik ayaktadır… Karadeniz’den, Kazvin denizine uzanan -ki uzunluğu 120 km.dir- bir dağ vardır. O dağ aniden yükselmiş, Daryal seddinde, duvarları saf demirden ve saf bakırdan karışım kerpiçlerden yapılmadır.
    YE’CÜC VE ME’CÜC’ÜN İNSANLARA HURUCUNUN HATİMESİ
    160- Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisinde merfuan, buyurulur ki; “Ye’cüc ve Me’cüc her gün seddi kazarlar. Gedikten güneş ışınlarını gördüklerinde amirleri; “Haydi artık dönün, yarın kazarsınız” der. Ertesi gün oraya geldiklerinde seddin eskisinden daha sağlam olduğunu görürler. Nihayet vadeleri dolup ta, Allah Teala onları insanların üzerine göndermek istediğinde yine kazarlar. Gedikten güneş ışıklarını gördüklerinde amirleri der ki; “Haydi artık dönün, inşallah yarın kazarsınız” – Bu defa inşallah kelimesini kullanır – Ertesi gün oraya geldiklerinde kazdıkları yeri, bıraktıkları gibi bulurlar kazmaya başlarlar ve insanlar üzerine huruc ederler.”
    İbnül Arabi el Malikî der ki; “Bu hadiste üç işaret vardır; Allah, onları seddin dibini gece gündüz devamlı kazmaktan men etmiştir. İkincisi; Bir merdiven ile veya başka bir aletle seddi tırmanmaları için Allah onlara herhangi bir ilham vermemiştir. Üçüncüsü; tayin edilmiş vakit gelinceye kadar onlara “İnşallah” dedirtmeyecektir.”
    İbni Hacer dedi ki; “Şüphesiz onlar arasında sanatkarlar, Allah’ın varlığına inanan ve İnşallah deyip işi Allah’ın dilemesine havale etmesini bilenler, yöneticiler ve üstlerine itaat eden raiyye vardır. Muhtemeldir ki; İnşallah kelimesini, manasını bilmeden amirleri telaffuz etmiş olabilir ve onun bereketiyle maksat hasıl olur.”
    161- Nitekim Abd Bin Humeyd, Kab’ül Ahbar tarikinden Ebu Hureyre R.A. hadisinin benzerini rivayet etmiştir; “Vakti gelince bazılarının dilinde; “inşallah yarın geliriz de bundan kurtuluruz.” Sözü vaki olacaktır.”
    SONLARI
    Daha önce takdim etmiştik; Deccal’in ve ordusunun fitnesinin sona ermesinden sonra, Allah Teala, İsa aleyhisselam’a Ye’cüc ve Me’cüc’ün insanlar üzerine huruc edeceklerini vahyedecek, O’na, onlardan korunmasını emredecektir.
    162- Ebu Said elHudri radıyallahu anh hadisinde, devamı şöyle anlatılır; “Kalelerde korunan veya Medine’ye sığınmayan kimse kalmaz. (Ye’cüc ve Me’cüc’ün) sözcüleri der ki; “Yeryüzü ehlinin işini bitirdik. Sıra sema ehline geldi!..” Sonra onlardan biri mızrağını sallayıp göğe fırlatır. İmtihan için mızrak onlara kana bulanmış olarak geri döner.”
    İSA (ALEYHİS SELAM) SIKINTIYI KALDIRMASI İÇİN ALLAH’A DUA EDİYOR:
    163- Nevvas bin Sem’an radıyallahu anh hadisinde, Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki; “… Bunun üzerine Allah’ın peygamberi İsa (A.S.) ve ashabı Allah Teala’ya dua ederler de, Allah Teala Ye’cüc ve Me’cüc üzerine negaf (denilen kurtcukları) boyunlarına musallat kılar. Hepsi tek bir kişi ölmüş gibi ölürler.”
    164- Ebu Said radıyallahu anh rivayetinde, Rasulullah sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem buyurur ki; “Allah Teala, çekirgenin boynundan çıkan kurtçuğa benzer bir kurtçuk (cinsini) boyunlarına musallat ve hepsi ölmüş olarak sabahlarlar. Onlardan çıt çıkmaz, sesleri duyulmaz. Müslümanlar; “Şu düşmanın ne yaptığına gidip bakmak için kendini bize feda edecek yok mu?” derler. Adamın biri sevabını Allah’tan bekleyerek, kendini ölüme adayıp ortaya çıkar, Ye’cüc ve Me’cüc’ün bulunduğu yere iner ve hepsinin birbiri üzerine yığılmış vaziyette öldüklerini görür ve der ki; “Ey Müslümanlar! Size Müjdeler olsun! Allah Teala düşmanların hakkından geldi.”
    165- Nevvas Radıyallahu anh hadisinde; “Sonra İsa aleyhisselam ve ashabı yeryüzüne inerler ve yeryüzünde onların cesetlerinin kokusunun ulaşmadığı bir karışlık bir yer bile bulamazlar”
    166- Ebu Said R.A. hadisinde; “Şehirlerinden ve kalelerinden dışarı çıkarlar. Koyunlarını meraya salarlar. Koyunlarının yedikleri şey sadece Ye’cüc ve Me’cüc’ün etleri olacaktır. Böylece davarları merada yedikleri ottan daha fazla semizleyecektir.”
    167- Nevvas R.A. hadisinde; “İsa aleyhisselam ve ashabı tekrara Allah’a dua ederler. Bunun üzerine Allah Teala Ye’cüc ve Me’cüc’ün üzerine buhtî develerinin boyunları kadar olan kuşları salar. Bu kuşlar onarı alıp Allah’ın dilediği yerlere atarlar.”
    168- İbni Mes’ud radıyllahu anh hadisinde, Nebi Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem buyuruyor ki; “Allah Azze ve Celle yağmur indirir ve onların cesetlerini (bu yağmur ile) sürükleyip denize atar… işte bu zaman olunca, kıyametin kopması insanların hamile kadının doğum sancısının ne zaman tutacağının bilinmediği gibi, gece mi, gündüz mü olacağının bilinmeyeceğini, Rabbim bana bildirdi.”
    Müslümanların Ganimetleri;
    169- Nevvas Bin Sem’an radıyallahu anh, Rasulullah Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi; “Müslümanlar, Ye’cüc ve Me’cüc’ün oklarını, harp aletlerini yedi sene yakacak olarak kullanacaklar.”
    Bu hadis, Ye’cüc ve Me’cüc’ün sayılarının ve silahlarının ne kadar çok olduğunu gösteriyor. Allah’ın izniyle Müslümanlar onlardan istifade edecektir.

    KİTABIN SONU
    Alemlerin Rabbine hamd-ü senalar olsun, O’nun Rasulü Efendimiz Muhammed’e, Ehl-i Beytine, ashabına ve O’nu sevenlere kıyamet gününe kadar salat ve selamlar olsun.

    Tercemenin bitiş tarihi:
    13.09.2002 ÇUBUKABAD
    Seyfullah Seyfeddin Erdoğmuş.

  100. bulent xxxxxxx said,

    Temmuz 14, 2007 10:09 pm

    ikinci yazının ikinci parçası inşallah yararlı olur
    GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞUNDAN
    KIYAMETE KADAR OLACAK HALLER
    a. Fitnelerin Artması
    245/2. Ben ve kıyamet –şehadet parmağı ile orta
    parmağını işaret ederek– şöyle iki parmak gibi
    yakın iken gönderilidim.
    Hz. Enes RA
    136/1. Siz bugün öyle bir zamandasınız ki, sizlere
    emrolunanın onda birini terketseniz helâk
    olursunuz. Ama öyle bir zaman gelecektir ki, size
    emrolunanın onda birini yapanlar kurtulacaklardır.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    139/10. Öyle zaman gelecek ki, dünyada yalnız
    fitne, belâ ve fesad olacak. Böyle bir zamanda sizin
    ameliniz bir kale gibidir. Üstü güzelse, altı da güzel
    olur.
    Hz. Muaviye RA
    247/3. Size benden sonra dört fitne gelecektir,
    dördüncüsü geldiğinde kulağa bir şey girmez, göz
    görmez ve her tarafı fitne sarar. Ümmet bir belâya
    mübtelâ olur, yılanın çöreklenmesi gibi. Öyle ki
    onda ma’ruf inkâr edilir, münker ma’ruf sayılır. Ve
    bu fitnede insanların bedeni öldüğü gibi, kalbleri de
    ölür.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    299/4. Benden sonra yakında karanlık dalgaları
    gibi bir takım fitneler olacaktır. O fitnelerde adam
    sabah mü’min akşam kâfir, akşam mü’min sabah
    kâfir olacak.
    Denildi ki:
    “–O zaman ne yapalım?”
    Buyurdu ki:
    “–Evlerinize girin, kendinizi unutturun!”
    Denildi ki:
    “–Bizden birimizin evine girilirse ne dersin?”
    Buyurdu ki:
    “–Elinize sahip olun! Allah’ın katil kulu
    olmaktansa, mazlum kulu olun! Zira öyle zamanda
    İslâm adamın ağzında olur. Kardeşinin malını yer,
    kanını akıtır, Rabbine asi olur, Hàlikına küfreder.
    Neticede de kendisine cehennem vacib olur.
    Hz. Cündeb el-Becelî RA
    121/5. Kıyamet önü sıra karanlık geceler gibi
    fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah
    mü’min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü’min, sabah
    ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan
    hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır,
    yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların
    yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa
    vurun, evinize çekilin! Birinizin evine girilse ve
    üzerinize varılsa, o zaman Âdem AS’ın iki
    oğlundan hayırlısı gibi olun. (Öldürülen gibi).
    Hz. Ebû Musa RA
    301/1. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, o
    zamanda adam acz ve fücur arasında muhayyer
    kalacak. Kim bu zamana yetişirse, fücura aczi
    tercih etsin.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    b. İlk Helâk Olacak Kavimler
    161/2. insanlardan ilk önce helâk olacak olan
    Faris’tir. Sonra onların arkasından Arab gelir.
    Hz. Ebu Hüreyre RA
    448/4. Arabın helâk olması kıyamet alâmetidir.
    Hz. Talha ibn-i Mâlik RA
    474/11. Bu günden sonra kıyamete kadar Mekke
    harp görmez. (Yâni onun üzerine harp olmaz.)
    Hz. Hars ibn-i Mâlik RA
    c. Bir Takım Gençlerin ve İnsanların Durumu
    513/3. Allah-u Zülcelâl Hazretleri ulemayı ve
    onunla da ilmi kabzeder. Ve bir takım gençler
    merkebin merkebe sıçradığı gibi, birbirine sıçrar ve
    ihtiyarlar hakir görülür.
    Hz. Ebû Said RA
    301/6. Ahir zamanda bir kavim çıkacak. Yaşları
    genç, akılları hafif olacak. Sözleri ise halkın en iyi
    sözleri olacak. Kur’an okuyacaklar, lâkin
    hançerilerinden aşağı geçmeyecek. Ve onlar
    İslâmiyet’ten okun yaydan çıkması gibi, bir iz
    kalmamacasına çıkacaklar. Kendilerine
    rastladığınızda onları öldürün! Zira kıyamet
    gününde Allah indinde, onları öldüren için nice ecir
    vardır.
    Hz. Ali RA
    478/1. Bir kadın üzerine gösterilen kıskançlık gibi,
    bir erkek çocuğa da yapılmadan kıyamet kopmaz.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    517/7. Ahir zamanda bir kavim gelecek ki,
    güvercin kursağı gibi (tüylerini) siyaha
    boyayacaklar. İşte bu kimseler cennet kokusu
    koklayamaz.
    Hz. İbni Abbas RA
    d. Müslümanların Durumu ve Şeytanların Çıkışı
    503/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, bir saat
    düşünürler de kendilerine namaz kıldıracak imam
    bulamazlar.
    Hz. Selâme bint-i Hür RA
    301/5. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki,
    camilerde onlardan binden fazla adam namaz
    kılacak da, içlerinde hâzâ mü’min bulunmayacak.
    Hz. İbni Ömer RA
    503/2. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki,
    mü’min o zaman mü’minlere dua edecek de Allah-u
    Zülcelâl şöyle buyuracak:
    “–Kendi nefsine dua et sana icabet edeyim!
    Umuma gelince, ben onlara gazablıyım.”
    Hz. Enes RA
    518/1. Kâhinlerin birinden bir adam gelecek de,
    Kur’an-ı Kerim’i bir okutma okutacak ki, ondan
    sonra onun kadar okutan olmayacak.
    Hz. Ebû Burde RA
    480/4. Kıyamet kopmaz, denizden şeytanlar çıkıp
    da insanlara Kur’an öğretmedikçe.
    Hz. Ebu Hüreyre RA
    478/6. Şeytan, yollarda yürüyerek, çarşıda gezerek
    ve “Filân oğlu filân Rasûlallah’tan bunu şöyle şöyle
    rivayet etti.” demeden kıyamet kopmaz.
    Hz. Vasile RA
    e. Kâbe’nin Yıkılması ve İbadetin Kalmaması
    372/5. Sizler dinin karıştığı, kanı döküldüğü,
    zinanın aşikâre olduğu, binaların debdebesinin
    arttığı, ihvan arasında bağın azaldığı, Kâbe’nin
    yıkıldığı zaman ne yapacaksınız?
    Hz. Meymûne RA
    478/4. Kıyamet kopmaz, tâ ki ondan önce, daha
    yüz sene evvelinden yeryüzünde Allah’a ibadet
    kalmaz.
    Hz. Bureyde RA
    f. Bazı Harikulâde Hadiselerin Zuhuru
    33/6. Zaman (kıyamet) yaklaştığında müslüman
    kimsenin rüyası hemen hemen yalan
    çıkmayacaktır. Rüyası en sadık olan, sözü en doğru
    olandır.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    143/4. Muhakkak ki, kıyametin önündeki
    alâmetlerden biri de şudur: Adam evinden çıkar ve
    kendisi evde yokken kadının yaptığını ayakkabısı
    ve kamçısı ona haber verir.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    476/10. Kıyamet kopmaz, Fırat altından bir dağ
    açmadıkça. Burada halkın onda dokuzu kırılır.
    Hz. Ubey ibn-i Kaab RA
    303/10. Yakında madenler meydana çıkacak ve
    onun peşine düşenler insanların şerlileri olacak.
    132/6. İlmin kaldırılması, cehlin artması, zinanın
    alenîleşmesi, içkilerin meydan alması, erkeklerin
    gidip kadınların kalması, hatta elli kadına bakan bir
    erkek kalıncaya kadar erkeklerin azalması kıyamet
    alâmetlerindendir.
    Hz. Enes RA
    477/11. Bir adam elli kadının tedbrini deruhde
    etmedikçe kıyamet kopmaz.
    Hz. Kaab ibn-i Ucve RA
    g. Zamanda Yakınlık ve Herc ü Merc’in Artması
    258/2. Kıyametin önü sıra öyle günler olur ki, ilim
    kaldırılır, cehil iner ve herc ü merc ve ölüm çoğalır.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    476/11. Kıyamet kopmaz, ilim kabz olunmadıkça,
    zelzeleler çoğalmadıkça, zamanda yakınlık
    olmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, herc
    çoğalmadıkça ki, o öldürmedir ve aranızda mal
    çoğalır, taşar.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    507/1. Zaman yakınlaşır ve ilim kalkar, hasislik
    ortaya bırakılır, fitneler zahir olur ve herc çoğalır.
    Denildi ki:
    “–Herc nedir yâ Rasûlallah?”
    Buyurdu ki:
    “–Katildir.”
    476/8. Kıyamet kopmaz, tâ ki zamanda yakınlık
    oluncaya kadar. Öyle ki bir sene bir ay gibi olur.
    Bir ay cuma (hafta) gibi, bir cuma bir gün, bir gün
    bir saat, bir saat de bir ateş yanıncaya kadar geçen
    zaman gibi sürer.
    Hz. Enes RA
    33/9. Kıyamet yaklaştığında zamanın akışı hızlanır.
    Böylece sene ay gibi, ay cuma (hafta) gibi olur.
    Cumadan cumaya olan vakit de kuru bir hurma
    dalının yaprakları ile birlikte ateşte yanması gibi
    kısa olur.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    360/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki,
    gökten yere bir taş düşse, ya bir facire kadına veya
    bir münafığa rast gelecektir.
    Hz. Enes RA
    477/5. Bir adam bir kabrin yanından geçerken,
    “Keşke onun yerinde ben olsaydım!” demedikçe
    kıyamet kopmaz.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    h. Yere Batma, Taş Yağması ve Sûret Değiştirme
    Hadiseleri
    458/7. Beni hak ile gönderene kasem ederim ki: Bu
    dünya tükenmez, ehline yere batmak, sûret
    değiştirmek ve taş yağmadıkça.
    “–Bu ne vakit olacak yâ Rasûlallah?” dediler.
    Buyurdu ki,
    Ne vakit ki, kadınlar eğer üstüne oturacak, çengiler
    artacak, yalan şehadetler yapılacak, içki aşikâre
    olacak, namaz kılanlar ehl-i şirkin kapları olan altın
    ve gümüşten kaplarla su içecekler ve erkekler
    erkeklerle, kadınlar kadınlarla iktifâ edecekler… Bu
    günlerde siz kendinizi çekin ve başınıza taş
    yağmasına hazırlıklı olun ve korkun.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    464/10. Gerek yere batmak, sûret değiştirmek ve
    gerekse taş yağmak zarûrîdir.
    Dediler ki
    “–Ya Rasûlallah bu ümmette mi?”
    Buyurdu ki,
    “–Evet, onlar şarkıcı cariyeler edindiklerinde,
    zinayı helâl saydıklarında, ribâ yediklerinde,
    Harem (Mekke)’de avlanmayı ve ipek giymeyi
    helâl saydıklarında ve erkekler erkeklerle, kadınlar
    kadınlarla yetindiklerinde.”
    Hz. İbn-i Ömer RA
    302/8. Ahir zamanda eğlencelerin ve çengilerin
    meydan aldığı ve içkinin de mübah addolunduğu
    zaman, yere batma, taş yağma zuhur edecek ve
    insan kıılğından çıkma olacaktır.
    Hz. Sehl ibn-i Saad RA
    459/2. Muhammed SAS’in nefsi yed-i kudretinde
    olana kasem ederim ki, ümmetimden bir cemaat,
    ifrad, keyif, kibir, oyun ve eğlence üzere
    geceleyecekler de, sabahleyin kalktıklarında domuz
    ve maymun sûretinde kalkacaklardır. Buna sebep
    de haramları helâl saymaları, çalgıcı kadınlar
    edinmeleri, şarab içmeleri, riba yemeleri ve ipekli
    giymeleridir.
    Hz. Ubade RA
    367/6. Ümmetimden bir taife içkiyi ismini
    değiştirerek içer. Başlarında çalgıcı kadınlar çalar
    söylerler. Allah-u Zülcelâl Hazretleri bunları yere
    batırır, maymun ve hınzır sûretine sokar.
    Hz. Ebû Mâlik RA
    29/11. Kadınlar kadınlarla, erkekler de erkeklerle
    yetinirlerse, onlara doğu tarafından çıkacak kızıl
    bir rüzgarı haber ver. O rüzgar onların bir kısmının
    sûretini değiştirir, bir kısmını da yere batırır. Bu ise
    onların isyanları ve aşırı gitmeleri sebebiyledir.
    Hz. Enes RA
    367/10. Bu ümmette yere batmak, taş yağmak ve
    sûret değiştirmek olacaktır. bu hal; içkileri
    içtiklerinde, çalgı çaldıkları ve kadınlara şarkı
    söylettiklerinde vukua gelir.
    Hz. Enes RA
    246/6. Kıyametin önü sıra mesh (sûret değişmesi),
    hazif (yere batma), kazif (taş yağması) da vardır.
    Hz. İbni Mes’ud RA
    478/2. Lût kavminin amelini mübah saymaları
    sebebiyle, gökten taş yağıp bir takım kavimlerin
    başları ezilmedikçe kıyamet kopmaz.
    Hz. İbni Abbas RA
    i. Yağmurlarda Bereket Kalmaması ve
    Yıldırımların Artması
    476/6. Kıyamet kopmaz, ancak yağmurlarda
    bereket kalmaz.
    Hz. Enes RA
    256/13. Kıyamet yaklaştığında, yıldırımlar çok
    olur. Öyle ki bir adam kavmine gelir de şöyle der:
    “–Dün aranızda kime yıldırım isabet etti?”
    Cevap verirler:
    “–Falan, falan ve filana yıldırım çarptı.”
    Hz. Ebu Said RA
    j. Kur’an’ın Silinmesi ve Kalkması
    510/4. Bir gecede Allah Teàlâ’nın kitabı silinir de,
    müslümanların içinde silinmedik hiçbir ayet ve harf
    kalmadığı halde insanlar sabahlar.
    Hz. Ebû Huzeyfe
    477/9. Rükn ve Kur’an-ı Kerim kaldırılmadan
    kıyamet kopmaz.
    Hz. İbn-i Ömer RA
    k. Salihlerin Ölümü ve Kıyametin Kopması
    476/7. Kıyamet ancak, yer yüzünde “Allah, Allah”
    diyen kalmadığı zaman kopar.
    Hz. Enes RA
    509/5. Salihler birer birer ölürler. Geriye arpanın,
    hurmanın hışır gibi olanlar kalır ki, Allah-u
    Zülcelâl Hazretleri bunlara kıymet vermez.
    Hz. Mirdes RA
    39/10. Kıyamet yaklaştığı zaman, sizden birinin
    tabakta hurmanın iyisini seçmesi gibi, ölüm de
    ümmetin en hayırlılarını seçer.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    354/5. Zaman şiddetten başka bir şeyi artırmaz.
    İnsanlarda da hasislik artar ve kıyamet de
    şerirlerden başkası üzerine kopmaz.
    Hz. Usâme ibn-i Zeyd RA
    301/7. Allah’ın nazarında günlerin seyyidi cumadır.
    O, Kurban ve Ramazan bayramı gününden de
    kıymetlidir. Onda beş haslet vardır: Allah o günde
    Hz. Adem (AS)ı yarattı. O, cennetten arza o gün
    indirildi. O günde vefat etti. Cuma gününde öyle
    bir saat vardır ki, bir kul o saatte Allah’tan bir şey
    diledi mi, Allah onu mutlaka kendisine ihsân eder;
    ancak istediği günah veya sıla-i rahmi kesen bir şey
    değilse… Kıyamet de cuma günü kopacaktır. Hiçbir
    melek-i mukarreb, semâ, arz, rüzgâr, dağ ve taş
    yoktur ki, bu sebeple cuma gününden korkmuş
    olmasın.
    Hz. Sa’d ibn-i Ubâde RA
    PEYGAMBER SAS EFENDİMİZ’İN
    TAVSİYELERİ
    Bu bölümde; kıyamet alâmetlerinin sıklaştığı, fitne
    ve fesadın çoğaldığı zamanlar için, Peyamberimiz
    SAS’in ümmetine yaptığı tavsiye ve emirlere ait
    hadis-i şerifler belirtilmeye çalışılmıştır.
    a. Ma’rufla Emir, Münkerden Nehy Etmek
    393/5. Ma’ruf ile emredin, münkerden nehyedin!
    Allah’a dua edip de duanız kabul edilmeyecek hale
    gelmeden evvel ve af dileyip de mağfiret
    olunmayacağımız hale gelmeden önce. Muhakkak
    ki, ma’rufu emretmek, münkeri nehyetmek, eceli
    yaklaştırmaz. Yahudilerin bilginleri, nasaranın
    rahipleri, ma’rufu emretmeyi ve münkeri
    nehyetmeyi terk ettikleri zaman, Aziz ve Celil olan
    Allah onlara peygamberlerinin diliyle lânet etti.
    Sonra onları umûmî azaba dûçar eyledi.
    Hz. İbn-i Ömer RA
    136/5. Siz mansur ve muzaffer olacaksınız. İsabetli
    yol üzerindesiniz. Siz ganimete, şarkla garbın
    fütuhâtına erişeceksiniz. Sizden herhangi biriniz
    buna ulaşırsa, Allah’dan korksun, takvâyı elden
    bırakmasın! Emri bil-ma’ruf, nehyi anil-münker
    yapsın ve sıla-i rahimde bulunsun. Akrabalık
    bağlarını birleştirsin. Kim kasden bana yalan isnad
    ederse, ateşteki yerine hazırlansın!
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    91/9. Allah-u Zülcelâl Hazretleri hususî bir
    zümrenin ameli ile topluma azab vermez. Şayet
    toplum gücü yettiği halde, hususi zümreye
    aldırmaz ise, hepsine azap eder.
    Hz. Adiy bin Amire RA
    243/7. Kişiye; değiştirmeye gücü yetmeyen bir
    münkeri gördüğü zaman, hiç değilse Allah’ın o
    münkeri sevmediğini bilmesi yeter. (Kalb ile buğz
    etmesi)
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    b. Amelde Müsaraat (Acele) Etmek
    243/2. Kapkaranlık gece parçaları gelmeden
    (fitnelerin zulmetinde nur temini için) amellere
    müsaraat ediniz ki, o devirde insan sabah mü’min
    olur, akşama kâfir olarak ulaşır. Mü’min olarak
    geceye girer, kâfir olarak sabaha çıkar. Ve o günün
    adamları dinini dünyadan az bir şeye karşılık
    satarlar.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    243/1. Beklemekte olduğunuz şu yedi şey için
    amellere müsaraat (acele) ediniz: Unutturucu
    fakirlik, azdırıcı zenginlik, hayatınızı ifsad edici
    hastalık, bunaklık verici ihtiyarlık, ani ölüm,
    Deccal ki, o beklenen şerdir. Kıyamet ki, hepsinden
    daha büyük ve daha dehşetlidir.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    243/3. Altı şey gelmeden amellere müsaraat ediniz:
    Güneşin batıdan doğuşu, duhan, Dabbetül-Arz,
    Deccal, ölüm ve kıyamet.
    Hz. Enes RA
    163/6. Bana göre, sizin için Deccal’den daha ziyade
    koktuğum şeyi haber vereyim mi?.. O gizli şirktir
    ki, kişinin kalkıp adamın makamına gösteriş için
    amel etmesidir.
    Hz. Ebû Said RA
    262/11. Üç şey vardır ki, kimde üçü veya biri
    bulunmazsa, amelinden hiçbir şey ona fayda
    vermez: Kendisini, Allah’ın bildirdiği günahlardan
    alıkoyan takvâ, insanlarla iyi geçinmeyi sağlayan
    güzel ahlâk, sefihi karşılayan hilim.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    164/7. Size, amellerinizin en hayırlısını, en
    temizini, derecelerinizi en fazla yükseltenini, altın
    ve gümüş infak etmekten daha hayırlı olanını ve
    düşmanla karşılaşıp sizin onların, onların da sizin
    boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı olanını
    haber vereyim mi?.. Allah’ı çok zikrediniz!..
    Hz.İbn-i Ömer RA
    322/5. Adamın, ehli, malı, nefsi, evlâdı ve
    komşusundaki fitnesine; orucu, namazı, sadakası,
    emr-i bil-maruf, nehy-i anil-münkeri kefaret olur.
    Hz. Huzeyfe RA
    176/4. Fitnelerden sakının! Zira, lisanla fitneye
    düşmek kılıç çalmak gibidir. (Kılıcı tesiri gibidir.)
    Hz. İbn-i Ömer RA
    100/6. Mes’ud kimse, fitnelerden uzaklaştırılmış
    kimsedir. Fitneye düşmüş de sabretmiş, ne güzel
    şey, ne güzel şey, ne güzel şey!.. Fitneyi yayanların
    ise vay haline, vay haline, vay haline!..
    Hz. Mikdad ibn-i Esver RA
    c. Zalim Umera ile Birlikte Olmamak
    518/6. Ahir zamanda zalim umera, fasık vüzera,
    hain hakimler ve yalancı ulema gelir. Her kim
    onlara yetişirse sakın onların yardımcıları, vergi
    memuru, haznedarı ve onların emniyet memuru
    olmasın.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    360/9. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onlara
    sefih önderler hakim olacak. Şerlilerini öne
    geçirecekler. Onlar da sureta hayırlıların sevgsini
    izhar edecekler. Namazı vaktinden sonraya
    bırakacaklardır. Kim bu zamana yetişirse reis
    olmasın, memur olmasın, vergi memuru olmasın,
    maliyeci de olmasın!
    Hz. Ebû Said RA
    303/6. Sizin üzerinizde bazı umerâ peydah olur.
    Namazı vakitlerinden geciktirir ve bid’atler
    çıkarırlar.
    İbn-i Mes’ud RA dedi ki:
    “–Onlara yetişirsem nasıl yapayım?”
    Buyurdu ki:
    –Ey Ümmü Abd’in oğlu! Benden nasıl yapacağını
    soruyorsun. Allah’a isyan edene itaat yoktur!”
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    303/4. Yakında bazı emirler gelecek. Siz onların
    bazı işlerini beğenecek, bazılarından ise
    hoşlanmayacaksınız. Kim onlardan ayrılırsa
    selâmet bulur, kim de onlara karışırsa helâk olur.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    303/3. Benden sonra ümmetimden bir kavim gelir.
    Kur’an’ı okur, dini ilimlerden de ma’lûmatları olur.
    Şeytan onlara gelir:
    “–Dünyalığınızı düzeltmek için hükümete
    sokulsanız ya! Siz yine dininizde onlara
    uymazsınız.” der.
    Nasıl çalıdan; dikenden başka bir şey alınmazsa,
    onlara sokulmaktan da günahtan başka bir şey elde
    edilmez.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    46/7. İnsanların akidlerini bozduklarını, emanetleri
    hafife aldıklarını ve –parmaklarını birbirine
    geçirip– böyle olduklarını gördüğün zaman, evini
    tercih et! Lisanına sahip ol, ma’ruf olanı al,
    münkeri bırak; kendi işinle meşgul ol ve âmmenin
    işlerini kendilerine bırak!
    Hz. Abdullah ibn-i Amr RA
    53/8. Emanet zâyi edildiğinde kıyameti bekle.
    Denildi ki:
    “–Emanetin zâyi edilmesi nasıl olur?”
    Buyurdu ki:
    “–Vazife, ehlinden başkasına verildiği zaman
    kıyameti bekleyin!”
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    91/11. Allah Zülcelâl Hazretleri ilmi kullarından
    soyup almaz. Ancak âlimsiz kalanlar, cahil
    kimseleri önder edinirler, onlar da ilimsiz fetvâlar
    verirler. Ve hem kendilerini, hem de bakalarını
    saptırırlar.
    Hz. Aişe RA
    d. Şam’da Toplanmayı Tavsiye
    299/5. Yakında fitneler olacak!
    Dediler ki:
    “–Ne emredersin yâ Rasûlallah?”
    Buyurdu ki:
    “–Şam’a bakın!”
    Hz. Bekr ibn-i Hakim RA
    35/13. Batı tarafından gelen bir fitne, doğu
    tarafından gelen bir fitne ile karşılaşınca, Şam’ın
    ortasında toplanın! O gün yerin altı üstünden daha
    hayırılıdır.
    Hz. İbn-i Abbas
    136/7. Yakında birkaç bölüğe ayrılacaksınız. Bir
    kısmınız Şam, Mısır, Irak ve Yemen’de olacak.
    Dediler ki:
    “–Hangi tarafta bulunalım?”
    Buyurdu ki:
    “–Şamdakilere katılın! Veya ona katılamazsnız,
    Yemen’e gidin ve onun göllerinin suyundan istifade
    edin! Allah-u Teàlâ bana Şam’ı tekellüf etti.
    Hz. Ebûd-Derdâ RA
    187/8. Ebdaller Şam ehlindendir. Onların sayesinde
    yardım görülür ve onlar sayesinde rızıklanılır.
    Hz. Avf ibn-i Mâlik RA
    154/7. Şam ehli Allah’ın yeryüzündeki kamçısıdır.
    Kullarından dilediinden onlar vasıtası ile intikam
    alır. Onalrın münafıklarının, mü’minler üzerinde
    galib gelmelerinin imkânı yoktur. Onlar ancak
    hem, gayz, gam ve hüzün içinde ölürler.
    Hz. Hüzeym İbn-i Fatik RA
    48/1. Horasan cihetinden gelen siyah sancaklar
    görüldüğünde onlara katılın. Zira onların içinde
    Allah’ın halifesi Mehdi (AS) vardır.
    Hz. Sevban RA
    282/2. Yakında siize Horosan tarafından siyah
    bayraklılar gelecek. Kar üzerinde emekleyerek olsa
    da onlara iltihak ediniz. Zira onların arasında
    Allah’ın halifesi Mehdi (AS) vardır.
    Hz. Sevban RA
    484/3. Allah-u Zülcelâl Hazretleri ümmetimi
    ebediyyen dalâlette cem etmez. Büyük karaltıda
    olun. Allah’ın kudret eli cemaat üzerindedir.
    Hz. ibn-i Ömer RA
    441/4. Bir kimse bir kavmin kalabalığını artırırsa, o
    da onlardan olur. Kim bir kavmin ameline razı
    olursa, onların ameline ortak olur.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    46/8. Ümmetimin zalime “Sen zalimsin!” demekten
    korktuğunu görürsen, onlardan ayrılabilirsin.
    Hz. Abdullah ibn-i Amr RA
    e. Mücahidlerin Fazîleti
    113/9. Fîsebîlillâh mücahid olanlar en ufak bir
    zorlama ile bir senelik oruç bedeli ve bir senelik
    gece ibadeti hak ederler. Soruldu: “En ufak zorlama
    nedir?” Buyuruldu ki: Meselâ böyle bier mücahid
    gece giderken hayvan üzerinde uyuklar ve
    kamçısını düşürür, inip bunu alması en ufak
    zorlamalardandır.
    Hz. Samit ibn-i Ebû Asım RA
    268/9. Üç sınıfı Allah-u Zülcelâl Hazretleri sever
    ve onların yüzüne güler ve onlarla istibşar (müjde)
    eder: Öndeki arkadaşları bozulmuş olduğu halde
    ger dönmüyor ve düşmanla harbe devam ediyor;
    yardım gelene veya şehid oluncaya kadar. İşte
    böyle kimseye allah kâfidir ve “Şu kuluma bakın.
    Benim için nasıl sabretti!” diye buyurur.
    Güzel hanımı ve yumuşak da yatağı olduğu halde,
    gecenin bir vaktinde ibadete duryor. Cenab-ı Hak,
    bunlar için de, “Kulum şehvetini bırakıyor, beni
    zikrediyor, isteseydi uyurdu.” diye buyurur.
    Ve bir adam ki, seferde, arkadaşları yatıp
    uyurlarken, kendisi darda da, genişlikte de olsa
    seherde durmuş, nöbet bekleyip ibadet ediyor.
    Hz. Ebûd-Derdâ RA
    467/7. Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin.
    Allah’dan afiyet isteyin. Zira siz onlarla beraber
    neyin imtihan edildiğini bilmezsiniz. Onlarla
    karşılaşınca:
    (Allahüme ente rabbinâ ve rabbühüm ve nevâsìnâ
    ve nevâsìhim biyedike ve innemâ taktülühüm ente)
    “Yâ Rab! Onların da bizim de Rabbimiz sensin!
    Bizim de onların da nasiyelerimiz, bütün varlığımız
    senin elindedir ve onları ancak sen yok edersin.”
    deyin ve yere çökün. Ne vakit üzerinize yürürlerse
    kalkın ve tekbir alın.
    Hz. Câbir RA
    467/6. Düşmanla karşılaşmayı istemeyin. Allah’dan
    afiyet isteyin. Onlarla karşılaşınca da direnin ve
    Allah’ı çok zikredin. Eğer onlar gürültülü ve şamata
    yaparlarsa, siz sükût edin.
    Hz. İbn-i Amr RA
    f. Aczin Fücûra Tercih Edileceği Zaman
    503/10. Sizin üzerinize bir zaman gelir ki, adam
    acizlikle facirlik arasında muhayyer kalır. Kim bu
    zamana ulaşırsa aczi, fücûra tercih etsin!
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    301/2. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki; o
    zamanda adam acz ve fücur arasında muhayyer
    kalacak. Kim bu zamana yetişirse, fücûra aczi
    tercih etsin.
    Hz. İbn-i Mes’ud RA
    29/1. Benden sonra yakında, muzlim gecelerin
    karanlık dalgaları gibi bir takım fitneler olacak. O
    fitnelerde adam sabah mü’min, akşam kâfir, akşam
    mü’min, sabah kâfir olacak.
    Denildi ki:
    “–O zaman ne yapalım?”
    Buyurdu ki:
    “–Elinize sahip olun. Allah’ın katil kulu
    olmaktansa, mazlum kulu olun. Zira öyle zamanda
    İslâm adamın ağzında olur. Kardeşinin malını yer,
    kanını akıtır, Rabbine âsi olur, Hâlıkına küfreder.
    Neticede de kendisine cehennem vacib olur.”
    Hz. Cündeb el-Becelî RA
    36/10. Allah bir kavme azab indirdiğinde, o azab
    onların içinde olan herkese isabet eder. Sonra
    amellerine göre ba’solunurlar.
    Hz. İbn-i Ömer RA
    g. Fitne ve Belâlardan Kurtulma Çareleri
    243/9. İman itibariyle bir adama, “Rabbimin Allah,
    rasûlümün Hz. Muhammed SAS ve dinimin İslâm
    oluşan razıyım.” demesi yetişir.
    Hz. İbn-i Abbas RA
    267/7. Bir kimse şu üç şeyi yaparsa imanın tadını
    tadar: Yalnız Allah’a kul olur ve ‘Lâ ilâhe illallah’
    der. Gönül hoşluğu ile zekâtını verir, şöyle ki:
    Yaşlısını, zayıfını, hastasını, adisini değil, fakat
    malının ortasından verir. Muhakkak ki Allah onun
    en güzelini sizden istemez. Lâkin, en kötüsünü de
    emretmemiştir. Nefsini tezkiye eder. Denildi ki:
    “–Nefsi tezkiye ne demektir?”
    Buyurdu ki:
    “–Kişinin nerede olursa olsun, Allah’ın kendisi ile
    beraber olduğunu bilmesidir.”
    Hz. Abdullah ibn-i Muaviye RA
    163/3. İnsanların hayırılıları ile şerlilerini size
    haber vereyim mi? İnsanların hayırlıları öyle
    kimselerdir ki; ölüm atının sırtında, yahud
    devesinin üzerinde veyahut da ayaklarının üzerinde
    iken, ona gelinceye kadar Alah yolunda çalışır.
    İnsanların şerlisi ise o kimsedir ki, hakikaten fâcir
    ve çok cüretkârdır. Allah’ın kitabını okur da, onun
    buyruklarından hiçbirine uymaz.
    Hz. Ebû Said RA
    136/2. Siz bugün öyle bir zamandasınız ki, alimleri
    çok hatibleri azdır. Bugün bir kimse bildiğinin
    onda birini terketse düşer. Bir zaman gelektir ki
    bileni az, anlatmaya çalışan (hatibler) çok olacak.
    O zamanda, bildiğinin onda birini yapan
    kurtulacaktır.
    Hz. Ebû Zer RA
    136/1. Siz bugün öyle bir zamandasınız ki, sizlere
    emrolunanın onda birini terketseniz helâk
    olursunuz. Ama öyle bir zaman gelecektir ki,
    emrolunanın onda birini yapanlar kurtulacaklardır.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    504/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki,
    günaha girmeksizin aralarında geçinmeye kuvvet
    bulunamayacak. Öyle ki, adam yalan söyleyecek ve
    yemin de edecek. Bu zaman gelince kaçın!..
    Denildi ki:
    “–Nereye kaçalım?”
    Buyurdu ki:
    “–Allah’a, kitabına ve Peygamber’in sünnetine
    kaçın!”
    Hz. Enes RA
    267/6. Üç kişiye dünya ve ahiret fitnesi dokunmaz:
    Kaderi teslim edene, yıldıza itibar etmeyene,
    sünnetimi iz be-iz takip edene.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    299/7. Yakında fitneler olur. Adam müslüman
    sabahlar, akşama kâfir olur Ancak, Allah’ın
    kendisini ilmiyle ihyâ ettikleri müstesnâ.
    Hz. Ebû Umâme RA
    141/1. Ahir zamanda ümmetim üzerine şiddetli bir
    belâ zuhur eder. Bundan ancak iki sınıf kurtulur:
    Biri Allah’ın dinini tanır ve onun için lisan ve kalbi
    ile mücadele eder. İkincsi ise dinini anlamış,
    dinlemiş ve tasdik etmiştir. (Yâni cahil kalanlar bu
    belâda tehlikededir.)
    Hz. Ömer RA
    105/7. Fitne gelir, kulları fırtına gibi savurur.
    Bunun içerisinden âlim, ancak ilmiyle kendini
    kurtarır.
    Hz. Ebû Hüreyre RA
    105/9. Fitne gelir savrulur. Hevâ ve sabrı da
    beraber gelir. Kim hevâya tâbi olursa onun fitnesi
    siyah (kara) olur. Kim de sabra tâbi olursa, onun
    fitnesi ak (nur) olur.
    Hz. Ebû Mâlik el-Eş’arî RA
    280/11. Fitne zamanında insanların en hayırlısı,
    Allah yolunda kılıcından yiyen (ganimet payına
    kanaat eden) ve dağ başında koyununun sütünden
    yiyendir. (Hükümet kapısından beklememek
    lâzım!)
    Hz. İbn-i Hayseme RA
    243/5. Sadakayı erken verin. Zira belâ sadakayı
    çiğneyip geçmez.
    Hz. Enes RA
    h. Gam, Keder ve Musibet İsabetinde Söylenecek
    Dualar
    31/6. Sizden birine gam veya keder isabet ettiğinde
    şöyle desin: (Allah, Allahu rabbî, lâ üşrikü bihî
    şey’â) “Allah, Allah rabbimdir. Ona hiçbir şeyi
    ortak koşmam.”
    Hz. Aişe RA
    462/4. (Lâ ilâhe ilallahül-hakîmül-kerîm.
    Sübhànallàhi ve tebârekâllàhu rabbül-arşil-azîm.
    Vel-hamdü lillâhi rabbil-àlemîn.) “Allah’dan başka
    ilâh yoktur. O hakimdir, kerem sahibidir. Allah’ı
    tesbih ederiz. O ne yücedir, büyük Arş’ın sahibdir.
    Hamd alemlerin rabbi olan Allah’adır.”
    Hz. Ali RA
    (Peygamberimiz bir musibet isabet ettiğinde
    okunması için, Hz. Ali RA’a bu duayı
    öğretmişlerdir.)
    462/1. “Lâ ilâhe illallàhül-halîmül-kerîm.
    Sübhanallàhi rabbil-arşil-kerîm. Elhamdü lillâhi
    rabbil-àlemîn. Allahümmağfirlî, allahümme
    tecâvez annî, allahümma’fu feinneke afüvvün
    gafûr.”
    Hz. Abdurrahman ibn-i Ca’fer RA.
    (Bu tesbih sıkıntı zamanlarında söylenir.)
    136/4. Siz memleketinizin kıtlığından (kıtluk,
    pahalılık, şiddet) şikâyetçi olursunuz. Yağmurdan
    (azlığından) şikâyetçi olursunuz. Halbuki Aziz ve
    Celîl olan Allah, size duayı emretmiş ve şu duaya
    icabet etmeyi de size vaad etmiştir:
    “Bütün hamdler, Rahman Rahîm ve Alemlerin
    Rabbi olan Allah’a mahsustur. O cezâ gününün
    sahibidir. Ondan başka gerçek ma’bud yoktur. O
    murad ettiğini yapar. Ey Allah’ım! Sen Allahsın,
    senden başka ilâh yoktur. Ancak sensin zengin. Biz
    ise fukarâyız. Bize yağmur indir… Bize indirdiğini
    bizim için kuvvet yap, ulaştırıcı yap, bir vakte
    kadar.”
    Hz. Aişe RA
    442/1. Bir kimse bu duaya devam ederse belâdan
    zor görmeden vefat eder: (Allàhümme ahsin
    àkıbetenâ fil-umûri küllühâ ve ecirnâ min hizyiddünya
    ve azâbül-âhireh.) “Allahım bütün işlerin
    hepsinde sonucumuzu güzelleştir ve bzi dünyada
    rüsvay olmaktan ve ahiret azabından koru!”
    Hz. Busr ibn-i Ertad RA
    462/2. “Lâ ilâhe illallah” sözü kulları Allah’ın
    azabından korur, dünyalarını dinlerine tercih
    etmedikçe. Şayet dünyalarını dinlerine tercih
    ederler de, sonra “Lâ ilâhe illallah” derlerse, bu
    tevhid kendilerine reddolunur ve Allah-u Teàlâ
    onlara, “Yalan söylediniz!” buyurur.
    Hz. Enes RA
    164/2. Azameti gökle yer arasını dolduran ve
    yetmişbin meleğin tâzim ve teşyi ettiği bir sûreyi
    size haber vereyim mi?.. O Kehf Sûresi’dir. Her
    kim cuma günü onu okursa, Allah-u Teàlâ bu
    sebeple o kimsenin diğer cumaya kadarki ve ondan
    sonra da üç gün ilâvesi içindeki günahlarını
    mağfiret eder. Ayrıca kendisine semâya kadar
    erişen bir nur verilir ve Deccal fitnesinden de
    korunmuş olur. Her kim yatacağı zaman bu sûrenin
    sonundan beş ayet okursa, korunur ve gecenin
    istediği vaktinde de uyandırılır.
    Hz. İsmail ibn-i Rafi’ RA
    207/12. Dua, mü’minin silahıdır ve dinin direğidir.
    Göklerin ve yerin nurudur.
    Hz. Ali RA
    97/10. Duanın, nazil olan ve olmayan belâya da
    faidesi vardır. Ey Allah’ın kulları, duaya sarılın,
    Allah’a çok yalvarın!
    Hz. İbn-i Ömer RA
    503/2. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki,
    mü’min o zaman mü’minlere dua edecek de, Allahu
    Zülcelâl Hazretleri şöyle buyuracak:
    “–Kendi nefsine dua et, sana icabet edeyim!
    Umûma gelince ben onlara gazablıyım.”
    Hz. Enes RA
    503/3. Sizin üzerinize bir zaman gelir ki,
    boğulmaya mâruz adam gibi dua etmeyen, yakayı
    kurtaramaz.
    Hz. Huzeyfe RA
    Hülâsa olarak: Peygamberimiz SAS fitne ve
    belâların arttığı zamanlar için, bizlere hayırlı
    ameller için acele edilmesini, ma’rufla emir,
    münkerden nehyi, zalimlerle birlikte olmamayı,
    ilim öğrenmeye gayreti ve duaya sarılmayı emir
    buyurmaktadır. Allah müslümanların yardımcısı
    olsun ve iman selâmeti versin… Âmin.
    Kaynak: Râmûz el-Ehàdîs
    http://www.sonuyari.com

  101. Yakup said,

    Temmuz 17, 2007 2:40 am

    Herşeyden önce kulluk görevimizi yapmamız gerektiğini düşünüyorum ondan sonra kıyametle kafa yoralım beklemekten başka bişey gelmez elimizden sonuçta her insan kıyameti tadacaktır

  102. Murat said,

    Temmuz 18, 2007 11:57 pm

    Çok Güzel Birşeydi Okurken İçim Ferahladı ve Bilmediğim Şeyleride Öğrenmiş Oldum Yüce Rabbim Bütün Müslüman Kardeşlerimizi Korusun Amin..

  103. ali said,

    Temmuz 19, 2007 10:49 pm

    yok böyle bişey kardeşlerim, mehdi, deccal, isanın geri gelmesi falan, yok böyle bişey. islami, ilmi hiçbir dayanağı yok bunların. yahudi siyonist yortularının kültürleri etkilemesinden başka bişey değil bunlar.

  104. veli said,

    Temmuz 19, 2007 11:51 pm

    İşte hadisler gerçekleşiyor arkadaşlar. “Hiç mehdi falan yokmuş derken ALLAH mehdiyi gönderir.” ali arkadaşımızda hadisleri uydurma derken bile kendisi bir hadise işaret ediyor ama farkında değil. :)

  105. orhan said,

    Temmuz 20, 2007 2:40 am

    o,gün geldiğinde yapmamız gerekenleri bimemiz güzel birşey.görmemiz gerekenleri ve yapmamız gerekenleri unutup yapmamamız gereken bu güzel yorumları karalamak önce kişi kendi dünyasını rabbına olan kulluğunu kurtarsın sonra varolan ilminle birşeyler öğretmeye çalışsın.yorumlarınızı daha insana yakışır birdilen yapınki küfre düşmeyin. ALLAHA emanet

  106. Bayram Yılmaz. said,

    Temmuz 24, 2007 9:33 am

    Bu “mehdi” “deccal” kavramlarını en çok kullananlara bir bakalım lütfen. İnsanlara bir “kurtarıcı” fikrini empoze etmekten, insanlara; “aciziz kurtarıcıya ihtiyacımız var” dedirip sahiden aciz etmekten başka ne yapıyorlar? Bence deccalın ta kendisi bu çabaların içinde olanlardan ve bu fikirleri besleyenlerden başkası değil. Sayısallıktan insanları uzaklaştırıp bu alana kendileri hakim olma çabasında olanların hepsi deccal dir. “Kadercilik” kavramını son yıllarda etkin kıldılar, onu da “bizlerin imkansızlığı” şekline soktular, halbuki “kader” sayısal demektir. (“vellahü ala külli şeyin kadir”= “o allaha yemin ederim ki herşeyin an alası sayısallıktır.”) başka söze gerek varmı?

  107. dilan said,

    Temmuz 24, 2007 6:07 pm

    hiç bir kimse allahın werdigi bir seyi gormeden insanlaera yaymasınlar

  108. TİMUR YILDIRIM said,

    Temmuz 28, 2007 5:54 pm

    Hiç şüphe yok ki bunlar doğrudur!Ayet haislerle sabittir.Lütfen Ehil olmadığımız konularda yorum yapmayalım…
    Allah’a emanet olun…

  109. Bayram Yılmaz. said,

    Temmuz 30, 2007 10:40 am

    Bunlar yalandır, uydurmadır, fitne fesat ehlinin aşıladığı beyin uyuşturma oyunlarıdır, dezenformasyon taktiğidir, hiçbir ayette de yeri yoktur, sadece bu konuda birsürü uydurma, akla mantığa sığmayan hadis vardır. Dikkat edin bir uydurma hadiste “bu ümmetin ömrü 1400 seneyi aşacak yada aşmayacak” türünden bir anlatım var, ne demek ömrü?! ümmetin ömrü derken bu alçaklar neyi kasdediyor? toplu katliyam yapma hesabındalar bunun da şimdiden zihinsel altyapısını oluşturmaktalar, aklınızı başınıza toplayın ey millet, saçma sapan hikayelerin peşine takılmayın. Birde “işin ehli” kesilenler yokmu arkadaş insan “çokbilmiş” görünme uğruna şerefsizliğe vagon olmamalı.

  110. filiz said,

    Temmuz 31, 2007 1:43 am

    çok teşekkür ederim bilgiler için her müslümanın bilmesi gereken şeyler inş.allah herkesi ıslah eyler

  111. ibrahim said,

    Temmuz 31, 2007 2:28 pm

    Hayırlar Olsun Diyerek Başlıyayım …
    İsa (AS) Ve Mehdi Hakkıdaki Söylemleri Daha Evvelden de Bu Asrın(20.Yüzyılın) Tartışmasız Müceddidi Bediüzzaman Sait Nursi Hz.lerinin Eserlerinden de Okumuştum…
    Dogrusu Şuki Ben İsa AS Ve Mehdi nin Gelecegine İnanıyorum…Sebep Diyecek Olursanız Said Nursi Hazretlerinin Eserlerinde İmanın Kurtuluşu İçin Hizmet Ettigine Kati Kanaatim Vardır .Çünkü Bizzat Ben O Eserler Sayesinde Taklitçi Bir İman Degilde Hakikatli Bir İmana Araştırarak , Müteala Ederek İnandım Bunuda Bu Eserler Allahın İzniyle Vesile Oldu Allah Bediüzzaman Said Nursiden Razı Olsun..Allah(cc) a İmanı , Resulullah Efendimiz Hz Muhammet (SAV)`e İmanı Ben Ondan Ögrendim Ve Halen Eserlerini Büyük Bir İhtiyaç Hissederek Okumaktayım …Bu Meselede Arkadaşların Bazıları İsa AS ve Mehdi Gelmeyecek Demelerine Üstad Bediüzzam Said Nursi nin Cevabını Dinleyelim
    “Kıyamet alâmetlerinden ve âhirzaman vukuatından ve bazı a’mâlin fazilet ve sevaplarından bahseden ehâdis-i şerife güzelce anlaşılmadığından, akıllarına güvenen bir kısım ehl-i ilim, onların bir kısmına zayıf veya mevzu demişler. İmanı zayıf ve enâniyeti kavî bir kısım da inkâra kadar gitmişler. Şimdi tafsile girişmeyeceğiz. Yalnız On İki Aslı beyan ederiz.

    BİRİNCİ ASIL: Yirminci Sözün âhirindeki sual ve cevapta izah ettiğimiz meseledir. İcmâli şudur ki:

    Din bir imtihandır, bir tecrübedir; ervâh-ı âliyeyi ervâh-ı sâfileden tefrik eder. Öyleyse, ileride herkese gözle görülecek vukuatı öyle bir tarzda bahsedecek ki, ne bütün bütün meçhul kalsın, ne de bedihî olup herkes ister istemez tasdike mecbur kalsın. Akla kapı açacak, ihtiyarı elinden almayacak. Zira, eğer tamamen bedâhet derecesinde bir alâmet-i kıyamet görülse, herkes tasdike muztar olsa, o vakit kömür gibi bir istidat, elmas gibi bir istidatla beraber kalır. Sırr-ı teklif ve netice-i imtihan zayi olur.

    İşte, bunun için, Mehdî ve Süfyan meseleleri gibi çok meselelerde çok ihtilâf olmuş. Hem rivâyat dahi çok muhteliftir; birbirine zıt hükümler olmuş.

    İKİNCİ ASIL: Mesâil-i İslâmiyenin tabakatı vardır. Biri burhan-ı kat’î istese, diğeri bir zann-ı galibî ile iktifa eder, başkası yalnız bir kabul-u teslimi ve reddetmemek ister. Öyleyse, esâsât-ı imaniyeden olmayan mesâil-i fer’iye veya vukuat-ı zamaniyenin herbirinde bir iz’ân-ı yakîn ile bir burhan-ı kat’î istenilmez. Belki yalnız reddetmemek ve teslimiyetle ilişmemektir.

    ÜÇÜNCÜ ASIL: Zaman-ı Sahabede Benî İsrail ve Nesârâ ulemalarından çoğu İslâmiyete girdiler. Eski malûmatları dahi onlarla beraber Müslüman oldu; bazı hilâf-ı vaki malûmât-ı sâbıkaları, İslâmiyetin malı olarak tevehhüm edildi.

    DÖRDÜNCÜ ASIL: Ehâdis-i şerife râvilerinin bazı kavilleri veyahut istinbat ettikleri mânâları, metn-i hadisten telâkki ediliyordu. Halbuki, insan hatadan hâli olmadığı için, hilâf-ı vaki bazı istinbatları veya kavilleri hadis zannedilerek zaafına hükmedilmiş.

    BEŞİNCİ ASIL: [1] yani [2] sırrınca, bazı ehl-i keşif ve ehl-i velâyet olan muhaddisîn-i muhaddesîn ilhamlarıyla gelen bazı maânî, hadis telâkki edilmiş. Halbuki ilham-ı evliya, bazı ârızalarla hata olabilir. İşte, bu neviden bir kısım hilâf-ı hakikat çıkabilir.

    ALTINCI ASIL: Beynennas iştihar bulmuş bazı hikâyeler bulunuyor ki, durub-u emsal hükmüne geçer, hakikî mânâsına bakılmaz. Ne maksat için sevk edilir, ona bakılır. İşte, bu neviden, beynennas teârüf etmiş bazı kıssa ve hikâyâtı, Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bir maksad-ı irşadî için temsil ve kinaye nev’inden zikredivermiş. Şu nevi meselelerin mânâ-yı hakikîsinde kusur varsa, örf ve âdât-ı nâsa aittir ve teârüf ve tesâmu-u umumîye râcidir.

    YEDİNCİ ASIL: Pek çok teşbih ve temsiller bulunuyor ki, mürur-u zamanla veya ilmin elinden cehlin eline geçmesiyle hakikat-i maddiye telâkki ediliyor, hataya düşer. Meselâ, “Sevr” ve “Hut” isminde ve âlem-i misalde sevr ve hut timsalinde, berrî ve bahrî hayvânat nâzırlarından iki melâiketullah, adeta bir koca öküz ve cismanî bir balık zannedilerek hadîse ilişilmiş.

    Hem meselâ, bir vakit huzur-u Nebevîde derin bir ses işitildi. Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti ki: “Bu gürültü, yetmiş senedir yuvarlanıp, tâ ancak bu dakika Cehennemin dibine düşen bir taşın gürültüsüdür.”[3] İşte bu hadisi işiten, hakikate vasıl olmayan, inkâra sapar. Halbuki, yirmi dakika o hadisten sonra kat’iyen sabittir ki, biri geldi, Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma dedi ki: “Meşhur münafık yirmi dakika evvel öldü.” Yetmiş yaşına giren o münafık, Cehennemin bir taşı olarak, bütün müddet-i ömrü tedennîde, esfel-i sâfilîne, küfre sukuttan ibaret olduğunu, gayet beliğane bir surette, Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm beyan etmiştir. Cenâb-ı Hak, o vefat dakikasında o sesi işittirip ona alâmet etmiştir.

    SEKİZİNCİ ASIL: Cenâb-ı Hakîm-i Mutlak, şu dâr-ı tecrübe ve meydan-ı imtihanda, çok mühim şeyleri, kesretli eşya içinde saklıyor. O saklamakla, çok hikmetler, çok maslahatlar bağlıdır. Meselâ, Leyle-i Kadri umum Ramazan’da, saat-i icâbe-i duayı Cuma gününde, makbul velîsini insanlar içinde, eceli ömür içinde ve kıyametin vaktini ömr-ü dünya içinde saklamış.

    Zira, ecel-i insan muayyen olsa, yarı ömrüne kadar gaflet-i mutlaka, yarıdan sonra darağacına adım adım gitmek gibi bir dehşet verecek. Halbuki, âhiret ve dünya muvazenesini muhafaza etmek ve her vakit havf ve recâ ortasında bulunmak maslahatı, iktiza eder ki, her dakika hem ölmek, hem yaşamak mümkün olsun. Şu halde, müphem tarzdaki yirmi sene müphem bir ömür, bin sene muayyen bir ömre müreccahtır.

    İşte, kıyamet dahi, şu insan-ı ekber olan dünyanın ecelidir. Eğer vakti taayyün etseydi, bütün kurun-u ûlâ ve vustâ gaflet-i mutlakaya dalacak idiler ve kurun-u uhrâ dehşette kalacaktı. İnsan nasıl hayat-ı şahsiyesiyle, hanesinin ve köyünün bekasıyla alâkadardır. Öyle de, hayat-ı içtimaiye ve nev’iyesiyle, küre-i arzın ve dünyanın yaşamasıyla alâkadardır. Kur’ân

    [4] der, “Kıyamet yakındır” ferman ediyor. Bin bu kadar sene geçtikten sonra gelmemesi, yakınlığına halel vermez. Zira kıyamet dünyanın ecelidir. Dünyanın ömrüne nisbeten bin veya iki bin sene, bir seneye nisbetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Saat-i kıyamet yalnız insaniyetin eceli değil ki, onun ömrüne nisbet edilip baîd görülsün. İşte bunun içindir ki, Hakîm-i Mutlak, kıyameti, Mugayyebât-ı Hamseden olarak ilminde saklıyor. İşte, bu ipham sırrındandır ki, her asır, hattâ asr-ı hakikatbîn olan Asr-ı Saadet dahi daima kıyametten korkmuşlar. Hattâ bazıları “Şerâiti hemen hemen çıkmış” demişler.

    İşte bu hakikati bilmeyen insafsız insanlar derler ki: “Âhiretin tafsilâtını ders alan müteyakkız kalbli, keskin nazarlı olan Sahabelerin fikirleri, niçin bin sene hakikatten uzak olarak fikirleri düşmüş gibi, istikbal-i dünyevîde bin dört yüz sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib zannetmişler?”

    Elcevap: Çünkü, Sahabîler, feyz-i sohbet-i Nübüvvetten, herkesten ziyade dâr-ı âhireti düşünerek, dünyanın fenâsını bilerek, kıyametin ipham vaktindeki hikmet-i İlâhiyeyi anlayarak, ecel-i şahsî gibi dünyanın eceline karşı dahi daima muntazır bir vaziyet alarak, âhiretlerine ciddî çalışmışlar. Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm “Kıyameti bekleyiniz, intizar ediniz” tekrar etmesi, şu hikmetten ileri gelmiş bir irşad-ı Nebevîdir. Yoksa vuku-u muayyene dair bir vahyin hükmüyle değildir ki hakikatten uzak olsun. İllet ayrıdır, hikmet ayrıdır. İşte, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın bu nevi sözleri, hikmet-i iphamdan ileri geliyor.

    Hem şu sırdandır ki, Mehdî, Süfyan gibi âhirzamanda gelecek eşhasları, çok zaman evvel, hattâ Tâbiîn zamanında onları beklemişler, yetişmek emelinde bulunmuşlar. Hattâ bazı ehl-i velâyet “Onlar geçmiş” demişler. İşte bu da, kıyamet gibi, hikmet-i İlâhiye iktiza eder ki, vakitleri taayyün etmesin. Çünkü her zaman, her asır, kuvve-i mâneviyenin takviyesine medar olacak ve yeisten kurtaracak Mehdî mânâsına muhtaçtır. Bu mânâda her asrın bir hissesi bulunmak lâzımdır. Hem gaflet içinde fenalara uymamak ve lâkaytlıkta nefsin dizginini bırakmamak için, nifakın başına geçecek müthiş şahıslardan her asır çekinmeli ve korkmalı. Eğer tayin edilseydi, maslahat-ı irşad-ı umumî zayi olurdu.

    Şimdi, Mehdî gibi eşhasın hakkındaki rivâyâtın ihtilâfâtı ve sırrı şudur ki: Ehâdisi tefsir edenler, metn-i ehâdisi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler. Meselâ, merkez-i saltanat o vakit Şam’da veya Medine’de olduğundan, vukuat-ı Mehdiye veya Süfyâniyeyi, merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kûfe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler. Hem de o eşhasın şahs-ı mânevîsine veya temsil ettikleri cemaate ait âsâr-ı azîmeyi o eşhasın zatlarında tasavvur ederek öyle tefsir etmişler ki, o eşhas-ı harika çıktıkları vakit bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler. Halbuki, demiştik: Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyleyse, o eşhas, hattâ o müthiş Deccal dahi çıktığı zaman, çokları, hattâ kendisi de bidâyeten Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u imanın dikkatiyle o eşhas-ı âhirzaman tanılabilir.

    Alâmet-i kıyametten olan Deccal hakkındaki hadis-i şerifte “Birinci günü bir sene, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü eyyâm-ı saire gibidir. Çıktığı zaman dünya işitir. Kırk günde dünyayı gezer”[1] rivayet ediliyor. İnsafsız insanlar bu rivayete muhal demişler-hâşâ-şu rivayetin inkâr ve iptaline gitmişler. Halbuki, ve’l-ilmü indallah, hakikati şu olmak gerektir ki:

    Âlem-i küfrün en kesafetlisi olan şimalde, tabiiyyunun fikr-i küfrîsinden süzülen bir cereyan-ı azîmin başına geçecek ve Ulûhiyeti inkâr edecek bir şahsın şimal tarafından çıkmasına işaret ve şu işaret içinde bir remz-i hikmet vardır ki, kutb-u şimalîye yakın dairede bütün sene, bir gece bir gündüzdür; altı ayı gece, altı ayı gündüzdür. “Deccalın bir günü bir senedir” o daire yakınında zuhuruna işarettir. “İkinci günü bir aydır” demekten murat, şimalden bu tarafa geldikçe bazan olur, yazın bir ayında güneş gurub etmez. Şu dahi, Deccal şimalden çıkıp âlem-i medeniyet tarafına tecavüzüne işarettir; günü Deccala isnat etmekle şu işarete işaret eder. Daha bu tarafa geldikçe, bir haftada güneş gurub etmiyor. Daha gele gele, tulû ve gurub ortasında üç saat devam ediyor. Ben Rusya’da esarette iken böyle bir yerde bulundum. Bize yakın, bir hafta güneş gurub etmeyen bir yer vardı; seyir için oraya gidiyorlardı. “Deccalın çıktığı vakit umum dünya işitecek” olan kaydı, telgraf ve radyo halletmiştir. Kırk günde gezmesini de, merkebi olan şimendifer ve tayyare halletmiştir. Eskiden bu iki kaydı muhal gören mülhidler şimdi âdi görüyorlar.

    Alâmet-i kıyametten olan Ye’cüc ve Me’cüce ve Sedde dair bir risalede bir derece tafsilen yazdığımdan, ona havale edip şurada yalnız şunu deriz ki: Eskiden Mançur, Moğol ünvanıyla içtimaat-ı beşeriyeyi zîrüzeber eden taifeler ve Sedd-i Çinînin yapılmasına sebebiyet verenler, kıyamete yakın, yine anarşistlik gibi bir fikirle medeniyet-i beşeriyeyi zîrüzeber edecekleri, rivayetlerde vardır.

    Bazı mülhidler derler: “Bu kadar acaibi yapan ve yapacak taifeler nerede?”

    Elcevap: Çekirge gibi bir âfat, bir mevsimde pek çok kesretle bulunur. Mevsim değiştikçe, memleketi fesada veren kesretli o taifelerin hakikatleri, mahdut bazı fertlerde saklanıyor. Yine zamanı geldikçe, emr-i İlâhî ile, o mahdut fertlerden gayet kesretli aynı fesat yine başlar. Güya onların hakikat-i milliyetleri inceliyor, kopmuyor; yine mevsimi geldikçe zuhur ediyor.

    Aynen öyle de, bir zaman dünyayı hercümerc eden o taifeler, izn-i İlâhî ile, mevsimi geldiği vakit, aynı o taife, medeniyet-i beşeriyeyi hercümerc edecekler. Fakat onların muharrikleri başka bir surette tezahür eder. Lâ ya’lemu’l-ğaybe illâllah.”
    http://www.risaleinur.com.tr/ Bu Adreste Mehdi Konu Başlıgında 147 Numaralı Konu dur İsteyen Gidip İnceleyebilir Diger Konu Numaralarınada Bakabilir…
    Arkadaşlar Ben O Kanaattayım ki Kıyametin Saati Allah Tarafından Gizli Tutulmuştur .İsa As Ve Mehdi Bedihi Bir Surette Apacık Herkes Tarafından Bilinirse O zaman Teblig Sırrı Ortadan Kalkar ve Herkes Tastike Mecbur Kalırlar Çünki Bu İkisinin Zuhuru Kıyameti İşeret Eder Herkes Buna İnanırsa Hz Ebu Bekir ile Ebu Cehiller Aynı Kefeye Konması Allahın Adil İsmine Munafi Olur (Ters Olur) O Sebeble Herkes İsa As ve Mehdi yi Bilmiyecektir …O Sebeple Kimileri Ona İnanacak Kimileride Hz İsa AS Dünyaya Yeniden Gelecegine Ve Mehdi İle Bir Olup Deccalı Yenecegine İnanmaya Bilirler…
    Arkadaşlardan Bazıları Diyor ki Siz Bir Kurtarıcı Bekliyorsunuz Ve Çalışmayıp Dini Yüceltmek İçin Çaba Sarf Etmiyorsunuz Diyorlar …Bilsinlerki Yanılıyorlar..Çünki Şu Ülkede Üstad Bediüzzaman Bu Risaleleri İlk Yazmaya Başladıgında Talebeleri Az Sayıdaydı .Şimdi Ben Sanıyorum ki Sayıları 10 milyonları Geçmiş Oda Sadece Bu Ülkede O Yüzden Dine Hizmet Edilmiyor Denmesin Bu Zamanda Hakiki Bir Hizmeti Risalei nur Veriyor Ve Vermeyede devam Edecektir…

  112. dilovan said,

    Ağustos 1, 2007 4:50 pm

    ya ben inanıyorum deccalın ortaya çıktığını bazı insanlar vardır deccal’ın var olduğuna inanmıyor yarın öbür gün kıyamet olduğunda görürler

  113. Bayram Yılmaz said,

    Ağustos 1, 2007 8:54 pm

    Sait nursi kitapları; hepsi hikaye laf salatası, içi boş tekerlemeler o kadar ki detaylarına girmeye bile değmiyor, zaman ayırmaya bile değmez, cilalı laflardan medet umarak yazılmış insanların kendini beğenmesinin umularak yazıldığı saçma sapan hikayeler, çoğu islam öncesi israil dünya görüşüne dayalı tekerlemeler. Bu ve bunun gibi saçmalıklar toplumumuzu ne hale getirdi görmüyormusunuz.
    Allahın “psikopat bir despot” olarak öğretildiği çağlarda insanlık başını savaşlardan, belalardan kurtaramamış, yani “psikopat allah bilinci” toplumları hep felakete sürüklemiş, şimdilerde ise başka bir felaket işareti belirdi “tefeci allah öğretisi”, iyilik yap ki karşılığında allah sana sevap yazsın mantığında olduğu gibi. Adam bu dünyasını kurtarmış, birine yardım etmesi için öbür tarafı da kurtarma şartı veriliyor, (güya din adamları iyiliğe yönlendirecek ya) allaha böyle tapan herkes ne oldu biliyormusunuz? “tefecinin allahı” oldu ne olabilirdiki. Çok üzücüdür ki bazı kuran tefsirleri bile bu eksen etrafında yapıldı. Yani uzun sözün kısası toplumların sapmasında ki en büyük vebal dinin özünü anlayamadığı halde fetvalar veren kitaplar yazan din adamlarının vebalidir.

    Şimdilerde ise her ne ise din vs. adamlarını saptıran bu sihirli güç, onları paganizm e yönlendirmeye başladı “yarı tanrı-yarı insan mehdi gelecek kurtaracak, her şey düzelecek kutsal baba kurtaracak” Ya bırakın kurtarıcı beklemeyi, madem inanıyorsanız adem herkesin ortak atası ise yaratılışta ilahi ruhtan ademe üflendi ise (ki bunu kuran yazıyor) ilahi fıtrattan her insanın içinde olması gerekiyor onu arayıp bulmaya bakın. Yani kendinize bakın kendinize. (Tabiki üretilmiş bir sürü yalan’dolan dan kafanızı arındırıp kin’i, hırs’ı, hased’i, tamahkarlığı vs. bir kenara bırakabilirseniz.)

    Yapabileceğiniz en büyük başarı tamahkarlıktan kurtulmak ve bazı bu dünyadan aldıklarınızı geri iade etmek. Hakkınız olmayandan kurtulabilmek.

    Zihin egzersizi yapmak için hiç bir kitap kuran okumaktan daha faydalı olamıyor, ve olası bütün insan kişiliklerini toplamış bir kitap kuran-ı kerim (her ne kadar mükemmel tercüme edilemiyor ise de, her ne kadar her arapça bilen çözemiyor ise de), siz onun bunun yazdıklarını bırakın kuran okuyun da size bir kişilik kazandırsın, insanlığı öğrenin. Unutmayın ordaki firavn’da sizsiniz musa’da sizsiniz, hepsi de sizsiniz aynı beden içinde.

  114. mustafa said,

    Ağustos 1, 2007 9:27 pm

    sadsafs

  115. servet said,

    Ağustos 3, 2007 5:29 pm

    bayram yıldız bey katılıyorum size ve islamın aslı ve özü kuranıkerim ve sünnettir gerisi yorumdan öteye geçmiyor ülkemizde insanlar kuranı kenara koyup risalei nur okuyor, peygamberimizi SAV. kenara alıp said nursiyi anıyorlar.

  116. emine said,

    Ağustos 4, 2007 9:16 am

    cok teskkur ederım bılgılerınız ıcın ıns bızlerde allahın yolundan sapmayız amın.

  117. can said,

    Ağustos 4, 2007 6:36 pm

    said nursinin ilk papaz görüşmeleri dinlerarası diyaloğu başlatması şimdiki öğrencilerinin ondan beslenip ABD ye demiratması Azraille anlaşma yapmışcasına, said nursinin kastamonu lahikasında 2.dünya savaşında ölen masum hiristiyanların şehit olduğunu ifade etmesi,hiristiyanlarla ittifak edileceğini belirtmesi cenabı hakkın onları dost edinmeyin ayetiyle ne kadar örtüşüyor. Dinlerarası diyalog papanın islam alemini hiristiyanlaştırma projesi olduğunuda ifade etmek isterim bu misyonun bir parçası olmak isteyenler papazlarla kol kola oldular .Allah ayıktırsın Hakkı hak bilip yaşamayı ,batılıda batıl bilip karşısında durmayı Allah bize nasip etsin.

  118. ayşegül said,

    Ağustos 5, 2007 11:01 pm

    yüce RABBİM tüm insanoğlunu müslümanları ıslah etsin.

  119. bahattin said,

    Ağustos 7, 2007 1:21 pm

    bence bu deccal çok korkunç bi şey herkes kaçsın alalalalalalalalala alaah bisede nasip e trsinn

  120. yigit said,

    Ağustos 7, 2007 7:20 pm

    öncelikle bu paylaşımda emeği gecen herkesten allah razı olsun . cok güzel ve faydalı bir bilgi olmuş . allah yardımcımız olsun ki vakit iman ve tövbe zamanıdır . bu dünya herkesin bildigi gibi bir imtihan dünyasıdır . ben küçük bir yorum yapmak istiyorum okudugum bazı yorumlarda din kardeşlerim küçük bazı gaflet yapmışlardır . HZ MEHDİ HZ İSA SA VE DECAL in kıyamet alametlerinde yapcak oldugu gerceklerden , sanki bu yazıda anlatılanların gercekleşmiyecegi şeklinde yazılar yazılmıştır. bize yol gösteren hersey kuran da mevcuttur . allah yücedir bagışlayandır

  121. Bayram Yılmaz. said,

    Ağustos 8, 2007 2:51 pm

    şuna dikkat edin bu yazıdan alıntı

    “””””””DECCAL HORASAN’DAN ÇIKAR
    Ebu Bekiris Sıddık (Radıyellahu anhu) derki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bize haber verdiki Deccal doğu tarafından çıkacaktır. Oraya Horasan denir. Kavimler ona tabi olacaktır.
    (Tirmizi)”””””””

    bu kadarı bile bu konunun peygamber sonrasının siyasi bir hilesi olduğunun yada en azından pis siyasete alet edildiğinin göstergesi değilmi?

    iyi imiş o benim devletimi/sömürü düzenimi tehdit eden herşeyi ben de deccal ilan edeyim oluversin bitsin.

    niye bir kez olsun aklınızı kullanmama konusunda inat ediyorsunuz?

  122. Yunus Emre Erden said,

    Ağustos 8, 2007 8:23 pm

    Kıyamet Alalmetleri olacaktır şüphesiz bunlar on tanedir.Ey Allah’ım Biz Mü minler olarak bizim zamanımıza denk gelirse,o Deccal ile savaşacağız Senin uğrunda Allah ım. Yalnız denk gelmezse,Kafirlerle savaşacağız onlarda denk gelmezse,Yine senin yolunda o sinsi şeytan ile savaşacağız.Sen bizi Mü minleri galib kıl Düşmanlarımıza karşı Sen herşeye Kadirsin,Sen Mü minleri galib kılansın….Resulullah (SAV) in yolunda olmak üzere,Allah ın Selamı üzerinize olsun…

  123. kemal said,

    Ağustos 10, 2007 8:39 pm

    bir dostum bana çok güzel bir ip ucu verdi
    -mehdi geldiğinde sizi namaz kılarken oruç tutarken seccadeniz üzerinde dua ederken bulsun.

  124. kemal said,

    Ağustos 11, 2007 10:05 pm

    ya hu kardeşim hıristiyanlardan niçin bu kadar korkuyosunuz islam dini baskın dindir bizim elimizde kuran gibi bir hakikat varken incilin(tahrif edilmiş) mumu yatsıya kadar yanmazmı hırıistiyanlar kendi nesillerini kendi dininde tutamıyo bizi nasıl hıristiyan yapacaklar benim şahit olduğum bir olayda almanyada papazlar nur talebelerine gelip cemaatlerine allahı anlatmalarını istiyodu çünki biz insanları artık ikna edemiyoruz anlatacak hiç bir şeyimiz kalmadı dediler.
    vel hasılı kelam nur talebelerine sataşın kızın ama şunuda iyi bilinki bir zamanlar dinsizlik cereyanına karşı onlar bu ülkede direndiler koğuşturuldular yargısız infaz edildiler ve said nursi hazretlerinin cenazesi dinsiz vali tarafından çöp arabasıyla taşıtıldı mezarından bile korktular.lütfen biraz insaf edin biz daha bu dünyada yokken onlar islam davası için mücadele ediyodular.

  125. ibrahim said,

    Ağustos 17, 2007 2:20 pm

    Sait nursi kitapları; hepsi hikaye laf salatası, içi boş tekerlemeler o kadar ki detaylarına girmeye bile değmiyor, zaman ayırmaya bile değmez, cilalı laflardan medet umarak yazılmış insanların kendini beğenmesinin umularak yazıldığı saçma sapan hikayeler, çoğu islam öncesi israil dünya görüşüne dayalı tekerlemeler. Bu ve bunun gibi saçmalıklar toplumumuzu ne hale getirdi görmüyormusunuz.
    Şu Kadar Demeyi Kendime Bir Borç Olarak Görüyorum. Böyle Bir Yazıya Karşı Sessiz Kalmak Benim Yapıma Ters Geldi …
    Bayram Bey Anlaşılan O ki Sizde Hiç Risale-i nura İhtiyaç Oluşmamış .Siz Okadar Alim siniz ki ; Daha 14 Yaşında İken Kapısına Hiç Kimseden Sual Sorulmaz ,Sorulan Bütün Suallere Dogru Cevap Verilir Diyen Said Nursiden Çok Daha Alim siniz …Ayrıca said Nursi Hazretlerinin Çıktıgı O dönemde İlzam Etmek İsteyen Alimler Bu Tabeladan Dolayı Onu İlzam (Maglup) Etmek İçin Sorular Sormuşlar Ve Sorulan Tüm Suallere Dogru Cevabi Alınınca Ona Zamanın Degerlisi Ön İsmi Verildi ….Sana Ne İsim Verildi Bayram..Bu Sözlerini Ustad Ve Eserlerine Bir Hakaret Olarak Algılıyorum .Ve Sana Şu kadarını Söyliyim O Begenmedigin Eserler İle Milyonlar İmanını Kuvvetlendirmiş , Kurtarmış ve Kurtarmayada Devam Ediyor….

  126. ibrahim said,

    Ağustos 17, 2007 9:07 pm

    Bayram Senin Dedigin Gibi Herkes Kurandan Kendisinin Anladıgı Dogrultada Tefsirler Çıkartacak Olursa İnsanlar Sayısınca Tefsirler Oluşur …Buda Dini Tahrip Eder. Eger Sen Alim Biri Oldugunu Düşünüyorsan Allahın Dinini Yüceltmek İçin Kuranı ve Sünneti Çok İyi Anlayarak İnsanlara Hizmet Et.Ama Kendini Alim Olarak Görmeyenler , Avam Tabakasından Olan İnsanlar Ne Yapsın 40 Sene Kuranı Anlamaya Ve Hayatına Tatbike Çalışan Alimler Gibi Ömürlerini Bu Şekilde Geçiremezler Nedenide Herkes Alim Olamaz .Avam Tabakasında Olanlar İslamı , İslam Alimlerinden Ögrenirler Bu Yüzyıllardır Böyle Olmuş Ve Böylede Gidecek. Çünkü Herkes 40 yıllarını Veremez .Hazır Kaynaklar Var Tekrardan ABD yi Keşfetmeye gerek Yok Derler, ki Öyledirde . İslam Alimlerinin Eserleri Okunarak Onların Bilgi Birikiminden İstifade Etmek Gibi Bir Durum Varken Kendileri Kurana Bakarak Yarım Yamalak Bilgiler ile Ayetlerden Manalar Çıkarmak Edepsizlik Addederler , Öyleki;Kendini Alim Hissedenler dahi Bu İslam Alimlerinin Eserlerini Okuyarak İstifade Ederler Ve Kendilerini Geliştirip Bu Bilgi Birikimlerinin Üzerine Kurana Ve Sünnete Zıt Olmayan Yeni Bilgiler Ögrenirler ve İlerleyen Zamanlarda Onlarında İslam Alimleri Gibi Kitapları Olur.Ve Kitaplarıyla İnsanları İrşad Ederler…
    O Yüzden Böyle Uzun Bir Yola Girmek İstemeyen Avam Tabakasındaki İnsanlar İslam Alimlerinden Bu Birikimlerini Alırlar Ve Hareketlerini Tavırlarını O İslam Alimlerinden Ögrenirler …Çünki Bilirler ki Bu İslam Alimleri Çok İyi Bir Egitim almış Ve Kendisini Geliştirmiş Ve Ekser İnsanlar Tarafından Evliya ,Alim ,Ve Müçtehid denilmiş İnsanların Birikimleridir Kurana Ve Sünnete Zıt Olan Bilgileri Eserlerinin İçerisine Koymadıklarına Gönülden Kalben Ve Fikren İnanırlar Ve O Şekilde Eserlerini Alıp Okurlar Ve İstifade Etmeye Çalışırlar Bunlardan En Önemlileri Gavsı azam Ebu Hanife , Nakşibendi Hz.Mevlana , Bediüzzaman Said Nursi ,Gibi Pekçoklarının Eserlerinin Alınıp Okunuldugu Gözümüz Önünde Müşahade Ediliyor

  127. Mehmet said,

    Eylül 27, 2007 2:21 am

    Bu web sitesi Deccal’in mi?

    http://www.subgenius.com

    Genius Dahi demek.

  128. ismail said,

    Kasım 30, 2007 12:34 am

    aranizdayim ilahi inmistir ama su an beni en yakinlarim bilir iki senedir son egitimi mi aldim artik hazirim umdugunuzdan yakin zamanda ortaya cikacam iciniz rahat olsun

  129. Ismail said,

    Aralık 10, 2007 9:25 am

    Selam kardeslerim ben size birsey söylemek istiyorum ve e-posta cevap veriniz lutfen. benim icimde kufur sesler var Allaha karsi ve Peygamber Efendimize karsi. Napacam bilmiyom yardim edermisiniz lutfen bu konuyu konusman isteyenler ve yardim isteyenler E-postama göndersin yani buna ismail_cekirge@hotmail.com lutfen

  130. buket said,

    Temmuz 13, 2008 12:01 pm

    ya ben çok korkuyorum ama bu yazılanların yalnızca birer benzetme olduğunu ve her dönemin deccalinin ayrı olduğunu duymuştum:(

  131. semih said,

    Ağustos 22, 2008 6:55 pm

    fghkhg

  132. fatih said,

    Ağustos 22, 2008 7:00 pm

    bizim insanlarımız çok düşüncesiz ve bilgisiz ah bir dünyada neler olduğundan haberleri olsa şaşarlar deccalı hep tartışıp dururlar deccal geldide fitnesiyle bütün insanları sapıttıda kör olanlar bunu görmezler deccalın fitnesi hala yeryüzünde devam ediyor ona kapılıp cehennem ateşina yaklaşan binlerce insan var . deccalın gelmesini boşuna beklemeyin kıyamet alametlerinin hepsi tamamlandı sadece kıyamet sabahı kaldı onuda allah bilir

  133. Turk said,

    Eylül 28, 2008 10:33 am

    selam
    Hz. Mehdi As. gelecegine inanmayan kisiler imanini tekrar gözden gecirsin yaniliyorlar.Bizim vahabi degiliz ecdadimizda vahabi degildi evliyalara inaniriz.Bize tek kur’an yeter diyen kisilerin hayatlarina bir bakin islami ne kadar yasayabiliyorlar?
    su an ahir zamandayiz hatta Hz. Mehdi Aleysamin dunyada oldugu fakat henuz ortaya çikmadigi söyleniyor. Allah bizi Mehdi Aleysamin ordusunda olmayi nasip etsin.

  134. bilal said,

    Kasım 20, 2008 9:52 pm

    deccal Hakkında
    selamün aleyküm
    sizlere bir sorum olacakti kiyamet alametleri hakkinda deccal meselesi üzerine, bir sorum olacakti
    “ben kendime bir soru sordum bügün ciksa deccal kim olabilir” ve Arastirdim Peygamber efendimizin bildirdigi özellikleri bir kiside 11 e yakin özelligin Abdullah öcalan da oldugunu gördüm mesela:
    1 türklerin arasindan cikacak olmasi
    2 ada da hapiste olmasi
    3 ünlü biri olmasi
    4 saclarinin kisa ve kivircik olmasi
    5 anne ve babasinin müslüman kendinin kafir olmasi
    6 sam dan cikmasi veya irak in kayalik bölgelerinden cikacak olmasi
    7 her yerde adaminin olmasi veya askerinin
    8 kisir olmasi cocugunun olmamasi
    9 kominizmi savunmasi yani kafirligi
    10 gözünün birisinin dogustan arizali digerinin sasi olmasi ( Türk mercilerine sorabilirsiniz)
    11 iki gözünün arasinda arabca Ra harfi ve ke nin yarisinin cikmis olmasi ( Resimlerine bakiniz)
    tesadüf mü acaba?

  135. Kasım 24, 2008 5:13 am

    Lütfen iki şeyi birbirine karıştırmayalım.1=Süfyan:Mekke’de durup kuzeyedönen rasulullah ‘O ana ve babası müslüman kendi kafir dediği ve
    Mekke’nin kuzeyinde kalan bir islam ülkesinden çıkacak dediği, bir gözünde belli işareti olan;sonuçta gelip yaşayıp tahribatını yaparak, şimdi ölüp giden ve esas Deccale zemin hazırlayan kişi…Buna da bazan mecaz manada deccal
    denmiştir. Mecazla gerçeği karıştırmayalım. 2= Deccal:halen yaşayan ve 3-5
    yıl içinde (allahu alem) göreve başlayacak güney doğu Asya’da doğan;çıkacak
    bugünkünden daha büyük dünya ekonomik kırizinden sonra bir şekilde Çin’in başına geçerek 3.cü dünya savaşını çıkaracak Allah’ın olağanüstü özelliklerle donattığı İstanbul dahil Kudüs, Mekke Medine haiç bütün Asya ve ortadoğuyu zapdedecek derelerden su yerine kan akmasına sebep olacak
    kişidir.Daha geniş bilgi zamanla kendi sitem “www.surprizsite.com” dan da izleyebilirsiniz.MÜRSEL MÜNEVVEROĞLU.

  136. AHMET said,

    Ocak 19, 2009 4:41 pm

    bakın hz.isa deccali öldürecek bizi allah teala koruyacak deccali okuduğumda ise ürktüm ne pis adammı canavarmı belli değil deccali deccali evvela ben öldürmek isterdim ama allah isaya vermiş açıkçası etkilendim

  137. Saklıdost .imperia said,

    Mayıs 3, 2009 12:47 am

    2009 YILININ NİSAN AYINDAYIZ OBAMA BUGUN TÜRKİYEDE ABD NİN AĞZINA LAYIK BİR MAKALE YAZIYORUM BUNDAN 15 SENE SONRA BUYRUN OKUYUN

    2024 YILINA KADAR BAKIN NELER OLACAKMIŞ

    Yakın gelecekte 3 . DÜNYA SAVAŞI ÇIKAR
    TÜRKİYE savaşa girecek
    savaşın merkezi TÜRKİYEDİR

    yapacağı muhtemelen savaşlar ve cepheler

    ırak cephesi
    yunanistan cephesi

    Bu 3. dünya savaşı sırasında akla gelen en bariz cepheler olur
    buna ilaveten Bulgaristan da ilave olur mu bilemem

    Bu cepheler TÜRKİYE ye tuzak olarak kurulan cephelerdir
    Zira TÜRKİYE yi işgal etmek isteyen bu cepheleri TÜRKİYE ye açtırararak Türkiyeyi pusuya düşürmek isteyecektir
    o yüzden önümüzdeki süreçte kin tohumları ekilip yunaistan ve ırak la aramız bozulacaktır
    süreci dikkatle takip edin kin ve nefret tohumları bu süreçte havada uçuşacaktır

    AMAÇ TÜRKİYE nin gücünü zayıflatmak kendi işgali sırasında direnişi minumum a indirmektir !

    ardından asıl işgalci görünür ……

    Birleşik devletler KIBRIS üzerinden MERSİN ve ADANA yı işgal ederek ANKARA istikametine doğru başkentin üzerine doğru gelir…

    Bu arada hava bombardımanı denizden saldırılar EGE ve AKDENİZ kıyısında ki tüm şehir ve kasabalar bombardımandan nasibini alır…

    Hava saldırısıyla tüm hava savunmamız yoğun bombardımana maruz kalır

    Hava saldırısı ile yine karadaki birliklerimiz yoğun bombardımana maruz kalır
    zira kara harakatı DENİZ ve HAVA saldırısı başlamadan ve belli hedefler vurulmadan kesinlikle başlamaz

    Hedef ANKARADIR dır başkente doğru yoğun bir saldırı başlar …

    kıbrıs İŞGALCİLER için doldur boşalt istasyonları olur ,MAALESEF elimizden UZUN BİR SÜRELĞİNE gider

    işgal birlikleri gelen birliklerini önce KIBRIS a sonra MERSİN limanına ordan da cepheye sevk ederler

    İşgal için en ideal çıkartma yeri KIBRIS üzeri MERSİN olur
    Bu arada BOĞAZLAR a saldırı olur ve RUSYA nın kontrolu ve karadenizdeki ülkelerin kontrolu burdan yapılır
    İSTANBUL işgal görür ….

    Savaş tahminimce 2012 yılında başlar 2016 yıllarında ise kara harakatıyla abd kendini BOR ilçesi güzergahı ardından ANKARA istikametine doğru bir çizgiyi çoktan çizmiş olur …

    Direniş ise NİĞDE ULUKIŞLA DA olur…..

    ZİRA BOR ilçesinin hemen önü ULUKIŞLA dır

    19 .YY da PLEVNE SAVUNMASI
    20.YY da ÇANAKKALE SAVUNMASI
    21. YY da ise ULUKIŞLA SAVUNMASI görülmektedir

    ULUKIŞLA bu yüzyılın savunması nı yapar
    stratejik bir yerdir

    Askerde iken bir uzm çvş söyle bir söz nakletmişti
    bir zaman gelecek Türkiye işgal olacak onları ULUKIŞLA da durduracağız
    bu sözü bir evliyaullah söylemiş dedi
    bence söz de çarpıtma olabilir …

    evliyaullah ın ilhamı haşa vahiy değildir ya olur ya olmaz ben bu şekilde biliyorum
    dedi ki askeriye bu sözü işitmiş ve Türkiye işgal olursa nasıl işgal edilir sorusunu sormuş

    ve neden ULUKIŞLA sorusuna cevap aramışlar
    bakmışlar ki stratejik öneme sahip
    tam BOR ilçesinin hemen önü
    Bunun üzerine ULUKIŞLA ki TABUR seviyesinde ki birlik TUGAY seviyesine çıkartılmış
    Askeriye burda bir açık tespit etmiş ve gereğini yapmış

    Ben askerliği 2000 -2002 yılında yapmıştım bu sözü 2001 de işittim
    Demek ki bu tabur tugay seviyesine 2000 yılı yada daha öncesinde Tugay seviyesine yükseltilmiş

    Askeri çevreler az çok bu sözden dolayı kulaktan kulağa ULUKIŞLA yı bu sebepten bilir
    En azından mevzusu geçse böyle de bir şey söylenmiş diyerekten tenkit de olsa sohbetlerde bu geçer diye düşünüyorum

    Benim görüşüm ULUKIŞLA bu yüzyılın savunma savaşını yapar
    Benim şahsi görüşüm 2016 yılına kadar burda büyük bir savunma olur
    ABD işe neresinde katılır bilemem

    Fakat 2016 yılında ABD kesinlikle ULUKIŞLA da olacaktır diye düşünüyorum
    Burda savaş kilitlenecektir
    Bu savaş bir dünya savaşıdır
    Diğer 2 dünya savaşından çok daha farklı olacaktır

    Zira artık nükleer,biyolojik ,kimyasal silahlar bu savaşta MAALESEF tamamen kullanılacaktır

    1. dünya savaşında batılı devletler kimyasal silah kullanmıştır
    2. dünya savaşında da ayrıca 2 atom bombası kullanılmıştır
    bu savaşta biyoljik silah dahil her türlü bombalar kullanılacaktır

    Bu savaş 6-7 yıl sürebilir
    Savaş ana eksende RUSYA -ABD arasında olacak
    çıkan savaş HRİSTİYAN- MÜSLÜMAN savaşına dönüşecektir

    savaş nerden başlar ?

    savaş İRAN -İSRAİL yada İSRAİL-İRAN saldırısıyla başlar
    Başka bir boyutta ise PAKİSTAN-HİNDİSTAN arasında başlatılır
    Temel sebep ise ekonomik kriz dir
    ABD kendini dağıtıp başka bir boyutta tekrar dünyaya hükmedecek bir yapıya bürünmek istiyor
    sistemi artık tıkandı , bunu kendi de biliyor
    kominist olmayan fakat onu anımsatan bir sisteme geçiş yapmak istiyor

    Benim şahsi kanaatim odur ki ABD petrolun saltanatına son verip BOR madenini tahta çıkartacaktır
    Bu sebeptendir ki dünya reservinin çoğuna sahip olan TÜRKİYE işgal i görür
    işgal bu yüzdendir

    ABD nin SAVAŞI BAŞLATMAK İÇİN yapacakları
    Her büyük ülkeye bir düşman belirleyecek
    kapitalist sistemi yıkacak

    Fransaya bir düşman… ingiltereye bir düşman…. almanlara bir düşman… japonlara bir düşman …hindistana bir düşman ….çin halk cumhuriyetine bir düşman seçecek……… rusyayı merkezde kendisi alacaktır

    Tek sorun ABD nin ÇİN le nasıl baş edeceğidir ÇİN bu yemi yutar mı?
    şu anda inanın ABD nin en büyük sorunu budur !

    Zira ÇİN bu satrançta dışarda kalıp fazla müdahil olmayacaktır

    ÇİN gölge oyunu oynayıp KUZEY KORE aracılığıyla GÜNEY KORE ve JAPONYA ile savaşır ve milliyçi çin olan TAİWAN ı işgal etmekle yetinebilir

    Bu savaşta tüm nükleer silahlar ortaya çıkar ve inanılmaz bir savaş olur

    Benim şahsi kaanatim TÜRKİYE savunmadan hucuma geçecek gücü MEHDİ nin çıkışında bulacak ve AKDENİZ e kadar ABD yi sürecektir
    Fakat İSTANBUL dan ABD çekilmeyecektir

    Bu savaş 2017-2018 yıllarından önce kesinlikle bitmez

    Bu zaman diliminden sonra İSTANBUL EDİRNE TEKİRDAĞ esir kalır
    ABD BOĞAZLAR dan çekilmez

    Bu süreç RUSYA yı zora sokar

    Zora giren RUSYA , ABD ile savaşı kesinlikle göze alamaz
    bu yüzden savaşın bitiminden 3 sene ye kalmaz RUSYA KAFKASLAR dan ve KARADENİZDEN TÜRKİYE ye ANİ den saldırır ve AKDENİZE inecek bir koridor açmak isteyecektir
    Türkiye burda uyanık olsun !

    Bu sefer TÜRKİYE – RUSYA ile savaşacaktır
    SENE 2020 YILLARDIR ….

    Türkiye bu sefer zor duruma düşecektir

    Zira mehdi de ortalarda görünmeyecektir ki savaş bitimine yakın mehdi 3-4 seneliğine ortadan kaybolacaktır

    mehdinin kayboluşu melhameyi kübra savaşında toplanma yeri olan ŞAM da birikmeler başlayacaktır

    burda askeri bir topluluk RUSYA savaşını yakından takip edecektir
    zira eş zamanlı olarak tüm devletlerden mücahitler burda mehdinin çıkmasını beklemektedir

    TÜRKİYE zorda kalıp ABD den yardım istemek durumunda kalacaktır

    ABD den yardım gelmeden ise galip gelecektir
    BURDAKİ İNCE ESPRİ PEKALA MEHDİ OLABİLİR

    zira mehdi nin bu yardım istenme zamanında bizatihi cephede olacağını düşünüyorum
    mehdinin çıkışı ordumuza güç katacaktır diye düşünüyorum
    mehdi ilk çıktığında moral kazanan birliklerimiz akdenize kadar sürmüştü
    halbuki mehdi o vakit başka cephede idi ve çok uzaktı

    mehdi KAFKAS cephesinde ortaya çıkışı ve komutaya yardım etmesiyle savaş lehimize dönecek ve RUSYA yı püskürtüp galip geleceğiz inş
    ardından ABD yardımı gelir fakat ortaya çıkan yeni durumu beğenmez GADİRLİK YAPAR !
    bir abd askeri haç galip geldi diye bağırır
    bunun üzerine bir müslüman(Türk) o askeri öldürür

    Bu olayı bahane eden ABD TÜRKİYE ye barışın 5. senesinde harp ilan eder
    Türkiye denizden ve havadan tekrar bombardıma tutulur
    ve tekrar kara harakatı gözükür
    Bomba düşmeyen AKDENİZ EGE sahil ŞERİDİ kalmaz

    Mehdi KAFKAS cephesinden ayrılıp ŞAM a geçer ve Melhameyi Kübra savaşına hazırlanır

    ABD YÜREĞİNDEKİ ACIYI TELAFİ EDİP acı hatadan ders çıkartıp , KIBRIS üzerinden bu sefer MERSİN e değil HATAY a çıkartma yapar

    TÜRK ordusunu bir ucu kafkas cephesinde diğer ucu ise MERSİN de çıkartma yapacak olan askerleri beklemektedir
    BURDAKİ BİRLİKLER UHUD SAVAŞINDAKİ OKÇULARA BENZER
    ZİRA BURDAN AYRILACAK BİRLİKLER MEHDİNİN İŞİNİ ZORA SOKMASI İÇTEN BİLE DEĞİLDİR !!

    ABD, HATAY a girer ve ANKARA ya doğru yol alır

    Bu arada ŞAM dan başka bir birlik HATAY a girer ve TÜRKİYE ile ABD nin arasına girer
    haç galip geldi diye bağıran ve gadirlik yapan birlik ten geriye esirler kalmıştır

    Ve şu konuşma geçer :

    abd –bizimle bizden esir alanlar arasından çekilin
    mehdinin ordusu — biz sizinle kardeşlerimiz arasından ASLA çekilmeyiz

    ve burda BÜYÜK bir savaş olur
    bu savaş hadis i şeriflerde MELHAMEY-İ KÜBRA olarak geçer yani BÜYÜK SAVAŞ

    Savaş sırasında mehdi nin ordusunun 3 te 1 i cephede hezimete uğrar( ve kaçarlar )
    –Allah onları asla bağışlamayacak
    -3 te 1 i savaşta şehit olacak
    –onlar şehitlerin en faziletlileridir
    geriye kalan 3 te 1 lik ordu ise galip gelecektir

    savaşı mehdinin ordusu kazanacaktır!!
    hadis -i şeriflerde müjdelenmiştir
    ABD HATAY DAN İLERİYE GEÇEMEYECEK VE YENİLEREK GERİ ÇEKİLECEK !!

    mehdi nin ordusu sayıca abd ordusunun 3 te 1 i kadar ı bile bulmayacaktır
    mehdinin tahmini ordusu 300 000 i bile geçmeyecektir
    abd ise 960 000 lik ateş desteği yüksek çok güçlü bir ordu ile gelecektir

    Bu savaş sonun başlangıcıdır
    ABD NİN SONU BU SAVAŞ SONUNDA ŞEKİLLENECEKTİR

    **Allah, mehdi nin ordusunu 300 000 melekle destekleyeceği ne dair hadis i şerifler vardır **

    Zira hadis i şerife göre abd ordusu 960 000 kişden oluşacaktır
    her bir sancakta 12 000 asker olan 80 sancak

    Yani abd ordusu 80 tümen askerle hatay girecek
    bu savaşın sonrasında mehdi kısa birsüre kaybolacaktır

    Kayıp olan tabut u sekine yahudilerin değimiyle de kutsal ahit sandığının bulmak mehdi ye nasiptir

    Mehdi ANTAKYA daki mağaradan tabutu sekineyi çıkartır … hadisi şerifince
    ANTAKYA nın şu an ki adı HATAY dır
    Bu savaş sonunda bu sandık bulunacaktır
    mehdi en faza 1 sene ortadan kaybolacaktır

    Zira barışın 6. senesinde İSTANBUL bu ordu tarafından FETH edilecektir
    Mehdi İSTANBUL u almadan bu sandığı bulacak ve yahudileri saf dışı bırakcaktır
    ABD in arkasında duran yahudiler bu olayla saf değiştirecektir ,İSTANBUL UN FETHİ KOLAYLAŞACAKTIR

    MEHDİ SANDIĞI BULUP YAHUDİLERE GÖSTERECEKTİR
    Azı hariç çoğu müslüman olacak … hadis i şerifince o vakte kalan yahudilerden çoğunluk müslman olacak

    Zira bu sandığın için tevratın orjinal lavhalar da vardır
    Gerçek ortaya çıkınca yahudilerden o vakte kalanlar iman edecekler (azı hariç)

    Azı hariç ifadesinde müslüman olmayanlar deccale uyacak olan İRAN daki İSFAHAN yahudileri olacaktır
    70 000 isfahan yahudisi deccale tabi olur … hadis i şerif

    İSTANBUL un 2. FETH inden sonra deccal çıkacaktır
    DECCAL ÇIKMADAN ÖNCE 3 SENE ÖNCESİNDEN ARTARAK DEVAM EDEN BİR KITLIK BAŞ GÖSTERECEKTİR
    3. SENESİNDE NE YAĞMUR NE DE MAHSUL ALINACAK
    BU SÜRECİN SONUNDA DECCAL ÇIKACAK!!

    Mehdi ordusuyla KUDUS e gidip savaş hazırlıkları na başlar
    Burda yahudilerle bir savaş olur ve yahudilerin soyu bu savaşla son bulur

    Mehdi nin çıkış sinyali İSRAİL DEVLETİ NİN yıkılmasıyla başlar
    Zira İRAN KUDUS e kadar inip İSRAİL DEVLETİ ni yıkacaklardan birisidir
    Diğeri tahminmice MISIR olacaktır
    hadis i şerifte
    farslılara ikramda bulunun kudus e kadar inecekler hak isteyecekler ,hakları verilmeyecek , bunun üzerine geri çekilecekler , hakları verilecek bu sefer kabul etmeyecekler ….haklarını mehdiye verecekler

    Benim şahsi düşüncem İSRAİL DEVLETİ yıkımından hemen sonra beklenen mehdi ortaya HEMEN çıkmayacaktır

    MEHDİNİN ÇIKIŞ TARİHİ ( 2016-2017 DİR )
    Bu süre 2016 yılından önce kesinlikle olmayacaktır

    mehdi çıktığında kimse şüphe etmeyecektir
    uyuyan yatağından fırlayacak ….ayakta olan oturacak …oturan ayağa kalkacak
    hadis i şerifince
    mehdinin çıkışı büyük olay olacak ve her millet kendi dilinde bu haberi işitecek
    Zira büyük olacak çünkü mehdi bir dünya savaşının sonuna doğru çıkacak
    müslümanlar bu savaştan yenilgi ile ayrılacak

    Ben olsam mehdi nin çıkışını bekleyenlere şunu söylerim
    Siz böyle bir manzarada böle bir vakitte yaşamak istermiydiniz
    elbette hayır
    ben istemem diyenler mehdinin çıkışını beklemeyi bırakıp kendi işlerimizi daha dikkatli yapmaya başlasak çok iyi olur diye düşünüyorum

    Tek derdim askeriye bu savaşları göze alarak savaş stratejisi ve mühimmat depolamasıdır
    Ancak bu şekilde en az kaybı veririz !!

    Hava savunma sistemimizi dışardan kiralayan bir ülkeyiz
    RUSYA dan S-300 hava savunma sistemlerinden bir tanesini yada alabilirsek S- 400 lerden birini toplu paketle almalıyız bu çok önemli
    Bu sistemlerden bir tanesini BOR ilçesine kurmamız en mantıklı akıl yolu olacaktır !!

    ve füze alırken RUSYA savaşını da göz önüne alıp yüklü alım yapılmalıdır
    zira ABD den sonra RUSYA ardından tekrar ABD ile savaş var !
    Lütfen askeriye bunu dikkate alsın

    Hadis i şeriflerde 2 RUM AZATLISI …. ifadesinde ki azatlılardan bir RUSYA diğeri ABD dir
    Bahsedilen ülke ise TÜRKİYE dir

    mehdi de bu sebepten Türkiyeden çıkacaktır Akla en mantıklı gelen de zaten budur
    Tüm işler sona erdiğinde KUDUS merkezli bir İSLAM DEVLETİ kurulacaktır
    Bu devlet ENERJİ KORİDORLARINI TUTACAKTIR hepsini kapsayacaktır
    ve dünyayı artık müslümanlar yönetecektir
    yeryüzünde tek din O VAKİTTE İSLAM olacaktır
    Allah nurunu tamamlayacaktır
    isa .as. tekrar gelişi ile deccalin öldürülmesi sonrası ….
    Büyük bir bolluk ve bereket olacak
    Artık yeryüzünde ne kilise kalacak ne de havra
    İsa a.s gelişiyle bunları yıkacak

    sonuç

    Türkiye önümüzdeki süreçte doğu ve batı cephesinde pusuya düşürülecektir
    ardından işgal görecektir
    ardından savunmayla işgal kalkacaktır
    İSTANBUL ( AVRUPA YAKASI ),boğazlar savaş süresi hariç 6 sene işgalde kalacacağı hadis lerde bilidirlmiştir
    EDİRNE ,TEKİRDAĞ VE İSTANBUL 6 sene esir kalacak
    Türkiye barış sürecinin 3-4 senelerinde RUSYA ile savaş yapacak ve zor duruma düşecektir

    Mehdinin Türkiye ye faydaları

    4 faydası dokunacaktır

    ULUKIŞLA daki direniş sırasında çıkıcak ve Türkiyeden olduğu anlaşılmasıyla DİRENİŞ E MORAL olacaktır ,Solmaya yüz tutmuş moraller tekrar dan yeşerecektir

    RUSYA nın TÜRKİYE Yİ işgali sırasında cepheye gidip askerlere moral olacak ve manevi yardımda bulunacaktır

    ABD nin HATAY a yapacağı çıkartmada ordusu ile ABD yi yenmesi
    ve 1 senE sonrasında istanbulu geri alması
    Bunlarda mehdinin TÜRKİYE ye faydalarıdır

    TÜRKİYE 3. dünya savaşı hariç 7 sene daha savaş psikolojisini yaşar
    en az 12 sene türkiye savaşla yüz yüze gelecektir
    biri biterken diğeri başlayacaktır

    Ancak deccalin öldürülmesiyle Türkiye rahat edecektir ki bu süre 2023-2024 lü yılları gösterir
    2012 -2024 eder 12 sene

    savaşa 3 sene kaldı bu çıkartılan son ekonomik kriz dünya savaşı ile sonuçlanacaktır
    Türkiyenin topağına düşmeyen bomba kalmayacaktır

    SÜRECİN SONUNDA İSE HRİSTİYANLIK VE YAHUDİLİK ORTADAN KALKACAK VE ALTIN ÇAĞ DENEN BİR DÖNEM BAŞLAYACAKTIR

    2009 YILINI NİSAN AYINDAYIZ OBAMA BUGUN TÜRKİYEDE
    ABD NİN AĞZINA LAYIK BİR MAKALE YAZIYORUM

    BUNDAN 15 SENE SONRA BUYRUN OKUYUN
    2023- 24 YILLARINA KADAR BAKIN NELER OLACAKMIŞ
    İNŞ HAKKIMIZDA HAYIRLISI OLUR

    MEHDİNİN ÇIKIŞ TARİHİ ( 2016-2017 DİR )

    http://www.bizkackisiyiz.net/siziny/1392.html

  138. azat said,

    Mayıs 4, 2009 7:12 am

    allahın dediyi şey olur allaah büyüktür onun tek dedigi odur

  139. azat said,

    Mayıs 4, 2009 7:21 am

    ve alahın dedigi şey namaz kuran kerim oruç zekkat kahbe namaz kılın yeter ama şeytana oymayın allah sizi şeytan ylunda kurusun amin

  140. azat said,

    Mayıs 4, 2009 7:23 am

    kulu alahgu ayet alahu samet lem levit velem lulet velem yekunegu kufanu ayet

  141. Fatımatu Zehra said,

    Mayıs 20, 2009 5:16 pm

    İmam Mehdi Sahibü’z Zaman Aralık 2009 aşuresinde zuhur ediyor.

    Es Selamun Aleyküm ve Rahmetullah.

    Bismillahirrahmânirrahîm.
    La İlahe İllallah Muhammed-ül Resulullah.

    Vaad edilen zaman yaklaşmış, insanlığın ve Müslüman âleminin beklediği büyük gün gelmiştir.

    İslam dininin kutlu sancağı Aralık 2009 aşuresinde, İmam Mehdi Sahibü’z Zaman tarafından Akdeniz de arş-ı alaya kaldırılacak ve İstanbul’un manen fethi ile hüküm bulacaktır. O günü özlemle bekleyen ve o gün Allah için bu kutlu sancağın altında bulunmayı dileyenlere müjdeler olsun.

    Sadakallahul Aliyy’ül Azim.

    http://mehdisahibizaman.sitemynet.com

  142. aslı said,

    Ekim 9, 2009 1:34 pm

    ben inanıyorum ki allah o günlerde bize yardım edecek ve ecüc mecüc,deccal vb.gibi ne cikarsa cıksın allah öyle günlerde iman gücümüsü sonuna kadar yükseltsin işallah.

  143. gerçek said,

    Ekim 17, 2009 9:01 am

    siz daha cook beklersiniz mehdiyi…bu muslumanlarda seye sürülecek akıl olsa masallara inanmazlardı. mehdiyet yahudilikten ve hristiyanlıktan gelme bidati bir inanctır. yahudiler mesihi bekliyor siz de mehdiyi.

    • vezgbnymu said,

      Mart 12, 2012 8:20 pm

      yahu krdeşim bu inancın yahudilik ve hristiyanlıktda olması bu inancımızın doğruluğunu dahada pekiştiriyor zaten, yahudilik ve hrıstiyanlıkta hak dinlerdir, bozulmaya uğramış olsa bile. bizde aynı şeyi söylüyoruz, onlarda, demekki doğru. kaldıki bu konuda yüzlerce hadis var. hemde mütevatir derecededir ve bir çoğud gerçekleşti, tahakkuk etti, artık doğrumu yanlışmı denecek noktada değiliz…olmuş zaten neyini inkr ediyorsunuz…kabe baskını, ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları, afkanistanın işgali, ırağın üçe bölünmesi, lunin ve haley kuyruklu yıldızlarının çıkması, fıratın suyunun durdurulması, daha buna benzer 150 hadis tahakkuk etmiş.

  144. Muhammed(s.a.s) ve ehlibeyitinin sadik asgeri! said,

    Ekim 17, 2009 4:25 pm

    ALLA razi olsun,Allah butun muselmanlarin o gun imanini korumasinda yardimci olsun.AMIN!!!!!!!!!

  145. emredöner said,

    Kasım 18, 2009 11:08 pm

    kıyamet ve ahirzaman hadisleriyle ilgili kişi öldüğüzaman kıyametikopar vesselam

  146. Mehmet Özcan said,

    Mart 14, 2010 7:20 pm

    Selamun Aleyküm
    Arkadaşlar,Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed(S.A.S.)Efendimiz’in 1400 sene önce bizi uyardığı deccal çıkmıştır ve şu anda da hayattadır.İsmi Sathya Saidir.Ona genelde sai baba diye hitap ediliyor.Hadis-i Şerifler deki deccal olarak bildirilen bütün özelliklere sahip.Üstelik iki gözü arasında da Arapça kafir diye yazılı.Bir gözü de kör.Takma göz kullanıyor.Yoga,meditasyon,trans meditasyon isimli şeylerle insanları kandırıyor.Hindistan da yaşıyor.ALLAH RIZASI İÇİN Uyanık Olalım.

  147. Mehmet Özcan said,

    Mart 14, 2010 7:59 pm

    Hişam Bin Amir radıyallahu anh, Nebi sallallahu aleyhi vesellem’den rivayet ediyor; “”Şüphesiz o(Deccal) esmer ve kıvırcık saçlıdır.”[
    Deccal, kıvırcık saçlıdır, bir gözü kördür.Hadis-i Şerifler de bu bize bildirilmiş.Sai baba denilen kişide bonus reklamlarındaki gibi uzun ve kıvırcık saçlıdır.Esmerdir aynı zamanda. Genelde turucu kıyafet giyiyor.Neredeyse bütün dünyada dernekler açmış ama Hadis-i Şerif lerdeki gibi Suudi Arabistan da hiçbir derneği yok.Hadis-i Şerif:Deccal,Mekke ve Medine’ye giremez.70 milyon müridi var dünyada ve kendisini iyi olarak göstermeye çalışıyor.Hadis-i Şerif:Alnında “kâfir” yazısı vardır.(10) Okuma yazması olsun olmasın onu her Müslüman okur. İcraatlarını beğenmeyen herkes o yazıyı okuyacaktır. Müslim, Fiten: 95, 101-102; Ebû Davud, Melahim: 14; Tirmizî, Fiten: 56; Müsned, III:103, 173, 201
    Sai baba denilen kişinin iki gözü arasında sanki ateşle dağlanmış gibi Arapça harflerle kafir diye yazılı.CENAB-I ALLAH(C.c) TÜM ÜMMET-İ MUHAMMED’İ sai baba isimli deccalden korusun.

  148. yorumcu said,

    Nisan 6, 2010 6:20 pm

    Mehmet Özcan,sıradan bir Hint gurusunu Deccal yaptın ya,helal olsun sana…Ona ancak üç beş tane Avrupalı kokona mürid olur ancak…

  149. Adem said,

    Mayıs 9, 2010 1:25 pm

    Güzel kardeşlerim Deccali mi arıyorsunuz? Aşağıdaki internet sayfasını inceleyin bakın bu sayfada iki tane Deccal var ve hem kuran ayetleri hemde hadislerle anlatılmış. Ayrıca sayfayı yapan kişide sayfanın altına İmam Mehdi Sahibü’z Zaman olduğunu yazmış ve bunu bütün dünyaya kanıtlayacağınıda belirtmiş. Ben birşeye inanacaksam bunu delillerini görmek isterim.

    Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal’ın merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar.
    (Mehdilik ve İmamiye, s. 37, Sahih-i Müslim, c. 11/s. 393′den nakil)

    Yukarıdaki hadiste bunu kanıtlıyor gibi. Doğrusunu ancak Allah bilir.

    http://deccaller.sitemynet.com

    Allah yardımcımız olur inşallah

  150. ibrahim said,

    Aralık 15, 2010 3:54 pm

    kıyamet biz insanlar için çok yakındır .mehdi resul ve h.z.isanın ggelmesi an meselesidir allah cc bütün insanlara hidayet versin amin

  151. Kasım 6, 2012 9:45 am

    çok saolun da babamdan dayak yedım :(

  152. ******* said,

    Eylül 3, 2013 11:39 pm

    kılıçlar kınından çekildi emir bekler….

  153. emrah said,

    Kasım 15, 2013 1:43 pm

    reankarnasyon bu söylenenlerin hepsi ölüm die bişi yok aslında insanın vucudu ölür sadece ama aklı ruhu boyut degiştirir sadece


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 57 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: